Siyaset15 Eylül 2004 00:00

Yaaa Abdullah Bey Çok çabuk yalanladılar sizi - Savaş Süzal

Sonuçta da bu konuda haklı olduğumuz görüldü. Düşünün bizim kafa tuttu havasındaki Kayserili Dışişleri bakanımızın açıklaması ardından diplomasi de “Ne diyorsun sen kardeşim” anlamına gelen Ankara’daki Edelman’ın adamları, Amerikan büyükelçiliği Türk Dışişlerinden açıklama istedi. Dikkatinizi çekerim, bizimkiler açıklama istemiyor, adamlar hesap soruyor, neler saçmalıyorsunuz diye. Hiç böyle bir şey gördünüz mü veya duydunuz mu?cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectsrenovation vejle renovation skive renovaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Yaaa Abdullah Gül Bey,  gördüğünüz gibi adamlara kafa bile tutamıyor, diklenemiyorsunuz. Ve hatta kafa tuttuğunuz yolunda yaptığınız açıklamaların doğru olmadığı, daha da kötüsü etrafa hava atmak için olsa gerek yaptığınız açıklamalardan geri adım atmanıza neden olabilecek karşı tarafın açıklamalarıda gecikmiyor. Hatırlarsanız bir kez daha önce de ABD Dışişleri Bakanlığı önünde hemde ABD Dışişleri Bakanı Powell Kıbrıs konusunda Türk basınına verdiğiniz yanlış bilgileri düzeltmişt. Orada da adamları arabulucu yapmıştınız da, Powel, bunun doğru olmadığını söylemişti


     
ABD Dışişleri bakanlığı’nın bir yetkilisine dayanılarak Habergazete de yayınlanan ve AFP ye (Fransız Haber Ajansı) ait bir haberi bizim yalaka meslektaşlarımız görmedi, büyük bir olasılıkla da görmemeye çalıştı. Halbuki anahtar kelime Turkey yani Türkiye yazarak internette kısa bir araştırma yaparsanız hemen geliyor. Ne oldu gazetecilik bakımında bu haber ajansına güven duymuyormu bizim baldırbacak basını? Yani Türkiye lehine kelime bulmak için saatlerini akıtıp, göz nuru dökerken aleyhimizdeki şeyleri görmeyip, yayınlamayıp, böylece mi yaranacaksınız? Sizde biliyorsunuz ya yatacak yeriniz olmadığını.

          Geçenlerde bizim Dışişlerinden çıkan Amerika’nın Ankara’daki büyükelçisi Edelman’ı televizyonlardan seyrederken adamın kendine ne kadar hakim olduğunu ve güven duyduğunu hiç bir rahatsızlık belirtisi göstermediğini farkettim. Sanki kilo almış haliyle bir kebabçıdan çıkan ve dışlerinin arasında kalan yemekleri konuşurken kürdanla temizlemeye hazırlanan pervasız bir patron havasındaydı. Düşünün bir ülke de görev yapacaksınız ve o ülkenin halkı sizin politikalarınızı desteklemeyecek ama siz kendinize güveninizi ve işgal kuvvetleri komutanı halinizi sürdüreceksiniz. Bunun tek yanıtı vardır, başkasını bilen varsa da ortaya çıksın. Bunun anlamı Hükümet avunucuzun içinde demektir.

 

          Sonuçta da bu konuda haklı olduğumuz görüldü. Düşünün bizim kafa tuttu havasındaki Kayserili Dışişleri bakanımızın açıklaması ardından diplomasi de “Ne diyorsun sen kardeşim” anlamına gelen Ankara’daki Edelman’ın adamları, Amerikan büyükelçiliği Türk Dışişlerinden açıklama istedi. Dikkatinizi çekerim, bizimkiler açıklama istemiyor, adamlar hesap soruyor, neler saçmalıyorsunuz diye. Hiç böyle bir şey gördünüz mü veya duydunuz mu? Bu kadar yıldır ben ilk kez duyuyorum. Eğer bu konuda hesap sorulacaksa diplomatik teamüle göre, Washington’daki büyükelçinizi Amerikan Dışişleri Bakanlığına çağırılır ve sorarlar, “kardeşim senin hükümetin, ülken ne diyor?” diye. Bir ülke de konuk olan büyükelçiliğinizi tepki toplalamak için kullanmazsınız.

Buna benzer bir olayı yıllar önce Süleyman Demirel’in bir Londra ziyareti ardından yaşamıştık. Her dönemde olduğu gibi o yıllarda da Demirel’e yalaka bir gurup Başbakan’ın masaya yumruk atarak kafa tuttuğunu yazmış ve tüm basın bunu manşetlerine taşımıştı. Sonuçta neye kafa tuttuğuna şaşıran ve hatırlamayan Demirel bile ortaya atılan bu yalana inandı kaldı. Yıllar sonra kendi ağzından duymuştum böyle bir şey olmadığın.

          Peki bu gelişmelerin ardında neler var? Çok açık. Gazete ve Televizyon haberlerinin bir kaç gün gerisine gidin. (bizimkilerin değil, orada zina ve eş değiştokuşu gibi haberler bulabilirsiniz) Göreceksiniz, aşiret reisi Barzani ne açıklama yapıyor. “Kerkük, bizimdir ve gerekirse bu konuda kan bile dökülür”. Bunun için ne gerek bölgedeki Türkmenlerin temizlenmesi.  Sonra sıra kimde en yakın öteki Türkmen yerleşim merkezleri köy ve kentlerinde. Kimle birlikte yapacaklar?  Kürtlerle. Açıklamalar size bir ipucu vermiyor mu? Kürt peşmergelerin silahlarını koruyarak Irak Güvenlik güçleri olmadılar mı? Operasyon da Amerikan birlikleri ile Kürtlerin birlikte çalışmasından daha doğal ne olabilir? Tabii ki böyle olacak. Bakın bizim de elimize geçen ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ne diyor. Niye biz geliyorsunuz kardeşim, “Gidin Irak yöneticileri ile görüşün”. (Hani şu atadıkları adamları kastediyorlar.) “Gidin Irak’ta görevli koalisyon kuvvetleri komutanlığı ile görüşün” (Barzani ve Talabani peşmeregelerini de ikna edin yani) Onlardan sonra bize gelin.

 

          Aylardır bu köşeden avaz avaz bağırıyoruz. Ben Amerikalılara kızmıyorum. Üç kuruş için memleketini insanlar bu kadar kolay peşkeş çekiyorsa elin Amerikalısının ne suçu var. Amerikalı olmazsa satılığa çıkan bir mala bu kez elin Fransızı, elin Almanı kuyrukta. (bizim değil bunlar elklerin) İşte bunun için yırtınıyoruz. Türkiye aynı Osmanlının son günlerini yaşıyor. Aynı Serv’i yaşıyor ve bu kez  Osmanlı daki aydınlara karşı çıkan gericilerin yerini şimdi gericilerle layla layla lam elele tutuşup dans eden aydın geçinen bir gurup yapıyor. Atatürk’ün sistemlerini ve korunma önlemlerini bir olmayacak AB yalanı pahasına. Çocuklarımız biz babalarımız dan devraldığımız bir ülkeyi bile teslim edemeyecek kadar kötü durumdayız.


    Bir de şu düğünlerde toplanan hediye olayı artık kusura bakmayın ama benim anlayışım kaldırmıyor. Tayyip Bey'in düğünlerden yaptığı serveti biliyoruz. (Kendisi savunmasında böyle açıklamıştı ben uydurmuyorum) Bu gün de en genhç AKP'li Ali Babacan'ın oğlunun sünnet düğünü ve hediye sandığı. Gördünüz mutlaka, artık hediyeler sandıklara yükleniyor. Herhalde Sünnet düğünü sonrasında Ali Babacan'ın da servetinde önemli bir artışa tanık olacağız.