Dış Politika1 Ağustos 2006 00:00

“Ölümün Kuluçka Makinesi” - Bülent Esinoğlu

Batının Ortadoğu’ya ilgisinin artığı şu günlerde aklıma hep “Çağdaş ve Batı” kelimeleri geliyor. Öyle bir beyin yıkama işlemine tabi tutulmuşuz ki Batının vahşi olabileceğine ihtimal dahi vermiyoruz. Ama yaşananlarda gerçek. Bize öğretilenlere mi inanacağız yoksa gözümüzün önündeki gerçeklere mi? Irak’ta ölen 100 bin kişi, son yirmi günde de Lübnan’da ölen 6 yüz sivil,  bunlar gerçek değil mi? Şu bir gerçek ki; Batının mazlum ülkelerde işledikleri cinayetler çağdaşlığı yakalayabilmeleri için mazlum milletlere ödettikleri bir bedel olsa gerek. Cinayet çağdaş toplumların meyvesidir.  Adam öldürmeyi zenaat edinen emperyalizm öldürdüklerine terörist, ölümün arkasından yağmaladıklarına da ekonomi diyor. Olaylı Dünya tarihi esas itibari ile Batının Doğuyu yağmalama tarihidir. Batı yağmalar yağmaladıkları ile kendi iç düzenini sağlar. Yağmadan pay alan emperyalist ülkelerin çalışanları cinayetlere karşı çıkmazlar. Çünkü onlarda yağmadan pay almaktadırlar.new prescription coupons sporturfintl.com online cialis couponsdiscount drug coupons click free discount prescription cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Peki de bizi hala Batı çağdaştır düşüncesine zorlayan nedir? Bize Batının öğrettiği sosyoloji desek pek fazla bir yanlış yapmış olmayız. Sosyoloji öğrenmek veya sosyoloji kitapları okumak demek, Türk toplumunu Batının gözü ile tahlil etmek demektir. Çünkü emperyalizmin benzini sosyolojidir. Bir milleti kendi yaşam kalıplarının dışına çıkarmanın ana manivelası sosyolojidir. Emperyalizm gözüne kestirdiği bir ulus devleti yıkmak için öncelikle o ülkenin sosyolojik yapısını inceler. Bu sebepten azınlık belirlemesi emperyalist bir tuzaktır.

Çin hariç Doğunun kendine ait özgün sosyoloji çalışmaları olmadığı için Batı sosyologlarının Doğu için yaptığı analizler geçerli sayılır. Aslında sosyoloji emperyalist ülkelerin burjuva sınıfının ideolojisidir. İşçi sınıfına karsı bir nevi savunma refleksidir. Eğer bu bakış açısı geçerli ise, emperyalist ülkelerin sosyologlarının mazlum ülkelerde yaptığı araştırmalar sadece  bu araştırmaların sonuçlarına göre kurulan kurumlar vasıtası ile emperyalizme hizmet eder. Bu kurumlar kurulmadan önce batıdan gelen uzmanların ne iş yaptığı da böylece daha iyi anlaşılır.

Tabi ki sosyoloji başlı başına olanların tek sorumlusu olamaz.

Emperyalist ülkelerin tarih merakı boşuna değildir. Veri tabanını tamamlamak için tarih olmazsa olmazıdır. Onun için Osmanlı tarihini bizden daha iyi bilirler. Bu tarih ve sosyoloji bilgilerini toplamaları bu bilgiler ile turşu kurmak fikrinden kaynaklanmaz. Görünürdeki sebep pazar araştırmasıdır. Ama gerçek sebep yağmaya yöneliktir.

Emperyalizmin kanatları altına girmek, kendimizden olan her şeyi beğenmeyip, Batı’daki her şeyi iyi, kötü beğenmek. İşte sipariş üzere çalışan yerli sosyologların Türkiye’ye yaptıkları en büyük kötülük. Kendi özgün sosyolojimizi üretememek.

Sıcak yavaş gittikçe yaklaşmaktadır. Türkiye’yi yönetenler Türkiye’nin geleceğini karartan emperyalizmin işine gelen kararlar almaya devam ediyor.Tarihi ve gerçekleri emperyalist ülkelerin çıkarına göre yorumlayan yorumcular bile son olaylarda İsrail’i (Batı’yı) savunamaz hale geldiler. Gerçi emperyalizmin saldırısını Şii-Sünni çatışmasına indirgeyenler de yok değil. Sıcaklık yaklaştıkça korku çoğalıyor. Kıvırtmalar artıyor.

Fındık Mitingleri ve Amerikanın çizdiği Ortadoğu Haritasına gösterilen tepkiler ülkemiz için umut vericidir. Kaderimizi Amerika ya terk etmeyeceğimizin işaretleridir.

Onlar değil biz kazanacağız.