Küresel Şebekeler21 Ağustos 2006 00:00

Terör sanal, savaş gerçek

İngiltere'de önlendiği öne sürülen terör saldırısıyla ilgili pek çok soru işareti bulunuyor Terör sanal, savaş gerçek Medya bir kanıt olmamasına karşın son anda engellenen dev saldırının öyküsünü ha bire tekrarlayıp duruyor. JÜRGEN ELSAESSER Der Spiegel dergisinin bu haftaki sayısının kapağında ''Kitle Katliamı Stratejisi'' uyarısı var. Ama konu, İsrail'in Lübnan'ı boydan boya bombalaması ve bu çılgınlığın gerçek ölüleri değil. Savaşın başından bu yana 1300 kişi öldü, bunların da üçte biri çocuk.coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsrenovation vejle renovation skive renova

İngiltere'de önlendiği öne sürülen terör saldırısıyla ilgili pek çok soru işareti bulunuyor

Terör sanal, savaş gerçek

Medya bir kanıt olmamasına karşın son anda engellenen dev saldırının öyküsünü ha bire tekrarlayıp duruyor.

JÜRGEN ELSAESSER

Der Spiegel dergisinin bu haftaki sayısının kapağında ''Kitle Katliamı Stratejisi'' uyarısı var. Ama konu, İsrail'in Lübnan'ı boydan boya bombalaması ve bu çılgınlığın gerçek ölüleri değil. Savaşın başından bu yana 1300 kişi öldü, bunların da üçte biri çocuk. Hamburglu bu ünlü haber dergisi, daha çok İslamcı intihar komandolarının olası darbeleri sonucundaki muhtemel kurbanların halüsinasyonu içindedir. İslam astrologlarınca belli tarihler bile verildi: Ya 11 Eylül 2001'in 5. yıldönümünde veya 22 Ağustos'ta. Bu son tarihte, dünyadaki tüm Müslümanlar Muhammed Paygamber'in kanatlı at Burak 'ın sırtında göğe çıkışını kutlarlar. Doktoralı ''İslam nefretçisi'' Bernard Lewis 'in Spiegel'e yaptığı açıklamaya göre, ''Bu tarih İsrail'in ya da gerekiyorsa tüm dünyanın kıyamet kopup yok olması için uygun görülebilir'' . Dünyanın batışıyla ilgili fantezilerin gerekçesini, 9 Ağustos'u 10 Ağustos'a bağlayan gece İngiltere'deki müthiş bir baskın oluşturuyordu. Bu baskında, sözde uçakla saldıracak 19 kişi tam zamanında, -İngiltere İçişleri Bakanı John Reid 'a göre- ''daha önce eşi görülmemiş boyutlarda'' kurban verilmesine yol açacak ''inanılmaz boyutlarda bir kitle katliamı'' yapmadan hemen önce, tutuklanmıştı. Burada, hemen hemen tamamı hiç de öyle inançlı bir yaşam tarzı sürdürmeyen ve topluma uyum sağlamış genç insanlar söz konusu. Yani düşman resminde bir kayma gerçekleşiyor: Artık bol sakallı kin kusan köktenciler değildir en tehlikeli olanlar. Çok daha kötü ve keşfedilmesi güç olanlar, Türk komşumuz veya okuldaki Arap arkadaşımız biçimine bürünmüş halde aramızda yaşayan bu saatli bombalardır. Bild gazetesi Londra'daki tutuklamalar ertesinde şu yorumu yapıyordu: ''Kâfirlere karşı cihat, kutsal savaş, dünyanın İslam tarafından fethi, her geçen gün biraz daha ölümcül bir tehdit. En tehlikelisi, şu: Göçmenlerin burada, hatta Almanya'da, barış içinde büyümüş çocukları kendilerine bu mikrobu bulaştırıyorlar. 'Allahın askerleri' olarak düşmanları imha etmek zorundalar diye düşünüyorlar. Burada tıpkı 30'lu yıllarda olduğu gibi içerideki bir halk grubu tamamen düşman olarak gösteriliyor.'' En müthişi de, geçen cumadan beri, tüm medyanın, yırtınırcasına yer yer pek çekici bir mizansen içinde son anda engellenen dev olayın öyküsünü ha bire tekrar edip durmasıdır. Üstelik bunu, İngiliz makamlarının bir kanıt sunmamış olmasına rağmen yapmaktadır. Ne kaç uçağın kaçırılacağı -önce 3, sonra 10, sonunda da 12'den söz ediliyor- hakkında, ne de olası saldırı zamanı hakkında bilgi var. ''Şimdiye dek, anlaşılan, zanlıların önceden hazırlanmış patlayıcı maddeyi güya uçağa kaçak sokmak istedikleri Gatorade şişelerini gören yok'' diye itiraf ediyor Der Spiegel. Ama sadece olayda kullanılacak silahlar değildir eksik olan, silahlar hakkındaki yarı resmi teoriler de gülünçtür. Sözde sıvı kimyasal maddelerden söz edilmektedir ki, bunların daha sonra uçakta karıştırılması gerekecektir. İyi de, hangileri? Nitrogliserin ve nitrometan en küçük bir sarsıntıda bile patlayabilir. Bunun yerine, Der Spiegel, TATP için ortalığı ısıtıyor, çünkü bu maddenin kolayca aseton ve piyasadaki ilaçlarla karıştırılarak yapılması mümkün. Ancak ''TATP patlayıcı tozun cam fanusun dibine çökmesi saatler gereken bir reaksiyondan sonra oluşuyor. Ancak bunları karıştırırken ölüme yol açan patlamalar açığa çıkmaktadır.'' Yani bu saldırganlar bu kokteylin, bomba tava gelmeden, oralarını buralarını yakmaması umuduyla saatlerce uçağın tuvaletine kapanmak istiyordu, öyle mi? Londra'nın Guardian gazetesi 13 Ağustos'ta tutuklananların hiçbirinin bir uçakta yer ayırtmadığını veya bilet satın almadığını yazıyordu. O zaman bunları zanlı yapan neydi? Sadece telefon konuşmaları ve e-postalar. İngiliz makamları Pakistan gizli servisi ISI'den aldıkları bilgilere dayanıyor. Ama Springer basını (Bild gazetesini de basan en büyük medya grubu - Çev.) bir başka versiyon sunuyor ve Mossad'ı ek bir kaynak olarak kaydediyor. ''Baalbek (...) ağustos başı: İsrail ordusu hastaneye saldırıyor. Resmi açıklamaya göre Hizbullah teröristleri söz konusu. (...) İngiliz uzmanlara göre İsrail gizli servisi Mossad'ın ajanları bu eylemde üç bilgisayar ele geçiriyor. (...) Bilgisayarların belleklerinde İngiltere'deki 20 terörist hücreye işaret eden bilgiler var. Tel Aviv, 6 Ağustos: Mossad'a İslamabad'dan acil haber geliyor: El Kaide, İngiltere'de Pakistanlı teröristlere marş emri verdi. (...) Hemen sonra da Mossad, İngiliz gizli servisi MI6'yı bilgilendiriyor.'' İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden saldırısı -Bild'in mesajı böyle- Avrupa'da korkunç bir kan gölünü önlemiş oldu. Yani ABD ve müttefiklerinin Süveyş Kanalı ile İran Körfezi arasında yaptığı savaşlar, buna göre, bizim çıkarlarımıza hizmet etmektedir. ''Her yerde kriz ve savaş: Afganistan, Irak, şimdi de Lübnan. Özgür dünya ile fanatik İslam arasında yeni bir dünya savaşı öncesinde mi bulunuyoruz?'' diye aynı gazete okurlarını havaya sokuyor. Ve şöyle diyor: ''Terörün en önemli parasal kaynağı İran. Batı, Tahran'daki rejime daha mı sert çıkmalı?'' Böyle soranın, yanıtı da hazırdır.

(Junge Welt, Almanya, 15 Ağustos)

Almancadan çeviren: Osman Çutsay