NİHAYET 30 AĞUSTOS 2006 - Hüseyin MÜMTAZ
Bugün 30 Ağustos 2006..Defterin yeni bir sayfası, yeni bir dönem.. 30 Ağustos 2002’de Özkök’le başlayıp, hemen 2 ay sonra 3 Kasım’da Akepe’nin ona eklemlenmesiyle başlatılan AB-ABD-AKEP; yâni BOP sürecinin kaçınılmaz olarak bir makas ayrımına geldiği gün.. Bu dört yıllık gri dönemde neler yaşadık.. Şiir gibi beraber yürüdük, beraber ıslandık.. Sonunda helâllik isteyerek ayrıldık..coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardscialis manufacturer coupon open drug coupon cardcialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon
NİHAYET 30 AĞUSTOS 2006
Hüseyin MÜMTAZ
Bugün 30 Ağustos 2006..Defterin yeni bir sayfası, yeni bir dönem..
30 Ağustos 2002’de Özkök’le başlayıp, hemen 2 ay sonra 3 Kasım’da Akepe’nin ona eklemlenmesiyle başlatılan AB-ABD-AKEP; yâni BOP sürecinin kaçınılmaz olarak bir makas ayrımına geldiği gün..
Bu dört yıllık gri dönemde neler yaşadık..
Şiir gibi beraber yürüdük, beraber ıslandık.. Sonunda helâllik isteyerek ayrıldık..
Türk tarihinin en rezil olayı olan Çuval’ı yaşadık; tarihte ilk defa Türk bayrağının yırtıldığı, yakıldığı günleri (Erbil, Mersin, Atina) yaşadık; Lefkoşa’da Türk bayraksız, Rum bayraklı mitingler yaşadık..
Kabile reisleri devlet başkanı oldu.. Kırmızı halılar ile Ankara’nın kapısını çalar oldular..
Müstemleke müfettişleri ülkede dolaşır oldu.
Egemenliği paylaşır olduk..
Başkenti kâh İstanbul’a, kâh Diyarbakır’a taşıdılar..
Ay-yıldızlı bayrağın yerini bol yıldızlı bayrak aldı..
Haritamızı çizdiler, haritamızı..
Bunların hepsi son dört yılda oldu..
2002 Ağustos’u ile başlayıp 2006 Ağustos’unda sona eren dönem, Cumhuriyet tarihinin en gri dönemidir. (Büyükanıt)
Ben demiyorum, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt diyorİ
‘’Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan bu yana hiçbir zaman, bu kadar tehditle aynı anda karşı karşıya gelmemiştir. Silahlı bölücü terörün dışında, silahsız terör diyebileceğim iç ve dış oluşum ve girişimlerle TC’nin üniter yapısına bu kadar saldırılmamıştır.’’ (28 Ağustos. Devralırken yaptığı konuşma)
Şöyle veya böyle BOP treninin lokomotifi bundan sonra tek bacağı üzerinde durmak, sadece ‘’eşbaşkan’’ın himmetine dayanmak zorundadır.
Diğer bacak, ‘’hocam’’ emekli olmuş, inzivaya çekilmiştir.
Çoğu emekli orgenerallerin, eski Genelkurmay Başkanlarının yerleştiği İstanbul ve Ankara’yı tercih etmemiş, kendini tecrit ederek İzmir Hava Kuvvetleri lojmanlarını tercih etmiştir.
Demek ki sadece ‘’genç subaylarla’’ değil, yaşlı subaylarla da bol yıldızı uyuşamamıştır..
Hadi ‘’helallik’’ istemiş olmasını gazeteciler yanlış anladı diyelim; Özkök Arınç’a vedaya gittiğinde şunları söylemiş midir?
‘’Sizin başkanlığınız döneminde Meclis’in saygınlığının, itibarının artması, siyaset kurumunun saygınlığının artması anlamına geldiğinden çok önemsiyorum. Bundan dolayı da sizi tebrik ediyorum.. Meclisimiz her zaman Silahlı Kuvvetlerin yanında olduğunu hissettirdi’’.
Allah Allah...
Peki 23 Nisan 2003 gecesi Meclis Başkanı Arınç’ın Meclis’te verdiği resepsiyona ‘’komutanlarla birlikte’’ gitmeyerek protesto eden ben miydim?
Rüya mı gördük?
Bir sonraki 23 Nisan’a katılınca da sormuştuk, ‘’Ne değişti?’’ diye..
Demek ki Özkök de ‘’değişmeden gelişenlerden’’....
Neyse... Bay Özkök’ü daha çok konuşacağız..
Yeni bir dönem başlıyor, ‘’Eşbaşkan’’ artık Bush’un BOP planlarını tek başına yürütmek mecburiyetinde kalacak demiştik..
İsrail Lübnan’a saldırmış, Condi Beyrut’a gitmiş ve ‘’Yeni bir Ortadoğu’nun zamanı geldi’’ demiştir.
Albay Ralph Peters de ‘’yeni Ortadoğu’nun haritasını yayınlamıştır..
Şimdi de, ‘’yeni bir Ortadoğu’’ için ‘’eşbaşkan’’ Lübnan’a asker göndermektedir..
Yeni Ortadoğu’da Türkiye’nin de sınırları değişmektedir..
Hayrettir, ‘’eşbaşkan’’, ‘’başbakanı’’ olduğu ülkenin sınırları değişeceği halde BOP planı içinde yer almaktadır..
Türkiye’de ‘’başkomutan’’ Sezer dahil kimse Lübnan’a asker yollamayı istememektedir.
Bir tek Akepe istemektedir.
Bakın Gül ne diyor..
‘’Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Başbakanlık Konutu’ndaki tezkere zirvesine saatler kala, -Asker yollamasak veya geciksek, Türkiye’nin ABD, AB ve bölge ülkeleri nezdindeki ağırlığı azalırdı- dedi’’. Enis Berberoğlu. 30 Ağustos 2006)
Lübnan’a asker yollamanın, sadece ABD, AB ve İsrail’e yaranmak için elzem olduğunun, bundan veciz ve anlamlı bir ifadesi olabilir mi?
Ve bunun, bir 30 Ağustos günü, 30 Ağustos’un 84’üncü yıldönümünde yapılmış olması ne kadar acıdır?
Yukarıdaki söz, itiraf, ikrar ne dersen de bir belgedir millet.. Bunu bir kenara yaz ve iyi sakla..
Günü geldiğinde bu faturayı ilgilisinin önüne elbet uzatacağız...
Akepe, Anan gelmeden (6 Eylül) teskereyi çıkarmak için de düzen almıştır. Meclis bir gün önce (5 Eylül) toplanacaktır.
Bir gece önce de (4 Eylül) Akepe MYK toplanacak, ikna turları atılacaktır..
Demek ki bu savaş sadece Akepe’nin savaşıdır.
Tam bu noktada bir ‘’organizasyonu’’ dikkate getirmek istiyorum..
Cumhurbaşkanı ve Başkomutan Sezer KKK devir teslim töreninde 26 Ağustos günü Lübnan’a asker gönderilmesini onaylamadığını açıklamıştır.
28’inde Genkur. Bşk’lığı devir teslimi yapılacaktır. Komutanların konuşmaları ve halkın yorumları, giderek asker göndermenin anlamsızlığı üzerinde kamuoyu oluşmasını sağlamaktadır.
Demek ki ‘’eşbaşkan’’ın durumu zorlaşmaktadır.
Genkur. Bşk’lığı devir tesliminin yapılacağı 28 Ağustos sabahı bakanlar Kurulu tıoplantıya çağırılır.
Öğlen Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu’nun asker gönderme konusunda prensip kararı aldığını açıklar.
Yâni öğleden sonra görevi devralacak olan Orgeneral Büyükanıt, ‘’Lübnan askeri’’ konusunu kucağında bulur..
Nur topu gibi bir evlât..
Geliyoruz Büyükanıt’a...
Yarın..... 31 Ağustos 2006
“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA
57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA
57’İNCİ ALAY HERYERDE
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”