'Türk Bankacılığı' bitiyor... – Yiğit Bulut
<P class=MsoNormal style="MARGIN: 0in 0in 0pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana; mso-bidi-font-family: Arial">Dikkat ederseniz 'Türkiye'de bankacılık bitiyor' ifadesini kullanmadım. Anlatmak istediğim; 'Türk sermayesinin sahip olduğu bankalar' dönemi kapanıyor... <BR>Peki bu gelişme, bizler için iyi mi? <BR>Cevabı ben vermeyeyim, gelin istatistiklere birlikte bakalım. Yabancıların gelişmiş AB ülkelerindeki payları şöyle; Avusturya yüzde 19, Fransa yüzde 19, Danimarka yüzde 17, İspanya yüzde 10, İtalya yüzde 8, Almanya yüzde 5, hatta Yunanistan'da bile yüzde 20... </SPAN></P><div style="display:none">renovation vejle <a href="http://blog.pelagicfm.com/page/renovation-nyborg-34Q">site</a> renova</div><div style="display:none">micardisplus 80/25 mg <a href="http://www.ilkpirlantam.com/page/micardisplus-hinta-O9P">click</a> micardis plus 80 12.5 mg</div>
Bu veriler sonrası sorduğumuz soruya başka bir soru ile cevap verelim; 'bankaların toptan bir şekilde yabancılara satılması' iyi bir şey ise, Almanya başta olmak üzere 'gelişmiş Avrupa' dediğimiz ülkeler çok mu aptallar ki; bankalarının milli sermaye elinde kalması için uğraşıyorlar. Onlar bu işi bilmiyor da yalnızca biz mi biliyoruz!
Sevgili dostlar, bu noktada konuyu biraz daha açalım; hangi ülkelerde Türkiye'deki gibi kontrolsüz bir 'önüne gelene sat' politikası uygulandı ve o ülkelerde yabancı payları hangi oranda?
Cevap çok zor değil. Meksika'da tam bir yağma yaşandı bugün sistemin yüzde 82'si yabancıların elinde, Arjantin yüzde 48, Şili yüzde 42, Peru yüzde 47, Macaristan ve Polonya yüzde 65, Çek Cumhuriyeti yüzde 95, Slovakya yüzde 93, Estonya yüzde 100... Gördüğünüz gibi Dünya liginde IMF sömürüsü altında olan ülkeler ile AB liginde özellikle Alman-Fransız-Benelüx sömürüsü altında olan ülkelerde, oranlar aynen Türkiye gibi yüzde 40'lardan yüzde 100'lere kadar çıkıyor. Bu tespit sonrası bazıları şöyle düşünebilir; 'ama Türkiye'de oran düşükmüş'!
Oyakbank'ın tamamı için görüşmeler devam ediyor, Akbank satışa sıcak bakıyor, kamu bankaları vitrinde... Uzun lafın kısası oran tam bir aldatmaca!
Sevgili dostlar, bu noktada, bugünlere nasıl geldiğimizi de isterseniz birlikte hatırlayalım;
- Demirbank'a el konularak (Devlet Denetleme Kurulu'nun raporları 'milli banka olarak yaşatılabilirdi' ibaresini içeriyor) 350 milyon dolara HSBC'ye satıldı. El konulmadan önce 1.5 milyar dolar üzerinde pazarlık ediliyordu.
- TMSF elindeki Sitebank'ı Yunan Novabank'a sattı.
- TEB'in yüzde 50'si Fransız BNP'ye satıldı.
- Yapı Kredi, TMSF tarafından Unicredito-Koç ortaklığına satıldı.
- Dışbank, Fortis'e satıldı.
- Garanti Bankası'nın kontrol hissesinin yarısı GE Finance'a satıldı.
- C Bank'ın kontrol hissesinin tamamı İsrail Bank Hapoalim'e satıldı.
- Finansbank, Yunan NBG'ye satıldı.
- Tekfenbank, Yunan EFG'ye satıldı.
- Denizbank, Dexia'ya satıldı.
- Şekerbank'ın kontrolü Kazakistan'dan Bank Turan'a geçti.
- Adabank, bir Kuveyt finans kuruluşuna satıldı.
Bu hatırlatmalar sonrası yeniden sormak istiyorum; bir Türk vatandaşı olarak yukarıda okuduğunuz satışlar hoşunuza gitti mi? Gittiyse söyleyecek bir sözüm yok, 10 yıl sonra görüşelim! Gitmediyse ve rahatsız oluyorsanız 'neler yapılabileceği' konusunda hep birlikte düşünelim...
Sonuç: Türkiye, Arjantin, Şili veya Litvanya değildir. Türkiye, bölgesinde iddiası olan, olmak zorunda olan ve bu iddiayı kamu ve özel sektör şirketleriyle desteklenmesi gereken bir ülkedir. Olaya bu açıdan bakınca 2001 sonrası uygulanan 'Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' politikaları ülkeyi felakete sürüklerken, Cumhuriyet tarihinin birikimleri de 'yabancı sermaye' kontrolüne geçmektedir. Bu noktada 'şapkayı önümüze koyup düşünmemiz ve vakit geçmeden gerekli önlemleri almamız gerekir...
Son söz: BDDK'ya son bir çağrı yapıyorum; bu noktadan sonra 'kontrolün yabancıların eline geçeceği' şekilde yapılacak satışlara izin verilmesi konusunda ülke ve millet olarak düşünme noktasına geldik, geçiyoruz. Maalesef sizler, inisiyatif kullanmadan, sadece 'noter' gibi çalışıyorsunuz! Bunun vebali ağır olur!