İstihbarat5 Ekim 2006 00:00

Yücel Sayman ve Aydın Avukatlığı

Alman vakıflarıyla çok yakın ilişkileri olan Yücel Sayman, acaba vicdani reddin Alman İstihbarat birimleri tarafından Türk Ordusunu zayıf düşürme operasyonunun bir parçası olarak kullanıldığını bilmiyor mu? Yoksa bilerek ve isteyerek onlara hizmet mi ediyor?acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada

www.acikistihbarat.com

06 Ekim Cuma


YÜCEL SAYMAN ve AYDIN AVUKATLIĞI

Heddam
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun


Orhan Pamuk, Elif Şafak, Perihan Mağden, Hrant Dink gibi her türlü AB-ABD politikasının aktif savunucusu kişilerin "Türklüğe hakaret" ve "Halkı askerlikten soğutmak" gibi suçlarla yargılandıkları davalarda, Yücel Sayman bu isimlere her konuda destek olmuştur hatta bizzat Hrant Dink ve Perihan Mağden"in avukatlığını üstlenmiştir. Malum odaklar tarafında "aydın" olarak sunulan bu kişilerin hangi çevrelerle bağlantılı oldukları ve hangi fonlardan yararlandıkları artık halkın büyük kesimi tarafında çok iyi biliniyorken, buna rağmen Yücel Sayman"ın bu kişilerin avukatlığını üstlenmesi, kendisinin de bu çevrelerle çok yakın ilişkisi olduğunu ve ortak bir amaç için birlikte çalıştıklarını gösteriyor.
 
Holding medyasının "demokrat aydın" olarak lanse ettiği Hrant Dink"in, yargılanmasına sebep olan yazısına bakılınca, ne kadar "aydın" bir karaktere sahip olduğunu çok net şekilde görülüyor.

 "Türkten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeninin Ermenistan"la kuracağı asil damarında mevcuttur."

Türk insanına hakaret eden Hrant Dink"in davasında, onun avukatlığına soyunan Yücel Sayman"ın duruşmada olay çıkaran sözlerinin hatırlanmasında fayda var. Protesto için duruşma salonunu ve koridorları dolduranlara "şerefsiz herifler" diye bağıran Yücel Sayman, ne kadar demokrat olduğunu bir kez daha sergilemiş oluyordu. Arkadaşları onu ancak elleriyle ağzını kapatarak susturuyordu "alçaklar, hainler" diye bağırırken.
 
Perihan Mağden"in "halkı askerlikten soğutmak" suçuyla yargılandığı diğer davada, Yücel Sayman "vicdani reddin temel bir insan hakkı olduğunu ve başka bir suçun işlenmesine elverişli bir araç olarak ele alınamayacağını" söylüyordu.

Alman vakıflarıyla çok yakın ilişkileri olan Yücel Sayman, acaba vicdani reddin Alman İstihbarat birimleri tarafından Türk Ordusunu zayıf düşürme operasyonunun bir parçası olarak kullanıldığını bilmiyor mu? Yoksa bilerek ve isteyerek onlara hizmet mi ediyor?
 
Her gün şehit cenazelerinin geldiği bu günlerde, AB ve ABD tarafından desteklenen PKK terör örgütünün biraz da olsun önüne kesmek için çıkarılan terörle mücadele yasasının en büyük muhaliflerinden birisi yine Yücel Sayman"dır.
 
Malum vakıf ve derneklerin organize ettiği bir toplantıda Yücel Sayman,

"Teröre rağmen demokratikleşmeden geri adım atılmayan bir ülkenin aydını olarak yaşamak istiyorum"

demiştir.  Kendisinin de konuşmacı olarak katıldığı bir başka toplantıda "Terörle Mücadele Kanunu ayrımcı ve ırkçı bir yasa" deniyordu.

Boğaziçi Üniversitesi"nde düzenlenmiş olan Teröre Karşı Mücadele isimli panelde, "TMK"nın Kürtler için çıkarıldığını" ifade eden öğretim üyesi Doç. Dr. Nazan Üstündağ, "Her Kürt teröristtir mantığının hâkim olduğunu" söylemiştir.

Doç. Dr. Yücel Sayman da boş durmamış ve "Terörle Mücadele Kanunu Türkiye"yi geriye götürüyor" demiştir.  Panele katılan, Avrupa Parlementosu Liberal Grup Başkanı, Graham Watson bölgede yaşanan durumun çözümü için, Kürt halkının tanınması gerektiğini ifade etmiştir.

Acaba Yücel Sayman"a göre, ABD-AB denetiminde, Büyük Ortadoğu Projesinin uygulanması için kullanılacak bir kukla  Kürdistan"ın kurulması mı Türkiye"nin ileri gitmesini sağlayacak?
 
PKK ve Etnikçilik ile ilgili neredeyse her toplantı ve panelde Yücel Sayman ismini görmek mümkün.  Terör örgütünün muhatap alınması üzerine yayınlanan "Aydınlar Bildirisi" imzalayan isimlerin arasında Yücel Sayman da bulunuyordu.

Bildiriye imza atanları temsilen Tayyip Erdoğan"la görüşen isimlerin arasında Yücel Sayman"ın yanı sıra;  Adalet Ağaoğlu (yazar), Orhan Pamuk (yazar), Ercan Karakaş (Sosyal Demokrasi Vakfı Başkanı), Mehmet Bekároğlu (Eski Saadet Partisi milletvekili), Baskın Oran (öğretim üyesi), Ali Nesin (öğretim üyesi), Jale Parla (öğretim üyesi), Osman Kavala (işadamı), Gencay Gürsoy, Ahmat Hakan ve Ali Bayramoğlu gibi dikkat çekici isimler vardı.
 
'Aydınlar Bildirisi'ni imzalayan isimlerin geçmişte terör örgütü karşısında sergiledikleri tavırlar nedeniyle kamuoyundan büyük tepki çeken görüşmede, Erdoğan'ın Diyarbakır gezisinde vereceği mesajlar şekillenmişti.
 
İşte "Aydınlar Bildirisi"nden bir bölüm:

"Biz aşağıda imzası bulunanlar. İçinde bulunduğumuz çatışma ortamından derin bir kaygı duymaktayız. 5 yıl süren ve 30 bin civarında insanımızın kaybına yol açan, taraflarca "düşük yoğunluklu çatışma" veya "kirli savaş" olarak adlandırılan dönemin acıları, milyonlarca insanımızı derinden yaraladı.Artık insanlarımız ölmesin, barış içinde ve adil bir yaşam sürelim. PKK"nın silahlı eylemlere derhal ve önkoşulsuz son vermesini istiyoruz. Hükümetin, kalıcı barışın sağlanması ve herkesin demokratik toplumsal hayata katılabilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri gerçekleştirmesini talep ediyoruz."
 
100'den fazla ismin imza attığı bu bildiride "Herkesin demokratik toplumsal hayata katılabilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri gerçekleştirmesini talep ediyoruz" cümlesi, PKK'nın siyasallaşmasının sağlanmasına yönelik talebi de içinde barındırıyor.
 
Evet görüldüğü gibi, Yücel Sayman, PKK ile masayla oturulması ve PKK"nın siyalaşmasının sağlamasıyla ilgili her bildiriye imza atılıyor, bununla ilgili bütün oturumlara katılıyor. Daha sonra da bunu demokrasi için yaptığını, Türkiye"ye dayatılan AB normlarının bunu gerektirdiğini söylüyor.
 
Yücel sayman , PKK"lı teröristlerin yaşam haklarını savunurken, nedense ABD/AB güdümlü teröristler tarafından şehit olan güvenlik görevlilerinin ve vatandaşların yaşam hakları, onların geride bıraktığı ailelerinin hakları kendisini hiç ilgilendirmiyor.
 
Hemen hemen her gün şehit ve gazi haberleri alınan ve şehit cenazelerinin ağıtlar eşliğinde gömüldüğü bu günlerde, kendi politikalarını Türkiye"ye dayatmak için AB ve ABD"nin PKK"ya daha fazla saldırı yaptırtacağı bir zamanda, PKK"lı teröristlerin yaşam hakkını savunacak bir Baro başkanının nelere yol açabileceğini lütfen bir düşününüz. 

TESEV gibi Şehitlik ve Gazilik kavramlarını tartışmaya açan Soros fonlu bir NGO"nun birçok etkinliğine konuşmacı olarak davet edilen Yücel Sayman, pek masum bir konumda olmasa gerek.
 
2004 yılının Aralık ayında yapılan bir başka toplantıda azınlık dilleri masaya yatırılıyor ve doğal olarak her türlü etnikçiliği "demokrasi" adına savunan Yücel Sayman bu toplantıyı da "onurlandırıyor".

Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı
(TOHAV) Avrupa Komisyonu Türkiye Temsilciliği tarafından desteklenen "Demokrasi ve insan hakları için Avrupa inisiyatifi" programı kapsamında, "Azınlık dillerinin kullanımına yönelik hukuki destek" içerikli bu toplantıya konuşmacı olarak da İstanbul Barosu eski Başkanı Dr. Yücel Sayman, avukat Fethiye Çetin, avukat Tahir Elçi, TOHAV Genel Sekreteri Metin İriz, avukat Selim Okçuoğlu ve avukat İnna Akmeşe katılmıştır.

Batman Hotel Turhan"da düzenlenen toplantıya katılanlar arasında, Midyat Süryani Kültür Derneği, Doğu ve Güneydoğu"da açılan Kürtçe dil kursları yöneticileri, Kürt dili enstitüsü yetkilileri, Dicle Üniversitesi Süryani ve Yezidi dili üzerine araştırmalarda bulunan akademisyenler, Adana ve Göksu Kafkas Derneği yetkilileri, Zaza kültürü üzerinde araştırma yapan akademisyenler ve bölge barosu avukatları vardır.

Acaba Yücel Sayman neden  hiçbir zaman ulusal bayramlara, Türkiye"nin hayati çıkarlarını ilgilendiren toplantılara ya da Şehit yakınlarına yardım toplanmasına dönük organizasyonlara katılmıyor? İstanbul Baro başkanlığını yeniden aday olan Yücel Sayman, kimin haklarını savunmak için buraya aday oluyor?

Son olarak Yücel Sayman"ın  imzasını , "Türk ve Kürt Aydınlardan Şiddete Karşı Ortak Çağrı" isimli metinde görüyoruz. PKK"yı bir taraf, Türkiye Cumhuriyeti"ni PKK"nın karşısında eşit diğer taraf olarak gören bu bildiride PKK"nın silah bırakması ve devletin de PKK"nın siyasallaşması için gerekli düzenlemeleri yapması isteniyor. ABD"nin BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ"yle son derece uyumlu olan bu bildiriye imza atan diğer dikkat çekici isimler;

Can Paker (TESEV Bşk.), Ahmet Öcal (MÜSİAD Diyarbakır Şube Bşk.), Abdulgaffar Dursun (Şırnak Baro Bşk.), Yavuz Önen (İHV Bşk.), Yusuf Alataş (İHD Bşk.), Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Cengiz Aktar, Prof. Dr. Doğu Ergil, Ayhan Bilgen (Mazlum Der. Bşk.), Ali Bayramoğlu, Beral Madra, Prof. Dr. Baskın Oran, Ercan Karakaş, Esat Canan (Hakkari Milletvekili), Hayri Kozanoğlu, Hrant Dink, Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, İsmaİl Hakkı Tombul (KESK Genel Bşk.), Osman Kavala, Sadun Aren, İpek Çalışlar, Zeynep Oral, Vecdi Sayar
.

Görüldüğü gibi hangi çevrelerin kimlerle işbirliği halinde hangi amaca hizmet ettikleri çok net bir şekilde ortada.

İşbirlikçi sermayenin adamları, işçilerin ve memurların haklarını savunmak dışında her şeyi yapan sendika başkanları, solculuğu tamamen etnikçiliğe ve AB-ABD"nin izin verdiği çerçeveye sıkıştıran "Aydınlar", Soros fonundan ve Alman vakıflarından bol miktarda para alan "Sivil?" Toplum Örgütleri, Demokrasiyi azınlık haklarına ve etnisiteye indirgeyen yazarlar...  

"Sivil Örümcek Ağları" birçok sivil toplum kuruluşunu sarmış ve PKK"nın siyasallaştırılıp ABD emperyalizminin  BOP planı çerçevesinde kullanılması için yoğun çaba harcıyor.