|
Eşkiya dünyaya hükümran olmaz.. Hele görgüsüzü hiç olamaz..
Dünya artık Deli İbrahim'lerin, gaddar 8'inci Henri'lerin, bilmem kaçıncı çılgın Lui'lerin dünyası değil..
İktidar kimseye veraset yoluyla yahut gökten zembille intikal etmiyor...Paylaşılıyor.. Dünyanın her yerinde bu paylaşım, yönetilenin sosyal ve kültürel seviyesine göre farklılıklar gösteriyor..
Ama sonuçta her millet, kabile, cemaat, topluluk lâyık olduğu kadrolar tarafından yönetiliyor.
Geçen hafta KTÜ Tarih Bölümü, önemli bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı.. İzleyici olarak katıldım..
CIEPO; Uluslararası Osmanlı ve Osmanlı Öncesi çalışmaları Komitesi.. Dünya çapında önemli ilim adamı tarihçiler katılıyor. İki yılda bir değişik Avrupa üniversitelerinde yapılıyor.. KTÜ'deki, 17'incisi idi..
Program kitapçığında yüzden fazla bildiri vardı.. Sunanların ise sadece ismi..
Düzenleme Komitesindeki arkadaşlara sorum, “Âdet öyleymiş” dediler..
“Avrupa'da ismin başındaki ünvan, profesörlük, doçentlik önemli değil.. Önemli olan, ismin.. O isimle yaptıkların, eserlerin, araştırmaların..”
Uzun yıllar çeşitli yayın organlarında yazılarıma arzum hilafına ismim dışında ille de unvanımın eklenmeye çalışılmasıyla boğuştuğum geldi aklıma..
Reklam olurmuş..
Ünvan, ismin önüne nasıl geçer? Ünvan, rütbe, makam mı isme saygınlık kazandırır?
Nasrettin Hoca'nın, kürküne yemek yedirme sırrı da böylece açıklığa kavuşmuş oldu..
Şimdilerde Ankara'da bir müdür var..
“Doğal Hayatı ve Yaban Keçilerini ve Yakın Çevreyi Koruyup Kollama Şirketi Ankara Bölge Müdürü”..
Arkadaş “merkezde” olduğu için kendisine çok fazla önem atfediyor, kıymet biçiyor..
Bir afra tafra ile geziyor..
Gerekli gereksiz her yerde; çarşıda pazarda, köyde, kasabada, kahvede, kasapta; divanda, dergâhta, bargâhta...
Çiftçiye, avcıya, köylüye, memura...
Vatandaşa......
Yerli yersiz “Ben Doğal Hayatı ve Yaban Keçilerini ve Yakın Çevreyi Koruyup Kollama Şirketi Ankara Bölge Müdürüyüm” diyormuş...
“Yaşam Analisti” bir arkadaşıma sordum..
Meğer hırsı aklının önünde giden..
Görgüsü, tahsili, bilgisi, kültürü kıt ve kısıtlı olan..
Bu, kıt yetenek ve olanaklarıyla şu veya bu şekilde, tarihin ve talihin garip bir tecellisi olarak ummadığı konumlara ge(tiri)liveren kimselerde görünen kronik bir semptommuş..
Peki bu özelliklere sahip birisi, hırsı da aklının önünde ya; bulunduğu makamı hazmedemeyip daha üst makamlara, yüksek mevkilere çıkmaya niyet ederse ne olurmuş?
Ona da “veri kootrdinatörü” başka bir dostum cevap verdi..
Çok kötü olurmuş, hiç çekilmezmiş..
Cümle “insan kaynakları müdürlerinin” ve “sistem mühendislerinin” dikkatine özenle sunulur..
25 Eylül 2006
“57'iNCİ ALAY ÇANAKKALE'DE, TRABLUSGARP'TA, FİLİSTİN'DE, SAKARYA'DA
57'inci ALAY KARABAĞ'DA, KARASU'DA, KERKÜK'TE, KIBRIS'TA
57'İNCİ ALAY HERYERDE
HEPİMİZ 57'İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”
|