Paronayacılar ve Helmut Schmidt - Bülent Esinoğlu
Vatanseverler, milliyetçiler/ulusalcılar velhasıl Amerikanın kuyruğuna takılmamış herkes, bu Amerika bizi bölecek dedi. Bunu senelerdir dediler. Ama Amerikan propaganda makinesi, mandacı basın, mütareke basını “bizi bölecekler” sözüne karşı “paranoya”, “seçilmiş travma” ve “çağın gerisinde kalanlar” gibi karşılıklar vererek emperyalizmin yanında Türkiye’ye karşı savaş verdiler. Vermeye de devam ediyorlar. Amerikanın Türkiye’yi nasıl böleceğine dair haritalar bile onlar için “seçilmiş travmanın” sonuçları oluyor. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena
Türkiye’yi bölünmüş gösteren Pentagon Haritasına dahi küçük bir eleştiri getirmediler. Amerikalı yazarlar bile eleştirdi. Bizimkiler paranoya demeye devam ettiler.
Fakat, bu kez ABD Türkiye’yi bölecek sözü hiç beklenmedik bir yerden geldi. Helmut Schmidt’ten geldi. Eski Alman Başbakanı üç ayrı televizyon kanalına verdiği demeçlerinde, bu hususun üzerine vurgu yaparak, bizlerin yıllardır söylediği bir şeyi açıkladı. “ABD Türkiye’yi bölecek” Helmut’un açıklamaları bununla da sınırlı değil. Bunu yapmak için Kürdistan ve Ermeni hayalini gerçekleştirecek. Suudi Arabistan’da iç savaş çıkartacak. Ortadoğu’da sınırları değiştirecek. Kriz derinleşecek.”
Schmidt’in diğer önemli bir tespiti daha var. “Amerika, Avrupa’nın Türkiye’yi AB’ye almayacağını bildiği halde Türkiye’yi Avrupa kapısına bağlı tutma stratejisinde ısrar ediyor.” Diyor Schmidt.
Schmidt’in bir diğer önemli tespiti de şu; Batı bu kez petrol krizini atlatamayabilir. Şeklindedir. Yani Ortadoğu’da oluşan direniş karşısında Batı geri çekilebilir demek istiyor.
Merak ediyorum. Bu Amerikancılar Schmidt’i ne ile suçlayacaklar. Irkçı milliyetçi deseler, adam Türk değil. Ama Türkiye’nin bölüneceğini söylüyor. Her halde ona da yaşlanmış, paranoya demekten başka çareleri yoktur. Schmidt’i paranoya ile suçlayacağını tahmin ettiğim köşe yazarlarını sıralamak isterim. Aslında bunlara “paronayacı” demek daha doğru olur. Yazık olmasın birkaç tanesinin ismini söyleyelim. SS1ve SS2 uzmanı Cüneyt Ülsever, yabancı muhabirler kralı Semih İdiz, kendisini Pentagona girebilen tek gazeteci olmak ile övünen Cengiz Çandar, Washington’dan bildiren Yasemin Çongar, Yahudiler çok sevdiğini söyleyen Taha Ayol, mahkeme kararları ile TRT’yi dolandırdığı sabit olan çifte vatandaş M.A.Birant ve Lübnan’a asker gönderilsin ve mutlaka Amerikanın kuyruğunda kalalımcı bööyük yazar E.Özkök.
Aslında “paranoyacıların” neci olduklarını halkımız iyice anlamaya başladı. Onun için bir kısmı bu günlerde kıvırmaya başladı. Ulusalcı/ milliyetçi bilinç öyle hızla gelişiyor ki korkmakta haklılar. Ama eskisi gibi açıktan olmasa da alttan alta vuruyorlar.
Eşbaşkan Tayyip ve Yardımcısı Gül’ün Lübnan Israrı
Amerikan ve İsrail Projelerinde görev almaktan büyük mutluluk duyan Tayyip ve Gül Lübnan’a asker göndermekte ısrarlı. Ordunun, muhalefetin, halkın olumsuz karşılamasına rağmen ısrar ediyorlar. Bir Mart Teskeresini örnek göstererek, kendilerini haklı göstereceklerini sanıyorlar. Yani Bir Mart teskeresi ile Türkiye’nin işgaline yabancı güç davet ettiklerini haklı göstermeye çalışıyorlar. Yukarıda unvanlarını açıkladığım yazarlarda bunun için olağan üstü gayret sarf ediyorlar. Hala şunu söylüyorlar “emperyalizm ile birlik olursak söz sahibi oluruz” diyorlar. Elli yıldır emperyalizm ile birlik olduk ne oldu? 350 milyar dolar borç. Cumhuriyetin meydana getirdiği bütün varlıklar yabancıların eline geçti. Topraklar satılmaya başlandı. Sonunda parçalamayı dayatmaya başladılar. Baskılar somut haritalara dönüştü. Bunlar yetmiyormuş gibi İran ile bizi kapıştırmanın başlangıcı olan Lübnan bataklığına çekmeye çalışıyorlar. PKK’yı, aracı tayin ederek, resmen muhatap kabul etmeye çalışıyorlar. Yani hem “İran” hem de “Lübnan Tuzağına” çekmeye çalışıyorlar.
Çifte tuzak plancıları başaramayacaklar. Onlar değil biz başaracağız.