TMT’Yİ ÇETE ZANNEDENLER - Hüseyin MÜMTAZ
Bir ülkede eğer; Şehidin babası cenaze töreni sırasında yüreğine düşen kor evlât ateşinin acısıyla duyduğu infial sırasında söylediği bir takım sözler yüzünden başbakan tarafından mahkemeye veriliyorsa; “Veri koordinatörü” Cüneyt Zapsu’ya Emniyet’ten üç tane “polis koruma” tahsisi ediliyorsa; Radikal’in yeni yetme muhabirinin o Maccarty’li “Hadi cadıyı yakalım” günlerinde “Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in evinde ele geçen belgelerden TMT ile ilişkisi olduğu ortaya çıktı” haberini hazırlaması; sayfa yönetmeni-yayın yönetmeninin de üzerine atlayarak haberi aynen koyması neden acayip karşılanıyor ki?naproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholkamagra kamagra 100mg kamagra gel
TMT’Yİ ÇETE ZANNEDENLER
Hüseyin MÜMTAZ
Bir ülkede eğer;
Şehidin babası cenaze töreni sırasında yüreğine düşen kor evlât ateşinin acısıyla duyduğu infial sırasında söylediği bir takım sözler yüzünden başbakan tarafından mahkemeye veriliyorsa;
“Veri koordinatörü” Cüneyt Zapsu’ya Emniyet’ten üç tane “polis koruma” tahsisi ediliyorsa;
Radikal’in yeni yetme muhabirinin o Maccarty’li “Hadi cadıyı yakalım” günlerinde “Yüzbaşı Muzaffer Tekin’in evinde ele geçen belgelerden TMT ile ilişkisi olduğu ortaya çıktı” haberini hazırlaması; sayfa yönetmeni-yayın yönetmeninin de üzerine atlayarak haberi aynen koyması neden acayip karşılanıyor ki?
Ama nereden bakarsan bak ey okuyucu, demek ki Türkiye’de bazı şeyler değişmiştir..
O halde o “bazı şeylerin” de aynı şekilde ama tez elden değiştirilmesi gerekmektedir.
Önce TMT…
TMT şan’dır, şereftir..
Bir milletin yokoluştan kurtarılış harcına dökülen oluk oluk kan’dır.
Kıbrıs’ta, mücadele devirlerinde 120 bin Kıbrıs Türkü’nün çoğu gönüllü, birazı da zorunlu olarak TMT’ciydi.
Şimdi TMT’ciler susuyorsa, ortalıkta görünmüyorsa işin icabı ve aldıkları eğitimin gereğidir..
Türkiye’de de 1 Ağustos 1958’den itibaren 1 Ağustos 1975’e kadar adaya gidip o “çetenin” bünyesinde, “Bayraktar”ın emrinde - seve seve görev yapan binlerce asker, (sonra sivil) vardır.
Bayraktar, tahmin edeceğiniz gibi “çete reisi” idi..
Vallahi bravo size..
TMT’ye çete demeyi bir Makarios-Papadopulos gibi EOKA’cılar akıl etmişti, bir de sizler..
Bu arada, kimse duymasın, ufak bir ifşaat, itiraf size.. Ben de TMT’ciyim..
Evimde “Son Bayraktar” Emekli Korgeneral Çetin Başar’ın verdiği BOZKURT’lu bir TMT şildi var..
Yoksa oradaki BOZKURT mu ağırınıza giden?
Bakmayın şimdi devranın dönüp düzenin bozulduğuna..
Sap döner saman döner, gün gelir hesap döner..
“Bir gün olur elbet eski beğler dirilir,
Yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar..”
Dünkü 1 Ağustos;
Türk Mukavemet Teşkilatı'nın 48'nci; onun yerine kurulan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı'nın 31'inci kuruluş yıldönümleri idi.
Kıbrıs da zaten 435 yıl önce yine bir 1 Ağustos günü fethedilmişti..
1 Auğustos’tan önce 20 Temmuz idi.. Ama yukarıdaki 1 Ağustos’ların herhangi biri olmasaydı, o 20 Temmuz olamazdı..
20 Temmuz’un bu yılki 32’inci yıl kutlamalarında ada ilginç bir olaya evsahipliği yaptı..
1 Ağustos ve 20 Temmuz’ların tabii sonucu olan KKTC’yi, Annan Plânı ile “masada” yıkmak isteyen Akepe-CTP koalisyonu bayramı “kutladılar”..
Neyi kutladıklarını, neden kutladıklarını konu ile ilgili daha önceki yazılarımızda zaten sormuştuk..
Erdoğan’ın üç günlük, 20 vekil, 6 bakanlı “çıkarma”sıyla ilgili “ayrıntılar” da gelmeye başladı..
Ben Erdoğan’ın Karpaz’a nasıl gideceğini, ne söyleyeceğini merak ediyordum.
Çünkü ey millet, referandumda oradaydık, gece ve gündüz köylerde idik..
Karpaz’a külliyen 1974 sonrası Karadenizliler yerleştirilmiş idi.
Karpaz ayrıca o tarihten bu yana da, KKTC’de kalan sayıları bir hayli azalan Rumların yaşadığı bir yöredir.
Annan Plânının özel maddelerine göre bir tek Karpaz bölgesinde Rumlar her iki taraftan da sahile kadar yerlerine dönecek ve 74 öncesi mallarına bir eksiksiz sahip olacaklardı.
Yâni 74’den sonra oraya göçedip yerleşen Karadenizliler planın ertesi günü çulsuz-çaputsuz, 32 sene önce geldikleri gibi gömlekleriyle kapı önüne konulacak; feribota bindirilip ertesi gece Mersin sahillerine bırakılacak ve “Ne haliniz varsa görün” denilecekti.
Buna rağmen bu insanlara Akepe’li “hemşehriler, vekiller, cemaat reisleri” aracılığı ile telefonlarla ulaşılıp “Yes” propogandası yapıldı.
Gece köy toplantılarında bize önce “Türkiye’nin başbakanı –evet- deyin diyor, ona karşı mı koyacağız?” denildi.
Uygun verilerle bu iddianın yanlışlığını çürütünce; “Eee be komutanım; asker bile öyle dedi” dediler..
Özkök’ün referandum öncesi yaptığı basın açıklamasından bahsediyorlardı..
Onu da çürütünce ertesi gece “Ulûl emre itaat” teslimiyeti ile karşımıza çıktılar..
Bir köyde, beş köyde, on köyde..
Gözlerime bakın; itaat edilecek “Emîr”in kim olduğunu anlayın..
Ama ey millet; Allah şahit, Karpaz köylerinden ben ve arkadaşlarım, “bir avuç TMT’ci”; % 65 –Hayır- çıkardık..
Mehmetçik kuzeyindeki sandık hesapları ortada.. Çarpın, bölün, toplayın..
Şimdi Erdoğan bu Karpaz’a gidip, o Karadenizlilere ne diyecekti? Kaldı ki referandumda Erdoğan’ın Karpaz’daki “uç beyi” olan Karpaz Belediye Başkanı da bir ay önceki seçimi kaybetmişti..
Karpaz’daki “bindirilmiş” karşılama bildik sahnelerle başlıyor.
Erdoğan KKTC’de kişi başına milli gelirin 10000 dolara çıktığını söyleyince bir “yerleşik” “Karpaz’da 2500” diye sesleniyor..
Cevap tam “Erdoğan’ca”; “Sen Türkiye'de bazı bölgelerde 500 dolar olduğunu biliyor musun? Ortalamaya bakılır. Türkiye'nin 5 bin dolar, bak buranın 10 bin dolar"….
Burada birkaç rakam vermeme izin ver ey okuyucu..
Türkiye’de asgari ücret, 1 Ocak 2006’dan itibaren 16 yaşından büyükler için brüt 531 YTL, net 380 YTL 46 YKr, 16 yaşından küçük işçiler için brüt 450 YTL, net 32.
Türk-İş’in hesaplamalarına göre dört kişilik ailenin dengeli beslenmesi için yapması gereken asgari harcamayı ifade eden ve açlık sınırı olarak adlandırılan tutar, Temmuz’da geçen aya göre yüzde 0,31 oranında artarak 573 YTL’ye ulaştı.
KKTC’de ise 1 Ağustos’tan itibaren asgari ücret 860 YTL.. Ama Yeni Kıbrıs Partisi asgari ücretin döviz bazında yüzde 8.9 daha az olduğunu savunarak, Asgari Ücret Komisyonu ve sendikaları eleştirdi.
Erdoğan; KKTC halkına örnek olarak gösterilen “AB vatandaşı” Batı Trakya Türklerinin fert başına düşen milli gelirlerinin, ülkenin batısındaki Yunanlıların beşte biri olduğunu neden söylemiyor?
Yunanistan’ın 25.000 dolar derken, Batı Trakya Türkü’nün de öyle olduğunu mu zannediyor?
Bir başka “yerleşik” "Karpaz'a Üniversite istiyoruz" diye bağırınca cevap yine “Erdoğan’ca” geliyor; "Bir zamanlar Türkiye'de de birileri -Kayseri'ye deniz getireceğiz-demişlerdi” .
Evet millet.. Bu 20 Temmuz’da KKTC’den Türkiye’nin başbakanı geçti..
Karpaz’a gitti ama “Türkiye’nin isteği ile” çıkarılan, Rum’a takas-tazmin-iade yasası uyarınca ilk elde Rum’a 32 yıldır kullandıkları evleri, arazileri, malları iade edilecek olan “yerleşiklerin” oturduğu Esentepe’ye gitmedi..
Karpaz’da da kimse çıkıp “Referandum öncesi Rum’a verdiğin yerleşik listesini neye göre düzenledin, kimler kalacak, kimler dönecekti?” diye sormadı..
Bu “bin yılın rezaleti” unutuldu.. Kimse hatırlamıyor.. Herkes KKTC Türkü’nün “Schindler List”ini yok sayıyor..
Halbuki Türkiye’de Akepe ve onun;
KKTC’deki koalisyon ortağı CTP’nin yakasına yapışılarak sorulacak olan, devamlı gündemde tutulması gereken konu budur..
Tarihte sen hiç, herhangibir idarenin şimdiye kadar ;
1. Kendi verdiği resmi tapuyu yok sayarak malı-mülkü yabancıya teslim ettiğini;
2. Kendi halkının beşte bir oranındaki 40.000 kişilik bir “istenmeyenler” listesini düşmana teslim ettiğini;
HATIRLIYOR MUSUN?
Ben de hatırlamıyorum…
1 Ağustos TMT günü kutlu olsun… 1 Ağustos 2006
“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA
57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA
57’İNCİ ALAY HERYERDE
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”