Siyaset8 Ağustos 2006 00:00

PKK PLANI; AMA KİMİN? - Hüseyin MÜMTAZ

Başbakan son günlerde çok sert ve sinirli..                 Üç konuda rahatsız ve çok tekrarlıyoruz ama bu konular gündeme geldiğinde ‘’kontrolsüz güç, ölçüsüz şiddet kullanıyor’’..                 1.Genelkurmay Başkanı ataması; ‘’Sayın Sezer’le görüşmedim. Bakanlar Kurulumuzun kararıdır’’ diyor;                 2.Ordu’daki fındık mitingi için; ‘’Saat 10.30 da suyu, gazı sıkıp dağıtacaktın’’ diyor.                 3. PKK’yı dağdan indirme planı için; ‘’İhanet soruları bunlar’’ diyor.                 İlk iki konuyu daha önce incelediğimiz için bu gün sıra geldi PKK’ya..cialis coupons printable link discount prescription drug carddiscount drug coupons site printable coupons for cialismicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg

PKK PLANI; AMA KİMİN?

Hüseyin MÜMTAZ

                Başbakan son günlerde çok sert ve sinirli..

                Üç konuda rahatsız ve çok tekrarlıyoruz ama bu konular gündeme geldiğinde ‘’kontrolsüz güç, ölçüsüz şiddet kullanıyor’’..

                1.Genelkurmay Başkanı ataması; ‘’Sayın Sezer’le görüşmedim. Bakanlar Kurulumuzun kararıdır’’ diyor;

                2.Ordu’daki fındık mitingi için; ‘’Saat 10.30 da suyu, gazı sıkıp dağıtacaktın’’ diyor.

                3. PKK’yı dağdan indirme planı için; ‘’İhanet soruları bunlar’’ diyor.

                İlk iki konuyu daha önce incelediğimiz için bu gün sıra geldi PKK’ya..

                Malezya dönüşü ‘’Başkanlık uçağı’’nda konuk gazetecilerin karşısına her zaman olduğu gibi yine terlikle çıkıyor Erdoğan ve gündemle ilgili sohbet başlıyor.

                Malezya’ya giderken alanda yaptığı basın toplantısında 'PKK'yı tasfiye planı' sorusu üzerine, ‘’Bu sorular bir defa bir ülkeye ihanet sorularıdır. Bakın bu kadar ağır konuşuyorum. Ne demek plan... Böyle saçmalık mı olur? Bunu kalkıyorsunuz, Genelkurmay Başkanımıza soruyorsunuz. Genelkurmay Başkanımız size plan mı açıklayacak. Bu tür şeyleri sormak çok çirkin. Yani bir devletin, bir hükümetin planı programı bu noktada var mı yok mu, olup olmadığını kalkıp medyaya mı açıklayacak’’.. demişti..

24 saat sonra dönüş yolculuğunu Enis Berberoğlu yazıyor: (5 Ağustos 2006)

‘’ANA uçağında sekiz gazetecinin önünde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a soruyorum: Bir gazetenin manşetinde yer alan PKK’ya af planını Genelkurmay ve Dışişleri yalanladı ama siyasetçiler sessiz kaldı. PKK’ya bir af hazırlığı var mı? Başbakan hiç tereddüt etmeden sözümü kesiyor, -Böyle bir şey gündemimizde yok, planımız da yok..’’

Peki... PKK’ya af olmadığını Başbakanın ağzından buraya not ediyoruz..

Ama PKK planı sorularının neden ‘’ihanet soruları’’ olduğunu da anlamıyoruz..

Yok mu böyle bir plan? Var mı? Olmalı değil mi?

Olursa ille de gizli mi olacak?

Bu kadar sert tepki, dikkatimizi çekiyor ve öküzün altında buzağı aramamıza neden oluyor.

Yoksa kamuoyuna açıklanamayacak, ondan gizlenecek, yangından mal kaçıracak kadar ciddi, toplumun hoşuna gitmeyecek bir takım tâvizler mi söz konusu?

Bir buçuk yıl kadar önce Mart 2005’te; zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Büyükanıt bomba gibi bir saptamada bulunmuştu:

 “Şimdi Irak yeniden yapılanıyor. Söz hakkımız var mı? Yok. Bir Irak politikamız var mı? Yok...Olağanüstü hal uygulamasının kalkmasından kimi yasaların değişmesine kadar bir dizi yeni durum ortaya çıktı. Yani terör örgütü üyelerinin sayısı 1999'daki rakama ulaşırken, biz 1999'daki mücadele gücünün gerisindeyiz. Bu çok tehlikeli bir durum...Bu konuda kimse bizimle görüşmüyor".

Bu sözleri söyleyen Orgeneral şimdi Genelkurmay Başkanı’dır.. Ve olmaması için yürütülen bunca ‘’digital-sanal tarruzun’’a aslında bu sözlerinin neden olduğu söylenmektedir.

                Zamanında da yazmıştık; bu lâf oldukça ağır bir lâftır.. Bir kaç yönden ağırdır..

1.       Irak politikamız yoktur.

2.       Bu konuda askerle siyasi iktidar arasında diyalog eksikliği vardır. İktidar askere sormadan kendi bildiğini okuyor.

3.       AB yasaları güvenliğimizi tehlikeye düşürüyor.

Tepkiler de ânında gelmiş ve çeşitli olmuştu..

                Org. Özkök; ‘’Şaşırdım.Bölgede görev yapmış, tecrübeli bir arkadaşımızdır. Kendi alanıyla ilgili konuşmuştur’’ dedi.

                Erdoğan; ‘’Hükümetin yoktur demedi. Ama Türkiye’nin Irak politikası vardır ve bu da askerlerle birlikte oluşturulmaktadır. Türkiye’de Irak politikasını kimlerin nasıl oluşturduğu bellidir. Irak politikası geçmiş dönemde oluşturulmuştu, biz bazı olumsuz yönlerini gidererek bunu geleceğe taşıyoruz, Irak politikası yok demek yanlıştır’ dedi.

                Peki Erdoğan’ın ‘’İhanet soruları’’ diye nitelediği, basına sız’’dırıl’’an PKK planı ana hatlarıyla nedir?

                Amerika’nın duayen Türkiye muhabirlerinden Aslı Aydıntaşbaş Sabah’ta yazdı;

1- TÜRKİYE'NİN önemli güvenlik kuruluşlarından üst düzey bir yönetici Barzani'ye PKK'yı dağdan indirmenin bölge için önemini anlatarak desteğini aldı. Cumhurbaşkanı Talabani de ikna edildi.

2- TÜRKİYE'DEKİ Kürt siyasetçiler de Barzani ve Talabani ile görüşerek PKK'nın silahlı mücadelesine karşı olduklarını ve örgütün silah bırakması için baskı yapmalarını istedi.

3- BARZANİ ve Talabani, Kuzey Irak'taki 2 bini aşkın militanın silah bırakarak Türkiye'ye dönmesi için örgüte baskıya başladılar.

4- TALABANİ, PKK'ya, Kuzey Irak'ta rahat hareket edemeyeceğini, kamplarının sarılacağını ve kentlere ulaşımlarının engelleneceğini ve tecrit edileceklerini bildirdi.

5- ARACILAR genel af önerdiler. Genel affın şu an için mümkün olmadığını ancak yönetici kadro dışındakilerin sessiz sedasız Türkiye'ye dönmelerinin kabul edilebileceği söylendi.

6- TALABANİ, Türkiye'ye dönmesi mümkün olmayan 450 kişilik yönetici kadronun bir Kuzey Avrupa ülkesine yerleştirilmesini önerdi ve bu yönde temaslara başladı.

7- PLAN MGK'ya sunuldu. Cumhurbaşkanı Sezer, Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Özkök "Denemekte fayda var" dediler.

                Evet; ‘’Plan’’ eğer buysa, bununla ilgili soruları sormak değil ama planın kendisi ‘’ihanet’’tir.

                1.Devlet kendi güvenliği ile doğrudan ilgili PKK konusunu ‘’önemli güvenlik kuruluşlarından üst düzey bir yönetici’’ ve ‘’Türkiye’deki Kürt siyasetçiler’’ aracılığı ile Barzani-Talabani adlı kabile reislerine ihale etmiştir.

                2.Devletten devlete ilişki bırakılmış, ‘’Kürt siyasetçiler’’ amca-yiğen muhabbetine girmişlerdir.

                3.Yapılan pazarlık, Kuzey Irak’taki 2000 militanın ‘’silah bırakarak’’ Türkiye’ye ellerini kollarını sallayarak ‘’sessiz sedasız’’ dönme pazarlığıdır. Silahlarıyla beraber Türk güvenlik güçlerine ve yargısına teslim olmaları değildir.

                4.’’Şu an’’için genel af mümkün değil ama ileride olabilir....

                5. 450 kişilik yönetici kadro uygun bir kuzey ülkesinde ‘’iskan ve rehabilite’’ edilecektir.

                6. Ve en önemlisi MGK’daki yönetici kadro, ‘’denemekte fayda var’’ demiştir..

                Genelkurmay hemen olayı yalanladı..

Planla beraber ve eş zamanlı olarak bazı gelişmeler cereyan etmiştir.

                Murat Karayılan’ın ‘’paketlenerek’’ Türkiye’ye teslim edileceği sızdırıldı. (Alıp da beslenecek bir kişi daha)

                ‘’PKK sorumluları’’ Fırat Haber Ajansına ‘’Öcalan serbest kalsın dağdan ineriz’’ dedi.

                PKK’nın Karadeniz’e inmeye çalıştığı açıklandı.

                Bu plan efendiler; Amerikan planıdır. Kuzey Irak’ı dikensiz gül bahçesi yaparak Kürtlere teslim planıdır.

                PKK’yı Kuzey Irak’tan çıkarıp Türkiye’ye ihraç etme planıdır.

                Türkiye’ye ithal edilen PKK’lılara da ‘’af’’ planıdır.

                Plana paralel olarak YAŞ’daki iki gelişme dikkatimi çekti ey millet..

1.       Milliyet’ten Barkın Şık’ın 6 Ağustos haberi;

‘’Yüksek Askeri Şûra (YAŞ) kararıyla kolordu seviyesine çıkarılan Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın (ÖKK) başına bir korgeneral getirilmesiyle birlikte teşkilatın yapısında da önemli değişikliklere gidildi. ÖKK bünyesindeki iki tugay farklı şekilde örgütlenerek, 1. ve 2. Özel Kuvvetler olarak adlandırıldı. Seferberlik Tetkik Kurulu'nun komuta seviyesi da albaydan Tümgenerale çıkarıldı.’’

‘’Kolordu seviyesinde’’ Özel Kuvvetler nükleer silahla eşittir. Uygun kullanılan her timin bir ‘’nükleer başlık’’ olduğunu düşünürseniz elinizde korkunç bir kuvvet var demektir.

Ve bir ihtimal ancak Amerika’da ve Rusya’da bulunması muhtemel bu ‘’kolordu’’ Türkiye sınırları için fazladır..

2.     Kulislerde Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Türkeri’nin uzmanlık alanı ile ilgili ‘’önemli bir göreve’’ getirileceği konuşulurken......

The New Anatolian gazetesi, ‘’Amerika ve Türkiye’nin karşılıklı olarak iki PKK Özel Temsilcisi atayacaklarını’’ duyurdu..

            Uğur Ergan 6 Ağustos 2006 günü Hürriyet’te yazdı..

            ‘’PKK ile mücadele için karşılıklı çözüm yolu arayan ABD ve Türkiye, bu konuda koordinasyonu sağlayacak iki temsilci atayacak. Diplomatik kaynaklar, koordinatörlerin emekli bir asker veya diplomat olacağını belirttiler. ABD Başkanı George W. Bush ile Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’ın geçen 22 Temmuz’da Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le yaptıkları görüşmelerde, PKK’ya karşı karşılıklı "özel koordinatör" atamayı teklif ettikleri öğrenildi. Teklife Erdoğan ve Gül’ün sıcak baktılar. ABD henüz temsilci atamadığından, Türkiye de isim belirlemedi. ABD’nin kısa sürede özel temsilcisini ataması bekleniyor. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, ABD tarafı kendi -PKK özel koordinatörü- nün emekli bir asker olabileceğini bildirdi. Türkiye, ABD’nin yapacağı atamaya göre, özel temsilcisini belirleyecek. Bir Dışişleri yetkilisi, -ABD emekli bir asker atarsa, Türk karşıtın emekli asker olması şartı bulunmuyor. ABD’nin ataması değerlendirilir ve Türkiye’nin PKK özel temsilcisi belirlenir- dedi. Koordinatörlerin nasıl çalışacağı şöyle açıklandı: -PKK terörü ile ilgili ABD yönetimine bilgi vermek gerektiğinde, konunun birçok masadan geçmesi gerekiyordu. ABD’li temsilci gerek gördüğünde Başkan Bush, Dışişleri Bakanı Rice veya üst düzey bir Amerikalı komutan ile görüşebilecek. Aynı şekilde Türk temsilci de Erdoğan’la, Gül’le veya Genelkurmay’daki üst düzey komutanlarla bir araya gelebilecek-."

            İyi mi?

            Türkeri Paşa’nın bu görevi kabul edip etmeyeceğini bilmiyorum..

            Ama plan Amerikan planıdır,

            ‘’Özel temsilci’’ ipe un serme taktiğidir, teröristi muhatap kabul etme taktiğidir.

            Özel Temsilci’nin görevi ‘’taraflarla görüşmek’’tir.

            Burada ‘’taraf’’kimdir, ABD, Irak, Türkiye..

            Bir de PKK...

            Özel Temsilci; meseleyi devletin yetkili kurum ve kurullarında değil, onlardan kaçırarak, kapalı kapılar ardında gizli ve kapaklı yürütür.

            İkili ilişkilerle tanıksız tutanaksız yürütür.

            Ne demiş ‘’yetkililer’’ Uğur Ergan’a; ‘’-PKK terörü ile ilgili ABD yönetimine bilgi vermek gerektiğinde, konunun birçok masadan geçmesi gerekiyordu. ABD’li temsilci gerek gördüğünde Başkan Bush, Dışişleri Bakanı Rice veya üst düzey bir Amerikalı komutan ile görüşebilecek. Aynı şekilde Türk temsilci de Erdoğan’la, Gül’le veya Genelkurmay’daki üst düzey komutanlarla bir araya gelebilecek-."

            Şimdi bu plan(lar)ı Türk gazeteci sorunca ‘’ihanet’’ oluyor ama hem adı yabancı olan gazetede ayrıntı alabiliyoruz, hem de meğer 22 Temmuz’da Bush-Condi ile Erdoğan-Gül dörtlüsü mutabakata varmışlarmış bile.....

            PKK meselesi ‘’Özel Kuvvetler Kolordusu’’ ile çözülür.. Kabul...

            Aslında ne kolordusu, iki tim yeter PKK’ya..

            Ama ‘’özel temsilci’’ işi sulandırır, uzatır, dillendirir..

            ‘’Özel Temsilci’’ kurumu bir Amerikan modeli olup bizdeki ‘’komisyona havale’’nin değişik bir şeklidir.

            Bırakın ‘’bordo bereli’’ iki özel tim ‘’Özel temsilci’’ olsun, işler bakın iki ayda nasıl çözülüyor...

            İkisi de ‘’özel’’ değil mi?

            Geçen ay güney yarım kürede 600 milyon kişinin aynı anda zıplaması ile dünyanın yörüngesini değiştirme projesi denendi.

            Altı timi ‘’milli görev’’ için salın dünyanın dört bir köşesine..

            Bakın dünyanın yörüngesi asıl o zaman nasıl değişiyor....                                  7 Ağustos 06

 

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”