Siyaset5 Ağustos 2006 00:00

BİR ATAMANIN PERDE ARKASI - Hüseyin MÜMTAZ

Yüksek Askeri Şûra'nın ilk günkü toplantısında Başbakan Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığı'na atanan Orgeneral Büyükanıt'ı elini sıkarak kutlayarak "Hayırlı olsun Paşam" demiş.                Erdoğan'ın karşısındaki Orgeneral'e hitap şekli  ''Beraber geçelim mi Hocam''dan, ''Hayırlı olsun Paşam''a terfi ettiğine göre Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanı oluşu gerçekten hayırlı olmuştur..                Aslında 360 milletvekili ile meclisin büyük çoğunluğunu ele geçirdiği halde en basit genel müdür atamasını bile içinden çıkılamaz hâle getiren, Merkez Bankası Başkanı ile Üniversite kurulması ve rektör atamalarını bir türlü çözülemez problem yumağına dönüştüren Akepe'nin Genelkurmay Başkanlığı meselesini bu kadar usuletle ve suhuletle halledebileceği hiç beklenmiyordu..sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectsbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusabilify link abilifycialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponmicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg

BİR ATAMANIN PERDE ARKASI - Hüseyin MÜMTAZ

                Yüksek Askeri Şûra'nın ilk günkü toplantısında Başbakan
Erdoğan, Genelkurmay Başkanlığı'na atanan Orgeneral Büyükanıt'ı elini
sıkarak kutlayarak "Hayırlı olsun Paşam" demiş.

                Erdoğan'ın karşısındaki Orgeneral'e hitap şekli 
''Beraber geçelim mi Hocam''dan, ''Hayırlı olsun Paşam''a terfi ettiğine göre
Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanı oluşu gerçekten hayırlı olmuştur..

                Aslında 360 milletvekili ile meclisin büyük çoğunluğunu
ele geçirdiği halde en basit genel müdür atamasını bile içinden
çıkılamaz hâle getiren, Merkez Bankası Başkanı ile Üniversite kurulması ve
rektör atamalarını bir türlü çözülemez problem yumağına dönüştüren
Akepe'nin Genelkurmay Başkanlığı meselesini bu kadar usuletle ve suhuletle
halledebileceği hiç beklenmiyordu..

                Şaşırdığımız şey; Akepe'nin ilk defa ''normal'' olanı
kabul etmiş olmasıdır.

                İş rutininde, olması gerektiği gibi yürümüş ve
Orgeneral Büyükanıt Genelkurmay Başkanı olmuştur.

                Ben Gürcihan gibi şifre çözücülüğü yapamayacağım ama
''Çuval''ın yıldönümünde İstinye'deki Pentagon'a Birinci Ordu Bandosunu
göndermesi ile son Atina ziyaretinde Gümülcine ve İskeçe'nin
''seçilmiş'' müftülerini ziyaret etmemiş olmasını da bizim kendi çapımızda bir
tarafa kaydettiğimiz bilinmelidir. (Neden bu kadar acayip karşılıyorsunuz?
Yunan Genelkurmay Başkanı son ziyaretinde Fener'deki papazı ziyaret
etmedi mi?)

                Her şeye rağmen millete, devlete, ailesine ve kendisine
hayırlı olsun..

                Erdoğan; Mısır, Ürdün, Katar, Suriye, Senegal, Suudi
Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen ve Filistin gibi ''Müslüman
Arap'' ülkelerinin lider seviyesinde katılmadığı İslam Konferansı
Örgütü'nün Lübnan'ı konuşmak üzere olağanüstü toplandığı Malezya'daki zirveye
giderken ve dönerken konuyla ilgili ilginç açıklamalar yaptı..

                Gazetecilerin gündemdeki konular ile ilgili sorularını
''orantısız şiddet-kontrolsuz güç'' kulllanarak cevapladı.

                Giderken atama ile ilgili sorulara verdiği cevaplar
şöyle..

                ''Genelkurmay Başkanlığı atama haberlerini gazetelerde
okuyunca şaşırdım. Herhalde bir kısım medya bu tür bir atamanın nasıl
yapıldığını bilmiyor. İsterdim ki öğrensinler, sonra başlıklarını
atsınlar. Biz güdülen bir hükümet değiliz. Genelkurmay Başkanı'nın ataması,
Bakanlar Kurulu kararıyla Cumhurbaşkanı'na teklif edilir ve
Cumhurbaşkanı'nın onayıyla yürürlüğe girer. Bu süreç içerisinde sayın
Cumhurbaşkanımızın gazetelerde, köşelerde yazdığı gibi veya atılan başlıklarda
olduğu gibi benimle Genelkurmay Başkanlığı konusunda en ufak bir görüşmesi
olmamıştır. Süreç tamamen Bakanlar Kurulu olarak yürüttüğümüz bir
süreçtir. Bakanlar Kurulu'nda bu konuyu pazartesi günü görüşerek, o gün bütün
arkadaşlarım Bakanlar Kurulu'nda toplanmışızdır. O gün karar
alınmıştır. Ve hemen öğleden sonra da Cumhurbaşkanımızdan gelen haberde 'Bir
kuryeyle gönderirseniz, uygundur' denmiştir. Bir kuryeyle müsteşarımız bunu
göndermiştir. 'Büyükanıt'ın ismi Harbiye toplantısında mı filizlendi'
sorusu üzerine' Genelkurmay Başkanı'nın şu anda onun filizlenmesini
bırakın, uygulanacak statejiyi görüşürüm. Bunları kullanırken, Genelkurmay
Başkanımızla istişarelerimizi yaparız.''

                Şimdi....

                Çoğu kimsenin aksine ben atamanın hem geleneklere hem
de Anayasaya uygun olduğunu düşünüyorum..

                Açıklanış zamanı ve şekli Cumhurbaşkanı Sezer'in
tercihidir ve o da bizce lüzumsuz bir takım gerginlikleri önleme bakımından
yararlı olmuştur.

                Ama bu ''normal ve yasaya uygun'' atamayı yaptı diye
Erdoğan'ın lüzumsuz bir alınganlık göstererek neden ''güdülme''
psikolojisine girdiğini de anlamış değilim..

                Erdoğan diyor ki; '' Bu süreç içerisinde sayın
Cumhurbaşkanımızın gazetelerde, köşelerde yazdığı gibi veya atılan başlıklarda
olduğu gibi benimle Genelkurmay Başkanlığı konusunda en ufak bir
görüşmesi olmamıştır. Süreç tamamen Bakanlar Kurulu olarak yürüttüğümüz bir
süreçtir.''

                Burada bir dakika mola..

                Anayasanın ilgili maddesine diyor; ''(Madde 117)..
Genelkurmay Başkanı, Bakanlar Kurulu'nun teklifi üzerine Cumhurbaşkanınca
atanır''.                      
                ''Atamayı Bakanlar Kurulu yapar, onay için
Cumhurbaşkanına gönderir'' demiyor.

                Ne demek o halde ''Cumhurbaşkanımızla bu konuyu
görüşmedik, süreci bakanlar kurulunda yürüttük''?

                Cumhurbaşkanıyla, Genelkurmay Başkanlığına kimin
atanacağını konuşmayacaksınız da neyi konuşacaksınız?

                Fındık fiyatlarını mı?

                Peki Cumhurbaşkanı ile bu konuyu görüşmeyeceksiniz de
kimle görüşeceksiniz?

''Veri koordinatörü'' ile mi?

Yoksa Zapsu geçen hafta bazı büyükelçilerle aynı gün içinde alel acele
bunu mu konuşmuştu?

Aslında bizim korktuğumuz durum da tam işin bu safhası ile ilgili idi..

Erdoğan Cumhurbaşkanı ile görüşmeden bir ismi koyar kararnameye ve
gönderir veya görüştüğü halde kendi istediği, Cumhurbaşkanı'nın
onaylamayacağı başka bir ismi gönderir.

Cumhurbaşkanı imzalamaz..

Erdoğan yeni kararnameyi bekletir..

Bekletir..

29 gün bekletir, 1 Eylül olur..

Özkök'le beraber Büyükanıt'ta yaş haddinden emekli olur.

Sonra ayıkla pirincin taşını..

Onun için taa bu yılın başından itibaren ''oyunu bozmak'' için Özkök'ün
en geç 14-15 Temmuz'da istifa etmesi gerektiğini önerdik..

Yasaya göre Genelkurmay Başkanlığı'na 45 gün içinde atama yapılması
gerekir.  Yâni istifa halinde 29 Ağustos'a kadar, yâni Büyükanıt yaş
haddinden emekli olmadan ''mecburen'' bir atama yapılacaktı.

Erdoğan'ın sinirliliği acaba; a) Bu zorunlulukla sıkışmış olmasından
mıdır, yoksa b)Atamayı usulüne uygun yapmaya mecbur kalmasından mıdır?

Anlayan beri gelsin..

Erdoğan Malezya'ya giderken kırdığı potu herhalde anlıyor ki dönüş
yolunda ''Harb Akademileri Mezuniyet töreninde Cumhurbaşkanı kimi
göndereceğimizi sordu, ben de Büyükanıt dedim'' diyor.

Yâni Cumhurbaşkanı ile kendi aktardığı şekliyle bir fikir alış verişi
olduğunu ifade ediyor.

Öyle de yine de benim aklıma bazı şeyler geliyor...

Yasaya göre Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasında Genelkurmay Başkanlığı
konusunda yapılması gereken görüşme neden ayaküstü ve neden
İstanbul'da?

Merkez Bankası ve Ziraat Bankası neden İstanbul'a taşınıyor?

Başbakanlık Çalışma Ofisi neden Dolmabahçe Sarayı'nda?

Neden batılılar ''resmi ziyaret çerçevesinde'' Ankara'dan sonra, (bazen
önce) mutlaka İstanbul'a uğruyorlar?

Uğrayıp papazın elini öpüyorlar?

Biz İstanbul'un 2010'da Kültür başkenti olacağını duymuştuk..

Yoksa daha önceden yeni bir ''Dersaadet'' olması için fiili durum mu
yaratılıyor?

Yukarıdaki olayları tekrar gözden geçirirsen ey millet; 2007'deki
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin neden kilit önemde olacağını iyi
anlayabilirsin..

Eskiden emeklilik hazırlığı yapan Korgenerallerin atama yeri olan MSB
Müsteşarlığı'nın, Akepe'den itibaren bir ''akreditasyon makamı'' olduğu
ortaya çıktı..

Akepe'li MSB'nın ilk Müsteşarı Işık Koşaner'in önü bir açıldı ki...

Şimdi de ''beklenmediği halde'' Jandarma Genel Komutanı olmuş..

Hali hazırdaki Müsteşar Korgeneral Atilla Işık da Orgeneral olmuş..

Bu emârelerin peşinden gideceğiz..

Koşaner'in "beklenmedik şekilde" Jandarma Genel Komutanı olmasını
Erdoğan'a yakın basın "İşte sürprizimiz buydu" diye açıklıyor..

Olayı bir de tersten görmeye ne dersiniz?

Koşaner neydi? 2'inci Başkan.  Peki Büyükanıt "kendi karargahını"
Genelkurmaya taşırken ne yapmalıydı? KKK'daki Kurmay Başkanı'nı da oraya
götürmek.

İşte bu nedenle Koşaner'e Jandarma uygun görülmüş, 2'inci Başkanlık
makamı Ergin Saygın'ın gelebilmesi için boşaltılmıştır..

Diyorum ben.. Yorum sizin.

Sonuçta şöyle veya böyle; Çakmak'ın, Tural'ın Genelkurmay
Başkanlıklarından emekli edilişlerine benzer sıkıntılı bir süreci problemsiz
atlattık.. Güneyde savaş bulutları; Afganistan ve Lübnan'ın kan ve ateş
içindeki bölgelerine asker göndermekle ilgili ''siyasi kararlılık'' var.

Büyükanıt'ın atanmasından memnunuz..

Hele Özkök'ün şu günlerde ısrarla öne çıkarılmaya çalışılan ''Demokrat,
dürüst, şeffaf, sivil yönetime bağlı ve saygılı...'' özelliklerinden
sonra....

Nedense kimse Çuval'dan, Çuval öncesi Kızılay konvoyundaki dört tim
mensubunun tutuklanmasından, Çuvaldan bir hafta sonra Kosova'da Türk
binbaşının Alman neferlerce tartaklanmasından, geçen Eylül'de İncirlik'te
Türk binbaşının Amerikalı çavuş tarafından yere yatırılarak
kelepçelenmesinden, Kıbrıs referandumundaki tavrından, Kerkük'te yok olan kırmızı
çizgilerimizden, Yunan Genelkurmay Başkanı'nın tarihte ilk defa Fener'i
ziyaret imkanı sağlanmış olmasından bahsetmiyor..

Biz Büyükanıt'ın da ''Demokrat, dürüst, şeffaf, sivil yönetime bağlı ve
saygılı...'' olacağını fakat ufak üslûp farklılıkları göstereceğini
düşünüyoruz..

Akepe'ye herhangi bir diyet borcu olup olmadığı ve diyetin ebadı
şüphesi içimizi kemiriyor olmakla beraber.....

Özkök döneminden mutlaka daha iyi olacağı inancı ile..

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın ''yoğurt yeyişini'' müsbet
bir çekimserlikle değil, olumlu bir onay ve heyecanla bekliyoruz..

Devlete, vatana, millete hayırlı olsun.....                                                                          
4 Ağustos 2006







"57'iNCİ ALAY ÇANAKKALE'DE, TRABLUSGARP'TA, FİLİSTİN'DE, SAKARYA'DA

57'inci ALAY KARABAĞ'DA, KARASU'DA, KERKÜK'TE, KIBRIS'TA

57'İNCİ ALAY HERYERDE

HEPİMİZ 57'İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ"