Televizyonda haberleri seyrediyorum.
İsmi lazım değil, çok izlenen bir kanalda, Anavatan Partisi ' nin İstanbul ' da bir araştırma yaparak trafiğin tıkandığı noktaları tespit edip, iftar saati yollarda mahsur kalanlara yiyecek dağıttığının haberi veriliyor. Sırtında Anavatan Partisi ' nin amblemi ve ismi yazılı tişörtler olan kişiler, arabaların arasında dolaşarak, trafikte takılıp kalmış sürücülere nevale dağıtıyorlar. Yiyecek paketini alanlar da uzun bir "eyvallaaaaaah" çekiyor, "Allah razı olsun " diyor !..
İnsan manzarayı görünce düşünmeden edemiyor :
Bu dini siyasete alet etmek değil mi ?
Tabii ki değil !..
" Eğer amaç, trafiğe takıldığı için iftara yetişemeyen insanlara yardım etmekse, o yiyecekler dağıtılırken, ANAP amblemli tişörtlerle propaganda yapmanın anlamı nedir ? ANAP, bu tür bir girişimle ne hedefliyor, seçmene ne mesaj veriyor ?"
diyen münafıklar çıkacaktır ama, onlara kulak asmamak gerek ; Çünkü, laikiz elhamdülillah !..
Ramazan ayındayız ya, din ve dince kutsal sayılan kavramların pazarlanmasının haddi hesabı yok artık.
Her kanalda bir dini program Peygamber zamanından, tarihi gerçekliği şüpheli kıssalar anlatan devletin "profesör" unvanı verdiği, kürsü tahsis ettiği badem bıyıklı, top sakallı tiplerden tutun da, ilahi okuyanlara, hadis yorumlayanlara kadar, bir cümbüş içinde; eyvallah 'lı, " Allah kabul etsin"'li, " hamdolsun" lu muhabbetlerden geçilmiyor ekranlarda
Bu arada başka bir kanaldaki haberlerde, biber gazının oruç bozup bozmadığı konusu inceleniyor.
Trabzon'da gösteri yapan bir grubu dağıtmak için polisler, orucu bozar korkusuyla biber gazı kullanmazken, başkentteki memur eylemlerine müdahale eden güvenlik güçleri aynı hassasiyeti göstermemişler.
Doğal olarak haberi hazırlayan kanalın yetkili kişilerinin de aklı karışmış !..
Acaba biber gazı oruç bozar mı ? Ne yapsınlar, onlar da İstanbul Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Anabilim dalından bir profesöre danışmaya karar vermişler. Ekranda zuhur eden top sakallı, delici bakışlı bu İslam hukuku hocası zaten bugünler için değil mi ? Sanki peygamber zamanında biber gazı varmış gibi, o da basıyor fetvayı :
"Biber gazı orucu bozmaz. Orucu, yemek, içmek ve cinsel ilişki bozar !.. "
Başka bir kanalda da Milli Eğitim Bakanı, abdest suyunun her derde deva olup olmadığı konusunda açıklamalar yapıyor. İlköğretim okullarında okutulacak bir din bilgisi kitabında bu yöndeki bilginin medya tarafından çarpıtıldığını, söz konusu olan şeyin " abdest suyu" değil, " abdest almak için kullanılan su" olduğunu söyleyip, insanın günde beş vakit namaz öncesinde abdest almasının faydalarını da " kan dolaşımını hızlandırır " diyerek saymaya başlıyor. Üstelik bu bilgi, bir Alman bilim adamının araştırmasına dayandırılmış din bilgisi kitabında
Konuşan sözde " laik " Türkiye Cumhuriyeti' nin Milli Eğitim Bakanı !... " Hayatta en hakiki mürşit ilimdir " sözünün çok sevildiği ve sözde benimsendiği bir ülkenin Milli Eğitim Bakanı bu kişi !.. Milli Eğitime bu kişi bakıyor işte ve biz de bu zihniyetin yaptıklarına bakıyoruz hala !..
Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, necip milletimiz her gece sahura kalkıyor. Televizyonda türlü çeşit dini programla, Kuranı Kerim dinleyerek, hadisli, kıssalı yayınlarla sahuru yapıyor. Bu şekilde niyet eden halkımız, bir iki saatlik uykunun ardından yeniden oturuyor televizyonun karşısına ve bu sefer sabah kuşağında Kuşum Aydın, Seda Sayan, Ahu Tuğba, Şenay Düdek vb. kişilerin sunduğu, düzeysizliğin ve dedikodunun ekranlardan taştığı programları izleyerek öğleni ediyor.
Sonra öğle namazı eda ediliyor ve bu sefer öğleden sonra kuşağında dedikodu ağırlıklı aynı türden düzeysizliklerin yer aldığı programları çoluk çocuk seyredip, ikinci namazını da eda ediyor.
Ama daha iftara bir kaç saat var. Ne yapmalı peki ?
İsteyen ATV ' de, Türk sinemasının " starı " Avşar kızının her tarafından cıvıklık taşan televizyon programını izleyebilir ya da isteyen Hülya Hanım ' ın kendi adını taşıyan dergide, ilişkiler hakkında kaleme aldığı son yazısındaki şu satırlara bir göz atabilir :
"Merakımdan soruyorum; eşinin yanında gaz çıkaran, burnunu karıştıran, elini pantolonunun içine sokup karıştıran, bacağındaki batmış kılları cımbızla ya da eliyle temizleyen, ilişkinin b.....nu çıkaran ilişki kahramanları acaba sonra yatakta şehvetle sevişebiliyorlar mı? Kendi düşüncemden sizi mahrum bırakmayayım: Benim eşim tüm bunları yapsa beni bir daha koynuna alamaz, kusarım inan. İnsan ve ilişki? Zaten zor, peki ya seks? Hepten zor..."
Orucunu açmak için akşam ezanının okunmasını beklerken Hülya Hanım'ın ın milli ve manevi değerlerimizle uyum içindeki görüşlerini hatmeden ya da Pınar Altuğ ' un kendisinden bilmem kaç yaş daha genç, körpe bir delikanlı ile olan ilişkisinin manası üzerine kafa yoran inançlı yurttaşımıza, yarın bir mikrofon uzatılsa ve Avşar kızı ya da Pınar Hanım hakkında ne düşündüğü sorulsa, ne der acaba ?
Din pazarlaması ile bastırılmış cinselliğin rating yarışına çıktığı güzel ülkemin güzel insanları..
Bilmem ki size ne demeli ?
SELAHATTİN EROL
selah_erol@yahoo.com