Emperyalizmin Kucağına Oturmak ya da Karşı Durmak, İşte Bütün Mesele Bu Sayın Özkök... - EROL MANİSALI
Ertuğrul Özkök , 26 Ağustos 2006'da Hürriyet'te bir yazı yazmış. Kendisine teşekkür ederim, hemen hemen her şeyi itiraf etmiş. Sıralayalım... 1) Özkök birkaç hata yapmış. Savunduğu cephenin ve zihniyetin önemli açıklarını ve yanlışlıklarını gözler önüne sermekle kalmamış, bazı odakların Türkiye'de olmasından en fazla korktukları şeyi de itiraf etmiş. Bunların ayrıntılarına daha sonra değineceğim. fusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acne
Sayın Özkök, ben ''Söylediklerimi aynen yayımlaması koşulu ile'' her görüşteki yayın organı ile konuşurum. Bunun aksi bir düşünce ya Hitler rejiminde ya da Arap krallıklarında söz konusudur.
Bu durum Türkiye'de geçerli olsaydı sizin Emin Çölaşan 'la aynı gazetede bulunmamanız gerekirdi. Milli Gazete benimle bir söyleşi yapmış ve yayımlamış. Benim görüşlerimin bu gazetede yayımlanması Erol Manisalı ile gazete arasında bir aidiyet, bir bütünleşme sağlamaz ki. Bunu en amatör ve çaylak gazeteciler bile bilirler. Ertuğrul Özkök bu basit gazetecilik kuralını neden unutmuş görünüyor?
Kendisine çaylak mı demeliyim? Yoksa çaylak rolünde bir şahin mi?
Ertuğrul Özkök'e çok teşekkürler; benim Cumhuriyet'teki bu köşemde anlatmak istediklerimi bir kalemde itiraf ederek anlatmış oldu.
3) Ertuğrul Özkök cesaret edip Hürriyet'ten birini söyleşi için bana gönderseydi Milli Gazete'ye söylediklerimi ona da söyleyecektim. Hem cesaret edip benimle söyleşi yaptırmayacaksınız hem de cesaret edip gönderenlere konuştuğum zaman eleştirme cesaretini göstereceksiniz.
İşte burada fena açık vermişsiniz Sayın Özkök; siz şimdi bana, ''Ben seni konuşturmuyorum; başkalarına da konuşamazsın'' tehdidinde mi bulunuyorsunuz? Siz ne yazdığınızın farkında mısınız Sayın Özkök? Demek size bunları yazdırtan çok tehlikeli şeylerle karşı karşıyayız.
Doğan Koloğlu, Oktay Ekşi, Yalçın Pekşen gibi Hürriyet'in 1970'li, 1980'li ve 1990'lı yıllardaki üyeleri benim bugün de savunduğum o günkü görüşlerime hem yer vermişler, hem de destek vermişlerdi. ''Hayatım Avrupa'' dizisinin birinci ve ikinci kitaplarında onların yazıları orijinal hali ile yayımlandı, lütfen okuyunuz ve gerçekleri görünüz.
Anlaşılan siz Hürriyet'i, ''benden önceki Hürriyet- benden sonraki Hürriyet'' olarak ikiye ayırmışsınız. Aksi halde yazınızda ''beni eleştirmeye çalışırken sizden önceki Hürriyet'i de eleştirdiğinizi'' fark ederdiniz.
4) ABD odaklı bazı çevrelerin en büyük korkusu yeni Ortadoğu projelerine ve haritalarına karşı Türkiye'de geniş bir ulusal ve antiemperyalist cephenin oluşmasıdır. Köktendincinin ''işbirlikçi'' olanını istiyorlar; bölücüler zaten yanlarında; bazı gayri milli sermaye çevrelerinin elleri mahkûm, baştan teslim olmuşlar.
Ulusalcı ve antiemperyalist cephenin genişlik ve derinlik kazanması onları korkutuyor. Güney Amerika'da karşılaştıkları durumla Türkiye ve Ortadoğu'da karşılaşmak istemiyorlar. ''Böl ve yönet'' kuralını uyguluyorlar.
Bütün gürültü patırtı bundan kopuyor, fincancı katırlarını ürküten bu...
Özkök'ün yazısının Hürriyet'te yayımlandığı gün benim de Cumhuriyet'teki köşe yazım çıkmıştı. Son cümleleri şöyle bitiyor: ''Bu topraklarda kendi çıkarları doğrultusunda yeni emperyalizmin çizmek istediği yeni haritalara hizmet sunan odaklardır bunlar.''
Ne tesadüf, aynı gün ben de bunları yazmışım.
Ertuğrul Özkök'e teşekkür etmek istiyorum; aksi halde bütün bu gerçekler okurlara bu açıklıkta ulaşamazdı. Bulutların dağılmasına yardım etti. Kimin ne olduğu daha iyi anlaşıldı...