Siyaset17 Mart 2005 00:00

UNUTMADIK NÖBETİ !

Orgeneral Hurşit Tolon, Avrupa’daki Türkiye karşıtı havaya, 47 yıldan bu yana yapılmayan bir töreni yeniden düzenleyerek anlamlı bir tepki gösterdi. İstanbul’un işgal edildiği 16 Mart 1920 günü Şehzadebaşı Karakolu’nda şehit edilen Mehmetçikler, olayın 85. yıldönümünde kabirleri başında anıldı.arcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

     

TÖRENİN HEDEFİ İNGİLİZLERMİ?AMERİKAMI? AVRUPAMI?
 

Murat BARDAKÇI, Süleyman ARAT

AB tartışmalarına ve Avrupa’da yaşanan Türkiye karşıtı havaya tepki olarak yorumlanan törene, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon başta olmak üzere, 1. Ordu’nun albay ve üstü rütbesindeki çok sayıda subay katıldı.

Orgeneral Hurşit Tolon, Avrupa’daki Türkiye karşıtı havaya, 47 yıldan bu yana yapılmayan bir töreni yeniden düzenleyerek anlamlı bir tepki gösterdi. İstanbul’un işgal edildiği 16 Mart 1920 günü Şehzadebaşı Karakolu’nda şehit edilen Mehmetçikler, olayın 85. yıldönümünde kabirleri başında anıldı.

BİRİNCİ Ordu Komutanı Org. Hurşit Tolon, AB tartışmalarına ve Avrupa’da birkaç haftadan beri yaşanan Türkiye karşıtı havaya, 1958 yılından bu yana yapılmayan bir töreni dün yeniden düzenleyerek anlamlı bir tepki gösterdi. İstanbul’un işgal edildiği 16 Mart 1920 günü Şehzadebaşı Karakolu’nda yataklarında uyudukları sırada İngilizler tarafından şehit edilen 6 Türk askeri, şehit edilişlerinin 85. yıldönümünde dün Edirnekapı Şehitliği’ndeki kabirlerinin başında Birinci Ordu’ya bağlı birliklerde görev yapan orgeneralden albaya kadar çok sayıda üst rütbeli subayın katıldığı askeri bir törenle anıldı. 47 yıl önce vazgeçilen ve bu aradan sonra ilk kez dün düzenlenen törende, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon da hazır bulundu.

SİNSİ VE HAİNCE

Törende konuşan Kurmay Albay Burhan Hasırcı, Şehzadebaşı Karakolu’nda 1920’de yaşanan baskını ‘sinsi ve haince’ şeklinde niteledi, İngiltere’nin, ‘Türkler’i tarih boyunca Anadolu’dan atma düşüncesi taşıdığını’ söyledi ve Şehzadebaşı baskınıyla ilgili olarak, ‘Karanlıklar içindeki İngiliz askerleri bir yılan sessizliği ve tilki kurnazlığıyla karakolu kuşattılar ve askerlerimizi şehit ettiler’ ifadesini kullandı. İstanbul’un işgalden kurtulduğu 1923 Ekim’inden sonra her yılın 16 Mart günü, Şehzadebaşı şehidlerinin Edirnekapı Şehitliği’ndeki mezarlarının başında anma törenleri düzenlenmiş ve törenlere askeri birliklerin yanısıra polis ve izciler de katılmış, uygulama 1958 yılına kadar devam etmişti.

GÜNLERCE HAZIRLIK

Edirnekapı Şehidliği’nde, 47 yıl aradan sonra dün ilk kez düzenlenen tören için, asker tarafından günler öncesinden hazırlıklar yapıldı. 16 Mart şehitlerinin mezarlarının çevresi yeniden düzenlenerek tören mekánı haline getirildi ve bu arada yol inşaatı sırasında bir kısmı tahrip olan Çanakkale Şehitleri’ne ait mezarların da bakımı yapıldı. Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkması üzerine, İstanbul, 16 Mart 1920 günü müttefik orduların askerleri tarafından işgal edilmiş, öncelikle Harbiye ve Bahriye Nezaretleri yani Savaş ve Donanma Bakanlığı binaları ile bazı kışlalar ve karakollar işgale uğramıştı. Aynı günün erken saatlerinde Şehzadebaşı Karakolu’nu basan İngiliz askerleri karakolda herşeyden habersiz şekilde uyuyan askerlerimize saldırmış ve 6 askerimizi süngüleyerek şehit etmişlerdi.

EDİRNEKAPI ŞEHİTLİĞİ

Askerlerimizin naaşları Edirnekapı’daki bir mezarlığa defnedilmiş, mezarlık daha sonra giderek genişleyerek ‘Edirnekapı Şehitliği’ adını almış, olayın meydana geldiği Şehzadebaşı Karakolu ise Adnan Menderes’in İstanbul’da 1950’li yıllarda başlattığı imar faaliyeti sırasında yıktırılmış ve üzerinden yol geçirilmişti. İstanbul tarihinin en acı sayfalarını oluşturan müttefik işgali üç buçuk yıl devam etmiş ve Refet Paşa’nın komutasındaki birliklerin 6 Ekim 1923 günü şehre girmesiyle sona ermişti.

Uykularında şehit oldular

İstanbul, Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra, 1918 sonbaharında işgalci müttefik askerleriyle dolmuş ve Milli Mücadele taraftarı çok sayıda vatansever şehit edilmişti. 16 Mart 1920 sabahı, işgalin resmiyet kazanmasından hemen sonra İngiliz birlikleri Şehzadebaşı Karakolu’nu basarak uyumakta olan askerlerimizi süngüleriyle işte böyle şehit etmişlerdi.

Böyle girdiler, sonra selamlayarak gittiler

İstanbul’u işgal eden İngiliz birliklerinin ilk hedefleri kışla binalarıydı ve Harbiye Kışlası da 15 Mart günü İngiliz askerlerinin eline geçti. İstanbul’daki işgal 2.5 yıl devam edecek ve İngilizler’le beraber gelen diğer müttefik ülkelerin askerleri, 1923’ün 6 Ekim günü Dolmabahçe rıhtımında düzenlenecek bir törende Türk bayrağını selámladıktan sonra şehri terkedeceklerdi.



İstanbul’un işgali münasebetiyle Edirnekapı Şehitliği’nde düzenlenen törenlerin sonuncusu 16 Mart 1958’de yapılmış ve haber ertesi gün yayınlanan Hürriyet’in birinci sayfasında yeralmış ve haberin fotoğrafını birkaç yıl önce kaybettiğimiz rahmetli Aláattin Büte çekmişti.

Şehzadebaşı Karakolu’nda 16 Mart 1920’de İngiliz askerleri tarafından uykuda şehit edilen 6 asker, Edirnekapı Hava Şehitliği bünyesindeki Sakızağacı Şehitliği’nde anıldı. Anma töreninde 1’nci Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, İstanbul Valisi Muammer Güler ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş saygı duruşunda bulundu. Törenden sonra 1. Ordu Komutanı Orgeneral Tolon’un yanına yaklaşan şehit annesi Sevim Oksay, 11 yıl önce Irak sınırında teröristlerce şehit edilen oğlu Üsteğmen Mehmet Sarper Alus’un annesi olduğunu belirterek, Tolon’a sarıldı ve ‘Sizden başka bizi arayan yok’ diyerek ağladı. Orgeneral Tolon ise ‘Ulusça beraberiz, sizin yanınızdayız’ diyerek şehit annesini teselli etti.

Anma töreninden sonra arkadaşımız Murat Bardakçı’yla bir süre sohbet eden 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, 1909’da yaşanan ‘31 Mart Vak’ası’ sırasında şehit düşenlerin mezarlarının bulunduğu Hürriyet-i Ebediye Tepesi’nin çok yakında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından düzgün bir şekle getirileceğini söyledi. Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da Hürriyet-i Ebediye Tepesi ile ilgili ihalenin tamamlanmak üzere olduğunu anlattı.  

Ertuğrul ÖZKÖK
Balans ayarı ama kime
BİRİNCİ Ordu Komutanlığı bir haftaya yakın süredir hummalı bir çalışma içindeydi.
Bununla ilgili bazı bilgiler bize de ulaşmıştı.
Mesela işgalci İngiliz kuvvetlerinin baskın yaptığı karakolun fotoğrafları aranıyordu.
Bunun için bazı tarihçilere başvurulmuştu.
SEYYAR SATICILAR
Ayrıca şimdi yıkılmış olan karakolun çevresi seyyar satıcılardan, dilencilerden temizlenmişti.
Yani Birinci Ordu, büyük bir gizlilik içinde mıntıka temizliği yapmıştı.
Dün gazeteyi hazırlarken manşeti tartışıyorduk.
Aklımızdaki soru şuydu:
Acaba bu hazırlık Genelkurmay’ın bilgisi dahilinde miydi, yoksa sadece Birinci Ordu Komutanı Hurşit Tolon Paşa’nın girişimiyle mi yapılmıştı?
47 yıl önce terk edilen bir anma töreni şimdi niye hatırlanmıştı?
Artık tarih kitaplarında bile yer almayan ‘Sinsi İngiliz’ vs gibi sözler niye raftan indirilmişti?
Bu mesajın hedefi kimdi?
İngilizler mi? Yoksa Amerikalılar mı? Yoksa bütün Avrupa mı?
Ortada bir ‘balans ayarı’ vardı ama bunun adresinin ne olduğunu tam olarak çıkaramamıştık.
Bunu tam çözemediğimiz için önce ‘Hurşit Paşa’nın karakol mesajı’ diyelim dedik.
Ama bazı arkadaşlarımız haklı olarak, böyle bir gövde gösterisinin, karargahın bilgisi dışında yapılamayacağını söylediler.
O nedenle ‘Karakol mesajı’ demekle yetindik.
Ben bu konudaki hislerimi yazmadan geçemeyeceğim.
Kurtuluş Savaşı öncesi bir karakola yapılan baskını anmaya elbette karşı olamayız.
Çünkü o baskın, bizim tarihimizde önemli bir anının sembolüdür.
NEDEN VAZGEÇMİŞTİK
Ancak şunun cevabını vermeliyiz.
Bu anma törenlerini 47 yıl önce niye bıraktık?
Herhalde basit bir ihmalden veya unutkanlıktan değil.
Çünkü artık NATO’ya giriyorduk.
Eskinin işgalci güçleri, şimdinin müttefiki olmuştu.
O zaman ikinci sorunun cevabını vermeliyiz. Bugün yine niye anmaya başlıyoruz?
YOKSA SOYKIRIM MI
İngiltere, Fransa veya Amerika artık müttefikimiz olmaktan çıktı mı?
‘Güçlü müttefik’ yeniden ‘sinsi düşman’ mı oldu?
Yoksa Batı’ya ‘Bakın siz Ermeni soykırımını çıkarırsanız, biz de sizin dosyanızı açarız’ mı demek istiyoruz?
Emekli Büyükelçi Gündüz Aktan geçenlerde bir konferansta ilginç bir tez işledi.
Özeti şöyleydi:
‘Biz geçmişte Türklere yapılan zulümlerin ağıtını yeterince yakmadığımız için, bugün kimse bizim de mazlum olduğumuza inanmıyor.’
Bana göre bu tez doğru.
Benimki gibi Balkan göçmeni aileler çok iyi bilir.
Hemen hepsinin Bulgar komitacılarının, Yunan asilerin katlettiği en az bir aile ferdi vardır.
Ama Türkler tarihlerinde hiçbir zaman bu zulümlerin şikáyetçisi, takipçisi olmadı.
O yüzden şimdi bu sessizliğimizin cezasını çekiyoruz.
Bir Orhan Pamuk bile çıkıp, Türklerin durup dururken Ermenileri kestiğini iddia edebiliyor.
En kötüsü de aydınlarımızın önemli bir bölümü, Orhan Pamuk’a yapılan en küçük eleştirileri bile susturmaya çalışıyor.
Yani milletçe, sürekli olarak sanık sandalyesinde oturuyoruz, ama kimse bizim savunmamızı işitmek dahi istemiyor.
Hurşit Tolon Paşa, 47 yıl sonra karakol baskınını yeniden anmaya başlayınca ‘Acaba’ dedim.
UZMAN GAZETECİ
Acaba şimdi Türkiye bir mazlumiyet karşı saldırısına mı geçiyor?
Ama itiraf edeyim bu anma töreninin ne üslubunu ne de biçimini anladım.
Allah’tan Hürriyet’te Murat Bardakçı gibi uzman bir tarihçi yazar var.
Eğer o olmasaydı, bu törenin nereden çıktığını bile anlamayacaktık.