Değişiyoruz yavaşça, değerlerimizi yitirerek, yozlaşarak, tükenerek
değişiyoruz. Eskiden dokunulmaz olan, kutsal olan ne varsa teker teker
değişiyor dimağlarımızda. Değiştiriyorlar.
Değişimi zaman zaman yazdığımız yazılarda dile getirmeye çalıştıysak ta en
çarpıcı örneklerinden birini yazmak bu güne nasip oldu. Gaziler.
Vatan için
yarım kalan, kan döken gaziler, bizim gazilerimiz, vatan yani, vatanı
yüreklerinde taşıyanlar, vatan için ölecek yüreğe sahip olanlar. Bir tanesi
ve benim çok sevdiğim bir tanesi Gazi Savaş. Daha yirmili yaşlarında, milli
okçu, yazar, sürekli kendini geliştiren ve sürekli, hizmet etmek için
çabalayan bir adam. Hala asker, yürüdüğünde bir dağ yürüyor zannedersiniz,
öyle heybetli gösterişli bir arslan namzedi.
Geçenlerde gaziler günü ile ilgili bir makalesi yayınlandı.
Yazdıkları insanın içini yakıyordu.
KEMAL'İN ASKERLERİNDEN BAŞKOMUTANLARINA MEKTUP
başlıklı bir yazı. 19 Eylül gaziler günü tüm gazilerin çalıştıkları
işyerlerinden izinli olması gerekirken, törenlere iştirak etmesi gerekirken
çalıştırılmayı, hamallık yaptırılmayı, itilip kakılmayı, azarlanmayı,
hakarete uğramayı hak etmediklerini anlatıyordu. Anlatırken başına
gelecekleri biliyormuşçasına, bu yazı yüzünden beni işten de kovarlar diye
yazmıştı Savaş.
Aslında haksız da sayılmazdı, şehit babasının 11 ay 25 gün
cezalandırıldığı, askerlerin yan gelip yattıkları ve içki alemi yaptıkları
için başlarına çuval geçirildiğinin bir emniyet amiri tarafından fütursuzca
dillendirildiği, başbakanın yan gelip yatmakla ilgili veciz sözlerinin
gündem oluşturduğu bir ülkede, bir gazinin lafımı olurdu? Elbette itilip
kakılabilir ve cezalandırılabilirdi.
Ve Savaş haklı çıktı. Bu gün yazılı savunmasını çalıştığı iş
yerinin genel müdürüne verecek. Neden mi? 19 Eylül günü izinli olması
gerekirken çalıştırıldığını anlatan, diğer gazi arkadaşlarının sorunlarından
bahseden yazısı yüzünden. Evet, yanlış duymadınız, sadece bu yüzden. O
yazısında bazıları gibi Türklüğe hakaret etmedi. Türk ordusuna veya
devletin kurumlarına hakaret etmedi, bölücüleri ve bebek katillerini
ululamadı.
O bir Gazi olarak, yani bizden, sizden, işyerindeki genel
müdüründen, insan kaynakları müdüründen, uğruna yarım kaldığı milletinden,
sakatlığına rağmen bir sporcu olarak onurla temsil edip bayrağını defalarca
yükselttiği devletinden alacaklı olarak, vefa, iyi niyet, hizmet, sadakat,
güler yüz ve insanlık alacaklısı olarak yaşadığı bazı sorunları yazdı.
Çok bir şey istemiyordu, sadece hakkı olan bir şeyi istiyordu,
"insanca muamele". Ve sırf bu yazıyı yazdı diye bir sürü hakarete maruz
kaldı ve yazılı savunması istendi. Bunları telefonda konuşurken öğrendim,
kahroldum bir kez daha.
Doğru beyler, siz haklısınız, ben ve Savaş haksızız. Suçluyuz. Siz
doğrusunuz.
* Kafasına çuval geçirilen askerler, içki alemi yapıp sayın başbakanın
dediği gibi yan gelip yatmasalardı başlarına çuval geçirilmezdi. (Bir
emniyet amiri)
* Bu nota müzik notası değildi, öyle olur olmaz verilemezdi.(
Başbakan)
* Ordu öyle her konuda konuşmamalıydı.(Lagendjik)
* 301. Madde kapı numarası değildi. (Adalet bakanı)
* Mustafa Kemal terk edilmeli ve PKK ile masaya oturulmalıydı. (Anrew
Duff)
* Gazi Savaşı savunmasını almanız yetmez onu hapse atın ibret olsun
tüm gazilere hatta sorunu kökten çözün, çıkarın Ulus meydanında asın onu,
suçludur çünkü vatanına ve onun değerlerine sahip çıkmıştır, Gazi
olmuştur.(Bir vatan evladı, Gazi Savaş'ın Komutanlarından, onu göreve
götürüp onunla savaşanlardan biri- Oktay Yıldırım)
* Sonra da bu yazıyı yazdığım için beni yargılayıp asın, Gazi kıyımı
gününüz kutlu olsun.
Yinede, size ve her şeye rağmen;
"VARLIĞIM TÜRK VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN"
OKTAY YILDIRIM
25-09-2006
|