Siyaset15 Eylül 2006 00:00
Şehit Annesinden Başbakana Mektup Var!
1 Eylül 2006 tarihinde Van'ın Özalp ilçesi Saray mevkiinde İran sınırındanteröristlerce açılan ateş sonucu evladımız Piyade ErDeniz Yüzgeç şehit düştü. Aynı gün akşam saatlerinde acı haber bir binbaşıve iki doktor nezaretinde bizlere ulaştırıldı, 2 Eylül Cumartesi günücenazesi İzmir'e getirilerek 3 Eylül Pazar günü resmi tören ileKadifekale Şehitliği'nde defnedildi.cialis manufacturer coupon open drug coupon cardescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkohol
*BAŞBAKANA CEVAPTIR*
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na;
1 Eylül 2006 tarihinde Van'ın Özalp ilçesi Saray mevkiinde İran
sınırından
teröristlerce açılan ateş sonucu evladımız Piyade Er
Deniz Yüzgeç şehit düştü. Aynı gün akşam saatlerinde acı haber bir
binbaşı
ve iki doktor nezaretinde bizlere ulaştırıldı, 2 Eylül Cumartesi günü
cenazesi İzmir'e getirilerek 3 Eylül Pazar günü resmi tören ile
Kadifekale Şehitliği'nde defnedildi.
Tüm bu süreç boyunca en düşük rütbeden en yüksek rütbeye kadar tüm
askeri
personel gerekli tüm prosedürü eksiksiz yerine getirmiş ve Şehidimize
son
görevimizi layıkıyla yapmamızı sağlamıştır.
Lakin devletin en önemli ikinci makamında bulunduğunuz ve de Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'ni ilk ağızdan temsil ettiğiniz halde,
henüz şehitlerimizin toprağı dahi kurumadan yaptığınız "Askerlik yan
gelip
yatma yeri değildir" açıklaması ve arkasından da sözde hatanızı
düzeltmek
için verdiğiniz demeçte "Askerlik turistik bir mekan değildir" demeniz
tüm
ailemizde infial yaratmıştır.
Nasıl bir başbakan "Artık şehit haberi almak istemiyoruz" diye feryat
eden
bir vatandaşına bu tür bir açıklama getirebilir? Ülkemizde milyonlarca
insanın gözü kulağı son dönemde tırmanan eylemlere karşı ne tür bir
önlem
paketi açıklayacağınızı duyabilmek umuduyla size çevrilmişken, hangi
düşüncelerle bu anlamsız, anlamsız olduğu kadar da yakışıksız
açıklamayı
yapabildiniz bilemiyoruz.
Size maddeler halinde hatırlatmak isteriz ki;
1. Siz ne Başbakan olmadan önce gittiğiniz Amerika Birleşik
Devletleri'nde görüştüğünüz kişilerin, ne de Avrupa Birliği'nde
müzakere adı
altında bazı ödünler verdiğiniz şahısların değil, bizim yani Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlarının Başbakan'ısınız.
2. Bu tür bir açıklamayı yapmanız gösteriyor ki; ya sarf ettiğiniz
cümlelerin hangi kişilerce nasıl algılanacağını düşünmeden
konuşuyorsunuz,
ya da bilerek ve isteyerek şehit ailelerine ve tüm halkımıza
"Çocuklarınızı
askere gönderirseniz ölmeleri gayet doğaldır" gibi bir açıklama
getiriyorsunuz. Bizce her iki durumda da istifa etmediğiniz her saniye
rahmetli şehitlerimizin aziz hatırasına zarar vermektesiniz.
3. Bu tarihten itibaren oğlunuz Bilal Erdoğan'ın askerlik
durumunun en
yakın takipçileri olacağız.
Umarız ki Allah bu büyük acıyı asla ne size ne de bir başkasına
yaşatmasın.
Sizden yıllardır devam eden bu sorunlara bir çözüm bulmanızı dilemek
isterdik ama sahip olduğunuz ve olamadığınız özelliklerinizi düşününce
bu
sorunu çözebileceğinize artık inanmıyoruz.
Son olarak ifade etmeliyiz ki, bu metin sizi siyasi olarak yıpratmak
veya
iktidarınızı sarsmak amacıyla düzenlenmiş bir muhalefet komplosu değil,
evladını bazı tedbirsizlikler yüzünden şehit vermiş bir ailenin
yaptığınız
açıklamalara verdiği en hafifletilmiş cevabıdır. Bu mesajın size belki
de
hiçbir zaman ulaştırılmayacağını biliyoruz. Ancak biz bu mesajı size ve
tüm
halkımıza ulaştırmak için elimizden geleni yapacağız.
Necla ŞENER
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na;
1 Eylül 2006 tarihinde Van'ın Özalp ilçesi Saray mevkiinde İran
sınırından
teröristlerce açılan ateş sonucu evladımız Piyade Er
Deniz Yüzgeç şehit düştü. Aynı gün akşam saatlerinde acı haber bir
binbaşı
ve iki doktor nezaretinde bizlere ulaştırıldı, 2 Eylül Cumartesi günü
cenazesi İzmir'e getirilerek 3 Eylül Pazar günü resmi tören ile
Kadifekale Şehitliği'nde defnedildi.
Tüm bu süreç boyunca en düşük rütbeden en yüksek rütbeye kadar tüm
askeri
personel gerekli tüm prosedürü eksiksiz yerine getirmiş ve Şehidimize
son
görevimizi layıkıyla yapmamızı sağlamıştır.
Lakin devletin en önemli ikinci makamında bulunduğunuz ve de Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'ni ilk ağızdan temsil ettiğiniz halde,
henüz şehitlerimizin toprağı dahi kurumadan yaptığınız "Askerlik yan
gelip
yatma yeri değildir" açıklaması ve arkasından da sözde hatanızı
düzeltmek
için verdiğiniz demeçte "Askerlik turistik bir mekan değildir" demeniz
tüm
ailemizde infial yaratmıştır.
Nasıl bir başbakan "Artık şehit haberi almak istemiyoruz" diye feryat
eden
bir vatandaşına bu tür bir açıklama getirebilir? Ülkemizde milyonlarca
insanın gözü kulağı son dönemde tırmanan eylemlere karşı ne tür bir
önlem
paketi açıklayacağınızı duyabilmek umuduyla size çevrilmişken, hangi
düşüncelerle bu anlamsız, anlamsız olduğu kadar da yakışıksız
açıklamayı
yapabildiniz bilemiyoruz.
Size maddeler halinde hatırlatmak isteriz ki;
1. Siz ne Başbakan olmadan önce gittiğiniz Amerika Birleşik
Devletleri'nde görüştüğünüz kişilerin, ne de Avrupa Birliği'nde
müzakere adı
altında bazı ödünler verdiğiniz şahısların değil, bizim yani Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşlarının Başbakan'ısınız.
2. Bu tür bir açıklamayı yapmanız gösteriyor ki; ya sarf ettiğiniz
cümlelerin hangi kişilerce nasıl algılanacağını düşünmeden
konuşuyorsunuz,
ya da bilerek ve isteyerek şehit ailelerine ve tüm halkımıza
"Çocuklarınızı
askere gönderirseniz ölmeleri gayet doğaldır" gibi bir açıklama
getiriyorsunuz. Bizce her iki durumda da istifa etmediğiniz her saniye
rahmetli şehitlerimizin aziz hatırasına zarar vermektesiniz.
3. Bu tarihten itibaren oğlunuz Bilal Erdoğan'ın askerlik
durumunun en
yakın takipçileri olacağız.
Umarız ki Allah bu büyük acıyı asla ne size ne de bir başkasına
yaşatmasın.
Sizden yıllardır devam eden bu sorunlara bir çözüm bulmanızı dilemek
isterdik ama sahip olduğunuz ve olamadığınız özelliklerinizi düşününce
bu
sorunu çözebileceğinize artık inanmıyoruz.
Son olarak ifade etmeliyiz ki, bu metin sizi siyasi olarak yıpratmak
veya
iktidarınızı sarsmak amacıyla düzenlenmiş bir muhalefet komplosu değil,
evladını bazı tedbirsizlikler yüzünden şehit vermiş bir ailenin
yaptığınız
açıklamalara verdiği en hafifletilmiş cevabıdır. Bu mesajın size belki
de
hiçbir zaman ulaştırılmayacağını biliyoruz. Ancak biz bu mesajı size ve
tüm
halkımıza ulaştırmak için elimizden geleni yapacağız.
Necla ŞENER