Kampanyamız büyüyor: "İstenmeyen Adam" - Uluç Gürkan
Hem bilgisayarın başındayım, hem de kulağım haberlerde.. Acaba, ABD Büyükelçisi Eric Edelman Dışişleri Bakanlığı’na çağrılıp uyarılacak mı? Büyükelçilerin görev yaptıkları ülkelerin hükümetleriyle basın aracılığıyla değil, diplomatik kanallardan konuşması gerektiği kendisine hatırlatılacak mı? Gerçekte, ABD Büyükelçisi, böylesi bir uyarıyı çoktan hak etti. Hatta, ‘istenmeyen adam’ ilan edilmesi dahi yerleşik diplomatik teamüllere aykırı değil. (Editörün notu: Başlattığımız "İstenmeyen adam" kampanyamıza 5 binin üzerinde vatandaşımız mektup göndererek destek verdi. Edelman'ı gönderme yolunda; DEVLET ve HÜKÜMET olarak en temel müttefikinizin; bizler, yani MİLLET olduğunu artık hatırlayınız. Lütfen bu büyükelçinin milletimize ve devletimize daha fazla saldırmasına müsaade etmeden gereğini yapınız!)abilify abilify alkohol abilify
ABD Büyükelçisi’nin bu yaptığı, tek kelimeyle Türkiye’nin iç işlerine karışmaktır.
Bu olayda ölçüyü iyice kaçırdığını Edelman’ın kendisi de fark etmiş olmalı ki, elçiliği adına bir açıklama yaptırarak, sözlerinin yanlış çevrildiğini, amacının Türkiye’yi tehdit olmadığını, sadece Suriye’nin Lübnan’dan çekilmesiyle ilgili uluslararası mutabakatı vurgulamak istediğini öne sürüyor. ABD Büyükelçiliğinin adı açıklanmayan bir başka yetkilisi de, Cumhurbaşkanı Sezer’in Suriye ziyaretinde Esat’a Lübnan’dan askerlerini çek mesajı iletmesini beklediklerini söylüyor.
Büyükelçi Edelman yarattığı skandalı düzeltmeye çalışıyor. Ancak, bunu da basın aracılığıyla yapıyor. Anlaşılan, Edelman kendisini Türkiye’de diplomatik kurallara uyan bir büyükelçi olarak değil, keyfince hareket eden bir derebeyi gibi görüyor.
* * *
Bu olay, Edelman’ın bu sütunda değinilen üçüncü diplomatik skandalı..
Birincisi, ABD Büyükelçiliği’nde Patrik Bartholomeos onuruna düzenlediği yemeğe, Türkiye’nin kabul etmediği ‘ekümenik’ sıfatını kullanarak geniş katılımlı bir resmi davet yapmasıydı. Türk yetkililerinin, bu durumda davete katılmayacaklarını bildirmeleri üzerine, ‘katılmazlarsa katılmasınlar’ demesi ise skandal içinde skandal olmuştu.
İkinci skandalı bu sütunda, ‘Büyükelçi Edelman’ın, Türkiye’nin temel duyarlılığı olan ayrılıkçılık temelinde kime ne tür mavi boncuklar dağıttığı, hangi destekleri vaat ettiği, devletin bilgisi dışında mıdır’ sorusuyla dile getirmiştik. Ancak kimseye duyuramamıştık.
Şimdi, Edelman’ın doğrudan Türkiye Cumhurbaşkanı’nı hedef alan bu üçüncü skandalı da kulak arkası mı olacak?
* * *
Acı ama gerçek.. Hem basında, hem de siyasi çevrelerde bu skandalı sahiplenenlere de rastlanıyor. Bunlar, Türkiye’nin Suriye ile yakın işbirliği havası vermesinin anlamı olmadığını söyleyip, Cumhurbaşkanı Sezer’in ziyaretini ertelemesini istiyorlar.
Hiç kuşkusuz, Suriye’nin askerlerini Lübnan’dan çekmesini Türkiye de istiyor. Ancak, bu yönde baskı olacağı gerekçesiyle, çok önceden planlanmış Cumhurbaşkanı düzeyindeki bir ziyaretin ertelenmesi doğru olmaz. Böylesi bir karar, belki ABD’yi memnun eder ama, Türkiye’nin çıkarlarıyla örtüşmez.
Suriye Türkiye’nin komşusudur. İki ülke arasındaki tek sorun da, Suriye’nin Lübnan’daki askeri varlığı değildir. Hatay ve su sorunları da vardır. Bu sorunları Türkiye kendisi çözecektir. Uluslararası camiadan bu konularda isteyeceği tek ihsan ise gölge etmemeleri olacaktır.
Halen, merkezi ABD’de bulunan uluslararası kuruluşların raporlarındaki haritalarda Hatay, ‘sınır ihtilafı’ kaydıyla yer almaktadır. Su sorunu konusunda da AB, Türkiye üzerinde Suriye ve Irak lehine baskı yapmaktadır.
Hala teröre destek verdiğinden şikayet edilen Suriye ile PKK sorununu da Türkiye kendisi çözmüştür. O tarihlerde, Suriye ile yakın işbirliği içinde olan ABD’den, aynen bugün Kuzey Irak konusunda olduğu gibi, hiç bir olumlu katkı gelmemiştir.
Türkiye, sorunlarını kendisi çözecek güçte bir dünya devletidir. Uluslararası camia diye tanımlanan ABD ve AB güç dengeleri paralelinde hareket etmek uğruna, kendi çıkarlarına sırt çeviremez. Bunu, içteki ve dıştaki aymazlara göstermenin öncelikli adımı Edelman için diplomasinin gereğini yapmak olacaktır.