ALAY SANCAĞI, KILIÇ, MAHMUZ VE ŞEREF - Hüseyin MÜMTAZ
Altı ay kadar önce 15 Kasım 2004'de; Türkiye KKTC'nin uluslar arası ihaleye çıkarıldığı 6 Ekim ve 17 Aralık tarihleri arasına sıkışmışken Rauf Bey "Bu benim son Cumhuriyet Bayramım" diyordu. Biz de "Sezer Kıbrıs'a" diye yazı yazmıştık.Gitmedi.Şimdi Edelman Suriye'ye gitmesini istemiyor.Bakalım gidecek mi?Amerika'nın Ankara'daki "sivil yöneticisi" Edelman; Tezkereyi Meclisten geçiremeyen selefi Pearson'un yerine gönderildiği zaman ayağının tozuyla Ankara'daki bir Silâh Fuarı'nda karşısına oturttuğu bu devletin atanmış ve seçilmişlerine şu talimatları verdiğinde takvimler 2003'ün Ekim ayı'nı gösteriyordu: coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis coupons printable link discount prescription drug cardfusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnecialis walgreen coupon site cialis coupon
2.Terörizme karşı yürütülen mücadele de Suriye bazı sorunlar çıkarıyor. Sınırlarını teröristlere açıyor. Bu konudaki baskıyı arttırmamız gerektiğini düşünüyorum.
3. ABD güçlü bir Filistin Başbakanı ile çalışmaya hazır. Türkiye'nin İsrail'le dostluğu da bu noktada büyük önem kazanıyor. İran'ın da yeni bir vizyonla dünyaya karışmasından yanayız...
4.Kıbrıs'ta tarihi bir fırsat kaçırılıyor. Annan Planı, Türk toplumunun güvenliğini, Türkiye'nin çıkarlarını sağlayan ve hala tarafları tatmin edici çözüm için en iyi temeldir. Denktaş gelişmeye engel olmamalı... Kuzey Kıbrıs'taki seçimlerde uluslararası gözlemci hazır bulunmalı ve adil bir seçim yapılmalıdır. Zaman kısalıyor" ("YÜZBAŞI GİBİ". Hüseyin MÜMTAZ. Sayfa 249 Toplumsal Dönüşüm. İstanbul Haziran 2004)
Bu günün tarihi 16 Mart 2005'tir kıymetli okuyucu ve adam hükümetinin kendisine verdiği yol haritasına göre hedeflerine adım adım ulaşmaktadır.
Göreve başlayalı henüz iki sene bile olmamıştır ama Filistin'de Arafat artık yoktur, Kıbrıs'ta Denktaş "emekli" edilmiştir.
Suriye'nin suyu ısınmaktadır.
2003 Ekiminde ne dediyse yapan Edelman masaya Suriye'yi sürmüştür.
Hem de nerede? Bursa'da Vali'yi ziyaret ederken..
Bir ülkenin büyükelçileri ne zamandan beri bulundukları ülkede hükümetle basın aracılığı ile konuşmaktadırlar?
Hangi cüret ve cesaretle o ülkenin Cumhurbaşkanı'nın nereye gidip gidemeyeceğine dair açıktan fikir yürütebilmektedirler?
Fakat Edelman'a yukarıdaki talimatlarını sıraladığı an tepki göstermezseniz tabii sonrakileri sineye çekeceksiniz demektir.
İnternet'ten (necip basınımız tarafından eğer kaldırılmadıysa) bulun o günün fotoğraflarını, bakın Edelman'ın kürsüsünün önünde kimler "talimat" alıyor, görün..
Şimdi Sezer'e düşen Suriye'ye behemehal gitmektir.
Aman bu aralar hasta filan olmasın.. Lütfen kendisine dikkat etsin. Hâttâ 40 derece ateşli bile olsa, yarım saatliğine gidip gelsin..
Bu iş Edelman'ın Bursa ziyaretinden sonra artık ulusal onur ve haysiyet meselesi haline gelmiştir.
Türkiye "ulusal çıkarlarını", dış müdahaleler olmadan ancak kendi insiyatifi ile düzenleyeceğini herkese kanıtlamalıdır.
Türkiye'nin ulusal çıkarları; işbaşına gelince Crusade-Haçlı Seferi ilan ederek dünyayı ''Ya bizden yanasınız ya teröristlerden" diye ikiye bölen Bush'un karşısında olmayı gerektirmektedir.
Türkiye, "teröristlerden yan da, senden yana da değilim" diyebilmelidir.
Ve Türkiye bunu, askerinin başına çuval geçiren "müttefikine" karşı mutlaka söyleyebilmelidir.
Türkiye Kuzey Irak'ta PKK teröristlerine karşını kılını kıpırdatmayan, peşmergelerle işbirliği içinde bir Kürt Devleti kurmaya çalışan Amerika'ya karşı haydi haydi söyleyebilmelidir.
Üç yıllık Crusade'in sonunda Amerika Bulgaristan ve Romanya'da, Gürcistan'da, Irak'tadır..
İran ve Suriye'de olmasına da "saatler" vardır..
Türkiye'yi dört bir yandan "kuşatan" yeni komşu artık Amerika'dır.
Türkiye soğuk savaş yıllarında "komşusu" Sovyetler Birliğine karşı "uzaktaki" dost Amerika ile işbirliği yaparak tehdit ve tehlikeleri dengelemiştir.
Şimdi "konsept" artık zorla değiş(tiril)miştir.
Türkiye'nin, Sovyetlere karşı uzun yıllar uzun emeklerle oluşturduğu kendini savunma refleksleri yok edilmiş, ortadan kaldırılmıştır.
Türkiye "savunmasız"dır.
Şu anda Rusya artık komşumuz değildir. Ortak sınırımız kalmamıştır ama yukarıda belirttiğimiz gibi Amerika önümüzde, arkamızda, solumuzda, sağımızda her yerimizdedir.
Edelman talimatlarına Bursa'dan devam etmektedir.
Amerika'yı halkınıza sevdirin bile diyebilmektedir.
Türkiye süratle yeni bir "konsept" oluşturmalı, ulusal çıkarlarını Edelman'ın dediğinin tam aksi yönde gözden geçirmelidir.
Türkiye bu coğrafyada yaşayacaktır.
O halde Türkiye'nin ulusal çıkarı; "Pentagon'un Yeni Haritası"nda Türkiye'yi "entegre edilmemiş boşluk" un tam merkezinde takdim eden Amerika'ya karşı yeni bir savunma ekseni oluşturmaktır.
Bu esnada ve eş zamanlı olarak, eski Sovyetlere karşı kurduğu fakat sonradan "lağv ve tensik ettiği" kurum ve kuruluşlarını canlandırmalıdır.
Türkiye; Rusya, Azerbaycan, Gürcistan, İran ve Suriye ile bir savunma ekseni oluşturmalıdır.
Bu ülkelerde silahsız-Soros usulü demokratik tiyatroların karşısında olmalıdır.
KKTC'de sahneye konulan ve Türkiye için de düşünülen "sandık dışında sandığa hükmetme" senaryolarına karşı çıkmalıdır.
Ne diyor Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt:
"Şimdi Irak yeniden yapılanıyor. Söz hakkımız var mı? Yok. Bir Irak politikamız var mı? Yok".
"Terör örgütünün Türkiye içindeki silahlı varlığı 1999'da Öcalan'ın yakalandığı seviyeye çıktı" yönündeki sözleri anımsatılan Büyükanıt, "Bu artış, eylemleri tetikler mi?" sorusuna da şu yanıtı veriyor: "Ortada çok ciddi bir durum var. Rakam birkaç aydır böyle. Bu tehlikeye dikkat çekmek istedim. Bunun yanında terörle mücadelede elimizdeki çeşitli güç unsurları 1999'un gerisinde. Zira, terörün düşük seviyeye indirgenmesi sonrasında olağanüstü hal uygulamasının kalkmasından kimi yasaların değişmesine kadar bir dizi yeni durum ortaya çıktı. Yani terör örgütü üyelerinin sayısı 1999'daki rakama ulaşırken, biz 1999'daki mücadele gücünün gerisindeyiz. Bu çok tehlikeli bir durum."
Büyükanıt, hükümetin bu konuda kendisinden bilgi isteyip istemediğinin sorulması üzerine ise, "Hayır. Bu konuda benden bilgi isteyen ya da yapılması gerekenleri konuşan olmadı" diyor. Terörist sızmaların ağırlıklı olarak Irak sınırından gerçekleştiğinin hatırlatılması üzerine de şöyle konuşuyor: "Orası, tabii daha başka bir konu. Durum kapıda, açıkça ortada. Dikkat çekmek istedim. Halk terör günlerini çabuk unuttu."
Bunu söyleyen Devlet Su İşleri Genel Müdürü değil, ülkenin Kara Kuvvetleri Komutanı'dır.
Üç şeyin altını çiziyor.
1. Terör örgütü üyelerinin sayısı 1999'daki rakama ulaşırken biz 1999'daki mücadele gücümüzün gerisindeyiz.
2. Bu konuda benden bilgi isteyen ya da yapılması gerekenleri konuşan olmadı.
3. Terörist sızması Irak'tan oluyor.
Irak kimin kontrolünde?
Dost ve müttefik ve yeni komşumuz Amerika'nın..
Askerimizin başına çuval geçiren Amerika'nın.
İyi de paşam, hep sorulunca mı konuşuyordunuz ki, bu konuda da sorulmasını bekliyorsunuz?
Sormadan söyleseniz olmaz mı?
57'inci Alay kıymetli okuyucu, kutlu bir alaydır.
Şu anki devletimizin temelinde harcı, kanı olan bir alaydır.
Alay Çanakkale'de, sadece Çanakkale'de değil, Trablusgarp'ta Galiçya'da, Filistin'de ve Kurtuluş Savaşı'nda da aktif görev almıştır.. Çanakkale Arıburnu'ndaki ilk kara çıkartmasında mevcudunun yüzde 30'nu, subaylarının tamamını yitirmiştir.
Alay savaştığı cephelerde 2 bin 504'ü şehit, 2 bin 42'si kayıp olmak üzere toplam 4 bin 546 mevcudunu yitirmiştir..
Uzun zamandır Alay Sancağı'nın, Anzaclarca alınıp götürüldüğü Melbourne'de sergilendiği internet ortamında yazılıp-çiziliyordu.
Genelkurmay'ın açıklamasına göre sergilenen sancak 57'inci Alay'ın değilmiş.
57'inci Alay'ınki kayıpmış.
Bu açıklama içimiz rahatlatmıştır. Ama sonuçta Melbourne'de yine bir başka sancağımız vardır.
Şimdi öncelikle Çanakkale'deki şehitliklerde müttefiklere her türlü ayrıcalığı tanıyan Türkiye bu sancağı da Türkiye'ye getirmelidir.
Sonra.
Sonrası biraz karışık, zor ve zahmetli.
Şimdi "Amerika" nerede?
Çepeçevre her yerde..
Bulgaristan, Romanya, Gürcistan, Irak..
İncirlik'e ek olarak 6 havalanı ve 7 liman daha istiyor.
Yâni Amerika çevremizde ve içimizde..
57'inci Alay nerede savaşmıştı?
Çanakkale, Trablusgarp, Filistin ve Anadolu..
O halde "yeni konsept" şu olmalıdır:
57'inci Alay her yerde..
Ve hepimiz 57'inci alay mensubuyuz..
Ama alaya da bir alay komutanı gerek..
Sancağı alırken ettiği yemine sâdık bir komutan..
Sancak Yemini'ni hatırlamaya ne dersiniz?
"Namusum üzerine and içerim ki; bu mukaddes nöbetim devamınca gözümü bir saniye olsun O'ndan ayırmayacağım. Sancağımı canımdan aziz bilip O'nu daima yükseklerde tutacağım.
Renginin bedeli, kanım olsun.
Kumaşının bedeli; tenim olsun.
Parıltısının bedeli; canım olsun.
Ayyıldızına, varlığım feda olsun.
Yazısını, vicdanımda tertemiz saklayacağım.
Gönderini, milli imanımla sımsıkı tutacağım.
Hamaili, iman dolu göğsümde namus, çökmez omuzlarımda en şerefli sorumluluk olarak kalacaktır.
Bu sancağı benden sonra sağ kalana teslim etmeden ölmek bana haram olsun.
Nöbetimi bir ibadet vecdi içinde tutacağım.
İçtiğim bu anda bağlı kalacağımın işareti olarak sancağımı öpüyor ve teslim alıyorum."
Son not olarak yeni "konsepte" göre alaylar kaldırıldığı için sancakların artık tugaylara verildiğini, dolayısı ile sancak yeminini de tugay komutanı paşaların yaptığını hatırlatalım.
Olsun..Neydi yeni sloganımız?
"57'İNCİ ALAY HER YERDE..
HEPİMİZ 57'İNCİ ALAY MENSUBUYUZ." 16 Mart 2005