İstihbarat19 Ağustos 2006 00:00

Kürdistan'ı Tanıma Planı - Sadi Somuncuoğlu

İktidar ve ABD arasındaki, "PKK'yla mücadele" ve "Lübnan'a asker gönderme" mutabakatı ekseninde neler dönüyor? Anlamak için adım adım gidelim.  Erdoğan, Bush'a açtığı "sabrımız kalmadı" telefonuna, "sınır ötesi operasyona karşıyız" cevabını aldığı halde, Lübnan işgali de sürerken, Türk askerinin buraya gitmesini teklif etti. MİT öncülüğünde hazırlanan "PKK'yı tecrit" adındaki af planı iyice tartışıldıktan sonra, "böyle bir plan var mı?" sorusu nedense  Başbakan'ı kızdı ve "ihanet" dedi. Ama MİT'e böyle bir planı kimin hazırlattığı da, MİT Müsteşarı'nın bölücü terörün başıyla İmralı'da neyin pazarlığını yaptığı da sorulmadı. Barzani'nin Başbakanı Neçirvan Barzani'nin Kandil'deki Murat Karayılan'ı kulağından tutup, Türkiye'ye teslim etmek yerine, "Buradan Türkiye'ye saldırmayın" avutması, Ankara'da kimsenin kanına dokunmadı.   PKK meselesinin Türkiye-ABD-Irak arasında üçlü komiteyle halledilmesi kararlaştırmışken, önce Barzani, peşinden Karayılan, komitede bir Kürt'ün de görev almasını istedi. Demek ki o toplantıda, "Türkiye'ye buradan saldırmayın" dışında başka şeyler de görüşüldü. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis coupons printable link discount prescription drug cardoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Komite kurulacak diye beklenirken bu defa PKK'yı taraf yapacak koordinatörlük meselesi gündeme geldi. Büyük tepki gösterileceği sanıldı ki, önce yalanlanır gibi oldu. Baktılar Türkiye dünden razı, koordinatörü 1'den 3'e çıkardılar. İlk onay da Kongra-Gel başkanı Zübeyir Aydar'dan geldi. "Kıbrıs'taki gibi taraflarla görüşecekse olumlu bakarlar"mış. Oldu olacak Türkiye koordinatörlüğü Leyla Zana'ya verilsin!..      

BARZANİ RESMİ MUHATAP
Dışişleri Bakanı Gül'ün, "PKK'nın aramıza nifak tohumları serpmesine müsaade etmeyin" dediği işbirliği çağrısı ise Barzani'nin resmen muhatap alınıp, tanınmasıydı. Kerkük'ü, kuşatıp "Kürdistan haritası"na katan, Türkmenlere katliam uygulayan; "burayı size mezar ederiz" diye Türkiye'ye meydan okuyan Barzani'den, "işbirliği ve dostluğun bozulmamasının" istenmesi, ABD ve AB'den sonra onun saldırganlığına sığınmak değilse, nedir?      

Ve ABD Dışişleri, terörün 22. yıldönümünü kutlarcasına, resmi bir açıklamayla PKK'ya, "silah ve şiddeti bırakma" çağrısı yaptı. Koordinatöre ne hacet, muhataplık başladı bile. Zübeyir Aydar, "İlk kez yapılan bu çağrı, muhatap alındığımızı gösteriyor" derken haksız mı?  
    
Bu tablo nedir? "PKK'yla mücadele" mi, "PKK'nın uluslararasılaştırılıp, Türkiye'nin resmi muhatabı haline getirilmesi" mi?  

Olanlar şudur;

1-PKK'yla mücadele yerine, millet ve devletin kurumları ile uğraşıp, bölücü terörün siyasallaştırılması sağlanmaya çalışılıyor. Terörün ancak böyle sona ereceğine ikna olmamız isteniyor.
2-ABD ve AB'nin havuç-sopa taktikleriyle Güneydoğu'muzun önce PKK, ardından "Kürdistan" pençesinden kurtarılacağı propagandası, "ağabeylik, işbirliği" masallarıyla da, çoktan kabul edildiği anlaşılan "Barzani Kürdistanı"nı tanıma kararına hazırlanma sürecinden geçiriliyoruz.
3-İşin Lübnan kısmında da PKK ve devamı var. ABD yine altın yumurtlayan tavuk "PKK'yı bitirme" yalanıyla, şimdi de kayıtsız-şartsız asker göndermemizi dayatıyor. Bu şartlarda bir davetin ardında ise, Ortadoğu cehennemine çekilip, ABD ve İsrail politikalarına geri dönülmez şekilde demirlenmemizin hesabı yatıyor.    
4-Bu kaos içinde de, tecridin kaldırılması aldatmacası ve ek protokolün TBMM'ye sevkiyle, Kıbrıs'ın Rum'a teslim hazırlıkları sessiz sedasız tamamlanıyor.                    

Evet, müttefiklerimiz Kürdistan'ı ya kanlı, ya kansız kurma, Kıbrıs'ı gasp etme peşinde. Bizimkiler ise uyumak bile haramken, Ankara'yı Wilson'a, Güneydoğu'yu ABD Adana Konsolosu ve PKK'ya bırakmış, kah tatilde, kah verdikleri ölçüsüz sözleri millete hazmettirme derdinde.    

İyi ama Türk Milleti, "Ya kanlı, ya kansız Kürdistan kurulmayacak…Vatan bölünmeyecek…Kıbrıs verilmeyecek!.." diyor. Duymuyor musunuz?