Dış Politika12 Ağustos 2006 00:00

Coni Kapınızı Tekmelemeden Önce - Bülent Esinoğlu

Amerikan askerine kısaca “coni” diye hitap edildiğini Amerikan savaşları bize öğretti. “Mehmetçiğin” taşıdığı sıcaklığı ve sevecenliği tabi ki conide bulamayız. Coni bana daha çok “caniyi” hatırlatıyor. Irak’ta kapılara tekme atan, tankların üzerinde adam öldürmek üzere bekleyen, camilerin içinde yaralıya kurşun sıkan birisi olarak zihnimizde canlanıyor.  cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg

Biliyoruz ki Amerika hep öldürerek teslim almıyor. Nüfusu bizim gibi çok ülkeleri savaştan ziyade içerden çürüterek teslim alıyor. Ama bu çürütme işleminin çok uzun zaman alacağını düşünürse her şeyi göze alabilir. Çünkü dünya hakimiyeti elinden gitmek üzeredir.

 

Lübnan direnişi, isterseniz siz buna Hizbullah direnişi deyin Amerika için çok öğretici olmuştur. Amerika artık İran’a  karadan bir saldırı yapamayacağını test etmiş oldu. Hatta bir hava saldırısının bile  Ortadoğu’da  kendisi için son olacağını anlamıştır. Onun için yeniden planlama yapıp, yeniden güç toplayıp ondan sonra Ortadoğu’ya saldırmayı planlamaktadır.

Irak’ın bölündüğünü bilen Amerika öncelik ile Kukla Kürt Devletini tanıyarak zaman kazanmak istemektedir. Bunun içinde  Kerkük’ün güvenliğini yedi ila sekiz bin Peşmergeden oluşan 4.Tümen’e bırakmıştır.  Kentin güvenliği için ilk aşamada bin 200 kişilik bir  kuvvet göndermiştir.

Amerikanın Kukla Devleti tanımaya hazırlandığı şu günlerde, bir oldu bitti ile karşı karşıya kalmak istemeyen Türk Ordusu güney sınırlarına kuvvet yığmaya devam ediyor. Sınırdaki hareketliliğin nedeni budur.

Başka belirtiler de var. İsterseniz siz komplo teorisi deyin. İncirlikten taşınan ağır silahları Amerika ilerde Türk Ordusunun eline düşer endişesi ile taşımaya başladı.

Bunun en önemli işaretini Richard Holbrook veriyor. Diyor ki; “Bush başlangıç olarak bazı Amerikan birliklerini, giderek heyecanlanan Türkler ile sabırsız, bağımsızlık yanlısı Kürtler arasında tampon olmak üzere Irak’ın kuzeyindeki nispeten güvenli bölgelere konuşlandırmalı.” Yani bağımsızlık ilan edilirse Türkiye Irak’a girecek tedbir alın diyor.

Ege Ordu Komutanı Sarıışık Batılılar PKK’ya yardım ediyorlar diyor.

Pentagon haritalar çiziyor.Yığınaklar yapıyor. Irak’a ilave 14 bin asker sevk ediyor. Güney Kıbrıs Agatur Üslerine emperyalist güçler pozisyon alıyor.  

Sözün kısası Amerika ile savaş kaçınılmaz noktalara doğru hızla ilerliyor. Türkiye’nin menfaatleri ile Amerikanın menfaatleri her alanda çatışıyor. Amerika zaman kazanıyor biz zaman kaybediyoruz. Stratejik Müttefik diyoruz, Vizyon Belgesi diyoruz. Emperyalizmin yanında kalırsak parçalanmaktan kurtuluruz diyoruz. Bunların hepsi yalan. Kurtuluş Savaşını emperyalistlerin yanında kalarak mı kazandık? Yoksa karşı koyarak mı kazandık? Yanlarında olsaydık Sevr olacaktı. Lozan’ı rüyamızda görürdük.

Savaşa hazırlanmamız gerekmektedir. Hem de top yekun hazırlanmalıyız.

Bu hükümet ile Türkiye’yi savunmak imkansızdır. Eğer bu hükümet ile savaşa gidersek Amerikan askerlerinin tekmesini kapımızda görmekten kurtulamayacağız.

Acilen “Milli  Hükümet” kurulmalıdır.

Derhal direnme ekonomisine geçilmelidir.

İran ve Suriye ile birlikte savunma palanları oluşturulmalıdır.      

Durumun ciddiyetini kavrayamayan yetkililer ya acilen durum hakkında eğitilmeli yada yerine konuyu kavrayanlar atanmalıdır. Amerikan askeri kapımızı tekmelemeden önce ne yapılması gerekiyorsa o yapılmalıdır. Unutmayalım ki bir zamanlar Saddam’da Amerikanın dostu idi.

Onlar değil biz kazanacağız.