Duyurular25 Eylül 2006 00:00

Şeker İş Sendikasından Kampanya Açılış Mesajı

- Bugün ülke ihtiyacının çok altında şeker üretilmesine rağmen kota üstü kaçak üretim ve satış yapılması, çeşitli yollarla yurda çok miktarda kaçak şeker, nişasta bazlı ve kimyasal tatlandırıcı sokulması, şeker ve mısır ithalatına tanınan gümrük ve vergi kolaylıkları, AB ülkelerinde ortalama % 2 olan, ülkemizde ise Bakanlar Kurulu Kararı ile % 15 olarak uygulanan yüksek nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotaları gibi nedenlerle stok oluşumu sürekli artmaktadır. - Stoklar bahane edilerek pancar kotalarının sürekli daraltılması ve kamu fabrikalarının çok düşük bir kapasite ile üretim yapmaya zorlanması sonucu birim maliyetler yükselmekte, Türkşeker’in karlılık oranı düşürülmekte, adeta göz göre göre zarara sürüklenmektedir. cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardcialis forum cialis prodaja cialis bez receptafusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnemicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgdiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cardsoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

www.acikistihbarat.com

25 Eylül Pazartesi


KAMPANYA AÇILIŞ MESAJI

Şeker İş Sendikası
Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun



Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarımızın Türkşeker'in bünyesinden ayrılması, kaçak şeker ve tatlandırıcı girişlerinden dolayı aşırı stok oluşumu gibi nedenlerle şimdiden zorlanan Türkşeker, aynı politikaların devam etmesi, Şeker Sanayii'nin önünü açacak yeni stratejiler benimsenmemesi halinde önümüzdeki dönemlerde daha büyük güçlüklerle karşılaşacak, ayakta kalmakta zorlanacaktır. Sonuçta Türkiye'nin büyük şeker üreticisi ülkelerin ve uluslararası şeker tüccarlarının pazarı haline gelmesi kaçınılmaz olacak, onlar kazanırken Türkiye kaybedecektir.

Bu nedenle başta duru beyaz şeker üreten bir topluluk olarak biz şeker işçileri olmak üzere, pancar çiftçileri, ekmeğini bu sektörden kazanan tüm kesimler ve bu ülkeyi seven tüm Türk halkı, bütün gücüyle yürütülen mücadeleye katılmalıdır ve katılmaktadır…

Bizden kopartılan Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarımızın tekrar Türkşeker bünyesine kazandırılması, şeker ve tatlandırıcı kaçakçılığının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınmasının sağlanması, bu mücadelenin temel hedefleridir.

Birlik ve beraberliğimiz, gücümüzün, kararlılığımızın, azmimizin ve başarımızın teminatıdır.

Sanayimizin içinde bulunduğu olumsuz ve zor koşullar altında başlayacak olan 2006/2007 kampanyalarımız da bu gücün, kararlılığın, Sanayimizin ve fabrikalarımızın her şeye rağmen ayakta kalma azminin göstergesi olacaktır.

Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarımızı en kısa sürede yeniden Türkşeker bünyesinde görmek umuduyla, fabrikalarımızın 2006/2007 kampanyasını kutluyorum. Verimli ve başarılı bir kampanya dönemi gerçekleştirilmesini diliyor, kampanyalarımızın tüm camiamıza ve Sanayimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

2000 yılında özelleştirme programına alınan milli şeker sanayimiz, Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikalarının özelleştirme idaresine devrini öngören 1 Aralık 2005 tarih ve 2005/130 sayılı ÖYK kararı ile çok ciddi bir çıkmazın eşiğine sürüklenmiştir. Özelleştirme gerekçesiyle yıllardır sanayimiz üzerinde oynanan oyunlarla birlikte bu karar değerlendirildiğinde, Türkşeker’in de özelleştirilen diğer sanayi devlerimiz gibi “kıyım” sürecine maruz kalacağı anlaşılmaktadır.

- Sanayimizde yıllardır yatırım yapılmamakta, fabrikalar eski teknolojilerle üretimlerini sürdürmeye çalışmaktadırlar.

- Bugün ülke ihtiyacının çok altında şeker üretilmesine rağmen kota üstü kaçak üretim ve satış yapılması, çeşitli yollarla yurda çok miktarda kaçak şeker, nişasta bazlı ve kimyasal tatlandırıcı sokulması, şeker ve mısır ithalatına tanınan gümrük ve vergi kolaylıkları, AB ülkelerinde ortalama % 2 olan, ülkemizde ise Bakanlar Kurulu Kararı ile % 15 olarak uygulanan yüksek nişasta bazlı şeker (NBŞ) kotaları gibi nedenlerle stok oluşumu sürekli artmaktadır.

- Stoklar bahane edilerek pancar kotalarının sürekli daraltılması ve kamu fabrikalarının çok düşük bir kapasite ile üretim yapmaya zorlanması sonucu birim maliyetler yükselmekte, Türkşeker’in karlılık oranı düşürülmekte, adeta göz göre göre zarara sürüklenmektedir.

- Pancar şekeri üreten tüm ülkelerde bu sektör titizlikle korunmasına ve desteklenmesine rağmen, ülkemizde IMF baskısıyla destekleme kapsamından çıkartılmıştır.

- Yurtdışında, tüm yapay tatlandırıcılarda bulunan ve başta beyin tümörleri olmak üzere kansere neden olduğu saptanan aspartamın ilaç üretiminde bile kullanılması yasaklanma aşamasında iken, genetik modifiye ürünler ve nişasta bazlı şekerlerin kullanımına sınırlama getirilirken, ülkemizde bu maddeler kayıtlı veya kayıt dışı gıda üretiminde serbestçe kullanılmakta, doğal ve sağlıklı pancar şekeri yerine bunların kullanımı özendirilmektedir.

- 2004 yılı sonunda Bakanlar Kurulu Kararı ile Şeker Kurumu kapatılarak şeker sektörü başıboş, kontrolsüz ve denetimsiz bir sürece terkedilmiş, Sendikamızca Danıştay’da açılan dava sonucu ilgili karar iptal edilerek Kurum’a yeniden işlerlik kazandırılmış, ancak bu arada kaçak üretim ve satışlar patlamıştır.

- Sektörde NBŞ’ler lehine bir ortam hazırlamak amacıyla Şeker Kanunu’nunda değişiklik öngören iki ayrı yasa tasarısı hazırlanmış, Sendikamızın ve sektörle ilişkili diğer kurumların yoğun ve aktif mücadelesi neticesinde hayata geçirilememiştir. Ancak sektörde huzursuzluk yaratmak pahasına yeni bir tasarının hazırlıklarına başlanmıştır.

- Ankara Şeker Fabrikamızın piyasa değeri 375 trilyon liranın üzerinde olan ve bu bedelden satılması halinde tüm fabrikaların modernizasyonuna yetecek mali kaynak sağlayabilecek nitelikteki 2.150 dönümlük arazisi Büyükşehir Belediyesi’ne bedelsiz olarak devredilmiştir. Sendikamız, bu devrin iptali amacıyla Danıştay’a dava açmıştır.

- Özelleştirme yol haritasında fabrikaların portföyler halinde özelleştirilmesinin öngörülmesine rağmen, 130 sayılı ÖYK kararı ile ilk etapta üretim maliyetleri düşük, kar oranları yüksek fabrikalardan Bor, Ereğli ve Ilgın Şeker Fabrikaları’nın özelleştirme programına alınması, öncelikle kârlı fabrikaların özelleştirileceğini ortaya koymaktadır.

Karlı fabrikaların öncelikli olarak özelleştirilmesi halinde;

* Sosyal amaçlarla kurulmuş, eski teknoloji ve düşük ölçekle üretim yapan fabrikalar kapanacak, pancar tarımı ve şeker üretimi ile sektörel istihdam daralacak, yaklaşık 6 milyon kişi bundan doğrudan etkilenecek, köyden kente göç olgusu, büyük kentlerde güvenlik sorunları ve terör olağanüstü boyutlara ulaşacaktır.

* 4 milyar dolarlık kurulu yatırımı bulunan Türk şeker sanayi çökecek ve Türkiye pancar şekeri üretiminde stratejik önemini yitirecektir.

* Sektörün pazar ve fiyat avantajı ortadan kaldırılmış, haksız rekabet ve haksız kazanç ortamı yaratılmış olacak, pazar istikrarı bozulacak ve kalan fabrikaların özelleştirilmesi mümkün olmayacaktır.

* Türkiye’nin şeker üretimi azalmış olarak AB’ye tam üye olması halinde, ülkemiz kalan pancar kotasını da geri dönülmez bir şekilde kaybedecek ve diğer şeker üreticisi ülkelerin pazarı durumuna gelecektir.

* Fabrikaların ziraat teşkilatları özelleştirme sonrasında kapanacak, çiftçimiz teknik destekten mahrum kalacak, taşımacılık, zirai mücadele ve tarım aletleri gibi yan sektörler, yöresel ekonomi ve bölgesel kalkınma olumsuz etkilenecek, sonuçta yörede yaratılan ve paylaşılan katma değer kayba uğrayacaktır.

Bu nedenle Sendikamız;

* Sanayimizin özelleştirme kapsamından çıkarılarak özerkleştirilmesi, fabrikaların revize edilerek teknolojilerinin yenilenmesi, karlı hale getirilmesi gerektiği görüşündedir.

* Şeker Sanayii özelleştirme kapsamından çıkarılmazsa bile mülkiyet devri yerine işletme hakkının devredilmesi yöntemi tercih edilmelidir.

* Öncelikle sektörün geleceğini garanti altına alacak yasal düzenlemeler yapılmalı, ülkeye kontrolsüz ve kaçak şeker girişi engellenerek pazarlama olanakları iyileştirilmeli, fabrikalar arası kota transferi engellenerek tüm fabrikaların yaşatılması garanti altına alınmalı ve sırf kotası için veya diğer işletme dışı amaçlarla fabrikalara talip olacaklar ayıklanmalıdır.

* Özelleştirme öncesinde sektör iyi analiz edilmeli, üretimde sürekliliği sağlayacak tedbirler alınmalı, diğer sektörlerle etkileşimi dikkate alınmalı, sektörün devamlılığı sağlanmalıdır.

* Bu çerçevede ihale şartnamelerine ve devir sözleşmelerine mutlaka ve mutlaka pancar ve şeker üretim garantisi, fabrikaların modernizasyonu ve istihdamın korunmasına ilişkin hükümler konmalıdır.

Bu koşullar sağlanmadan fabrikaların özelleştirilmesi yapılamayacak, ancak talan edilip kapatılmalarının önü açılmış olacaktır.

Bu gelişmelerin önlenmesi amacıyla Sendikamızca yürütülen mücadelede şubelerimizin, üyelerimizin ve Türk pancar çiftçisinin desteği çok büyük önem kazanmaktadır. Unutulmamalıdır ki; bu mücadele, sadece işçilerin ya da sadece çiftçilerin mücadelesi değildir. Gelişmeler, pancar çiftçileri başta olmak üzere tüm tarım kesimini ve tüm ülke ekonomisini, dolayısıyla tüm milletimizi etkileyecektir. Bu nedenle her kesim üzerine düşen görevleri yerine getirmek, bu mücadeleye katkıda bulunmak zorundadır.

Gelişmelerin bu şekilde sürmesi halinde 2006 yılında Sendikamız; işçi, çiftçi ve yöre halkını bir araya getirerek etkin eylemler düzenleyecektir. Şeker-İş Sendikası, pancar tarımının ve pancar şekeri sanayinin geleceği güvenceye kavuşuncaya kadar haklı mücadelesini sürdürecektir.