Siyaset16 Eylül 2004 00:00

Strateji Belgesi - Orhan Bursalı

2003-2023 Strateji Belgesi! Bu da nedir, diyeceğinizden eminim. Gazetemizde de bir küçük haberi çıktı! ''Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikaları 2003-2023 Strateji Belgesi'' , TÜBİTAK'ın bundan önceki yönetimince başlatılan, Türkiye'nin, ekonomi ve yönetimin bilim ve teknoloji temelinde yeniden nasıl inşa edilmesi gerektiğini tartışan 2.5 yıllık bir çalışmanın ürünü. (Editörün notu: Belgeye http://vizyon2023.tubitak.gov.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz)escitalopram i alkohol go escitalopram i alkoholdiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards

''Zina ila bina artınca kıyamet kopacak'' ... İkisinin de son derece giderek arttığı dünyada, AKP'lilerin zinayı cezalandırarak kıyameti engelleme, en azından ülkemizi kıyametin dışında tutma çabası boşa çıktı!

Aslında AKP ve İslamcılar ''zina'' nın kaçınılmazlığını itiraf ediyorlar. ''TCK'nin hiçbir yasasını kendine referans kabul etmediğini'' açıklayan bir İslamcı yazar, erkeğin tek kadınla idare edemeyeceğini belirtiyor ve ''laik zina'' ile ''dini zina'' arasındaki tek farkı, birinin ''akitli'' olması (imam nikâhı!) ile açıklıyor. Haklı! (Erkekler yatıp kalkıp dua etsinler; şu dünyaya bir kadın peygamber gelseydi, halleri nice olurdu acep?)

Zinada kopan kıyameti AKP gülerek izledi, isteyerek ve büyük keyifle geri adım attı ve Türkiye kurtuldu!

Güngör Uras 'ın ''Yeni Harman'' da bir demeci gözüme takıldı, ''esas zina soygunda'' diyordu!

Evet, ülkemizde zinaların en ballısı ve katmerlisi, yıllardır ekonomide sürüp gidiyor. İktidarların ''ekonomik zina'' ları sonucu ülkenin gümbürdediğini unuttuk. AKP bugün bu zinayı özellikle inşaat ihalelerinde acaba hangi boyutta sürdürüyor? Bu konuyu da Hürriyet'te Yalçın Bayer 'den izliyoruz! AKP, ihaleleri, hem de ortalamanın üzerinde pahalı teklifler veren AKP cemaatine yakın şirketlere aktarıyor!

Yani ekonomide millet zinalanıp duruyor!

****

Zina, az kalsın içinde boğulacağımız hacimde bir köpük yarattı, ama günlerin getirdiği bir başka konunun ise tek bir köpüğü çıkmadı: 2003-2023 Strateji Belgesi!

Bu da nedir, diyeceğinizden eminim. Gazetemizde de bir küçük haberi çıktı!

''Ulusal Bilim ve Teknoloji Politikaları 2003-2023 Strateji Belgesi'' , TÜBİTAK'ın bundan önceki yönetimince başlatılan, Türkiye'nin, ekonomi ve yönetimin bilim ve teknoloji temelinde yeniden nasıl inşa edilmesi gerektiğini tartışan 2.5 yıllık bir çalışmanın ürünü.

Şu sırada, ekleriyle 80 sayfa kadar olan belgenin son haline www.tubitak.gov.tr sitesinden ulaşılabilir. Meraklı herkesin, bu belgeyi indirip en azından incelemesi gerekir diye düşünüyorum. Belge, zina gibi çalkalanabilecek popülerliğe sahip olmasa da!

Belge, adından da anlaşılabileceği gibi, 2023'ü hedef alıyor.

2023 neyi anımsatıyor bize?

Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yıldönümünü!

Bilim ve düşün dünyasından insanların derdi, 100. yıldönümünde göğüslerimizi kabartacak bir Türkiye görmek!

Kalkınmış, demokratik, zengin, insanları mutlu, yaratıcı, girişimci, Avrupa ve dünyada göğsü ve başı açık, Türkiyeli olmaktan onur duyacağı bir ülke!

Bütün isteğimiz bu değil mi? Milletin, seçmenin gönlünde yatan?

''Bilim ve teknoloji politikaları'' gibi ''soğuk'' bir isim kimseyi yanıltmasın. Belge, çok özetle, kalkınanların nasıl kalkındığını ve Türkiye'nin nasıl kalkınabileceğini özetlemeye çalışıyor.

Tarihsel bir bakışla, yol gösterici bir manifesto!

Aslında, bir siyasi partinin bu belgeyi temel alan politikalar üretmesiyle, Türkiye gerçekten 2023'e ''adam gibi'' girebilir!

Ama öyle 20 yıl sonrasıyla ilgilendiğini gören politikacı var mı?

Stratejik bir hedefi olmayan bir ülkenin, bir devletin, siyasal partilerin bir yere varabilmesi de mümkün değil. Türkiye ne yazık ki tam bu durumda!

****

Geçen hafta sonuna doğru Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu , Başbakan'ın başkanlığında toplandı. Toplantı, basına, tek satırla, Erdoğan 'ın ''Bilimi bilim için değil refah için kullanacağız'' sözüyle yansıdı.

Bu toplantının en önemli gündem maddesi, hazırlanan bu Strateji Belgesi olmalıydı (öyle idi!). Fakat TÜBİTAK'ın şimdiki yönetiminin belgeye yeterince sahip çıkmadığı görülüyor. Belge gerektiği gibi toplantıda sunulmadı ve bağlayıcı bir karar alınması için çaba sarf edilmedi.

Neden? TÜBİTAK yönetiminin tarihi bir sorumluluğu var burada.

Evet, temel soru ortada duruyor: 2023'e, Cumhuriyetin 100. yıldönümüne Türkiye nasıl girecek?

Bugünkü gibi (biraz ağır bir ifade olsa da!) ''sürünerek'' mi, yoksa dik bir duruş ve yürüyüş ile mi?

Merak etmez, tartışmaya değer bulmaz mısınız?

Cumhuriyet