Türk askerini Lübnan’a İsrail istiyor - Muharrem Bayraktar
Biz Sayın Başbakan’dan Kuzey Irak’a asker gönderme kararı alacak diye beklerken karar çok farklı çıktı:Önce Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Roma’da yapılan Lübnan Konferansı’ndan sonra ağzındaki baklayı çıkardı ve “Lübnan’a asker gönderebileceğimizi” açıkladı.Ardından Başbakan Erdoğan da aynı istikamette konuştu ve “Lübnan’a asker gönderme isteğinin Amerika’dan geldiğini” kabul ederek Türkiye’nin de Lübnan’a asker gönderecek ülkeler arasına katılacağını bildirdi. (29 Temmuz 2006, Posta)Biz hükümetten “Türk askerini Kuzey Irak’a sokacak bir karar bekliyorduk,ama onlar Lübnan’a gönderme kararı aldılar!Hayret ki ne hayret!acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadacialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug cardcleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenacialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon
Kendi sınırının birkaç metre ötesine asker gönderme cesareti olmayıp, binlerce kilometre ötedeki bir kan deryasına “Amerika emretti” diye Türk askerini transfer etmekten kaçınmayan bir hükümetimiz var.
Yahu be mübarekler! Siz ne yaptığınızın farkında mısınız?
Siz Lübnan’da İsrail’in ve Hizbullah’ın karşılıklı ateşi arasında yok olup gitsin diye mi Türk askerini pazarlamaya çalışıyorsunuz?
Türk askerinin Lübnan’a gidecek olmasından en çok keyif duyan ülkelerin başın da İsrail geliyor.Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak sevincini gizlemiyor.
Barak, İngiltere’de yayınlanan Daily Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada “Lübnan’ın Güneyinde konuşlandırılacak barış gücünde Türk askerinin olması çok etkili olur” diyor.
Türk askerinin Lübnan’a gönderilmesi tam anlamıyla bir cinayet olur. İsrail’in ve Amerika’nın amacı da bölgede barışı sağlamak değil zaten. Türk askerini de cepheye sürerek, Lübnan’da konuşlanmış Hizbullah güçlerine karşı 18 yıldır kaybettiği toprakları geri alabilmek.
Yani bizim asker göndermemiz en çok İsrail’in ekmeğine yağ sürecek.
Avustralya Dışişleri Bakanı Alexander Downer “Lübnan’daki barış gücüne katkıda bulunan liderler insanlarını ölüme gönderir. Bir uluslararası barış gücünü intihar misyonuna göndermenin anlamı yok” diyor.
Avustralyalı Bakan “Bu bir intihardır, bu bir ölüm görevidir” diye haykırırken, bizim Dışişleri Bakanımız ve Başbakanımız “Biz göreve hazırız!” diye Amerika’ya karşı esas duruşta tekmil veriyor.
Böyle bir rezalet olur mu? Böyle teslimiyetçi bir dış politika olur mu?
Mehmetçiğin kanı bu kadar ucuz mu?
Lübnan’da Hizbullah çok önemli bir konumda ve askeri olarak da çok güçlü bir seviyede. Lübnan’a gidecek barış gücü askerleri her an Hizbullah’la çatışma halinde olacaklar. 1983 yılında Hizbullah’ın Beyrut havaalanına düzenlediği saldırıda 241 Amerikan askerinin öldürüldüğünü hatırlarsak, Hizbullah’ın bu savaşta Türk–Arap, Müslüman–Hristiyan ayırımı yapmadan önüne kim çıkarsa savaşacağı aşikar.
Çünkü bu savaşın bir ucunda İsrail’e karşı bağımsızlık mücadelesi veren Filistin, öbür ucunda Filistin’in uzantısı Hizbullah ve bunlara karşı savaşmak için barış gücü altında Lübnan’a koşmaya hazır bir Türkiye.
Bir siyasi zihniyetin ülkesini böylesine büyük bir intihara sürüklediği nerede görülmüştür?
İsrail’in çıkarları için Lübnan’a Mehmedimizi gönderme kararı bu ülke için bir intihardır ve böyle bir karar alındığı an milyonlarca Türk meydanlara inerek bu cinayete dur diyecektir.