Siyaset27 Temmuz 2006 00:00

TÜRK ASKERİ GURKA DEĞİLDİR- Hüseyin MÜMTAZ

Değildir efendiler…. Olmamalıdır..Yapılmamalıdır.. Olaylar baş döndürücü bir hızla ilerliyor. İktidarının devamını batılıların ekonomik ve politik her türlü kurumuyla işbirliğini geliştirerek yürütmeye bağlayan Akepe’nin ince politikaları sayesinde de Türkiye Ortadoğu batağının içine çekiliyor. Akepe bunu yaparken devleti by-pas ediyor. Meclis dahil devletin hiçbir kurumu ile işbirliği yapmıyor. Bütün pazarlık ve görüşmeler sanal âlemde yapılıyor. Ülkenin savaşa girmesi söz konusu fakat Meclis toplantıya çağrılmıyor. MGK ise uzun zamandır zaten AB yanlısı bir STÖ haline getirilmiş olduğundan, “Neden toplanmıyor?” sorusunu sormak bile abesle iştigal haline geliyor. Olayların üç ana başlığı var…. Nato’nun Kuzey Irak’a gelmesi, Türkiye’nin BG olarak Lübnan’a gitmesi ve Rice’ın Kudüs’te ifade ettiği  “Yeni Ortadoğu’nun zamanının geldiği”..cialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug card

Değildir efendiler…. Olmamalıdır..Yapılmamalıdır..

Olaylar baş döndürücü bir hızla ilerliyor.

İktidarının devamını batılıların ekonomik ve politik her türlü kurumuyla işbirliğini geliştirerek yürütmeye bağlayan Akepe’nin ince politikaları sayesinde de Türkiye Ortadoğu batağının içine çekiliyor.

Akepe bunu yaparken devleti by-pas ediyor. Meclis dahil devletin hiçbir kurumu ile işbirliği yapmıyor. Bütün pazarlık ve görüşmeler sanal âlemde yapılıyor.

Ülkenin savaşa girmesi söz konusu fakat Meclis toplantıya çağrılmıyor. MGK ise uzun zamandır zaten AB yanlısı bir STÖ haline getirilmiş olduğundan, “Neden toplanmıyor?” sorusunu sormak bile abesle iştigal haline geliyor.

Olayların üç ana başlığı var…. Nato’nun Kuzey Irak’a gelmesi, Türkiye’nin BG olarak Lübnan’a gitmesi ve Rice’ın Kudüs’te ifade ettiği  “Yeni Ortadoğu’nun zamanının geldiği”..

1.Erdoğan KKTC’ye uçarken Kuzey Irak’la ilgili bir soru üzerine ne demişti; “Sürekli olarak bu konuda açıklama yapmak bu işi sulandırır”…

Aynı Erdoğan, tatilini geçirdiği Ekinlik Adası’ndaki Ramsey Residence’den çıkıp akşamüzeri çarşıda çocuklarla sohbet ederken sorulan bir soru üzerine de “NATO nasıl Afganistan'da teröre karşı mücadele için devreye girdiyse, burada da aynı görevi yerine getirmek durumundadır" cevabını verdi ve “veri koordinatörü” Zapsu tarafından yürütülen Türk Dış Politikasına unutulmayacak bir derinlik kattı..

Devletin hangi yetkili kurumlarıyla konuştu, kime danıştı, kararı kim aldı belli değil..

Kimle hangi yurt dışı telefon görüşmesinde bu sonuca vardı, belli değil..

Yoksa Zapsu’nun bazı büyükelçilerle bir koşu yaptığı temasların ardında bu mu vardı? Savunma konularıyla yakından ilgilenen Tarım Bakanı Mehdi Eker’e, Dengir Mir Mehmet Fırat’a, Abdülmelik Fırat’a danışıldı mı?

Yoksa sadece onlara mı danışıldı?

 Zapsu neden “dışarıdan” Dışişleri Bakanı, Mehdi Eker Savunma Bakanı, Dengir Fırat da neden Irak’la ilgili Devlet bakanı olmuyorlar? Onların bakanlıkları zamanında Barzani-Talabani ile daha yakın işbirliği anlaşmalarına imza atılamaz mı?

Nereden çıkmıştır Kuzey Irak’a  Nato’nun gelmesi? Akşam rüyaya yatıp sabah uyanınca edilecek lâf mıdır bu?

O zaman Meclis’in, ilk teskereyi reddedişinin kıymeti nerede kalır?

İlk teskereye göre Çorlu-Sabiha Gökçen-Trabzon dahil bütün vatan sathında “Koalisyon güçleri“ konuşlanacak; 80 bin koalisyon (Amerikan-İngiliz) askeri bu üslerde kalacak; İncirlik, Mersin ve İskenderun “koalisyon güçlerine” tahsis edilecekti.

Tabii Habur da..

Peki Nato şimdi “davet üzerine” gelirse kimlerden teşekkül edecek?

Hiç endişeniz olmasın yine Amerikalı ve İngilizler’den..

Nereyi kullanacaklar?

Daha önce teferruatlı incelemesi yapılmış olan ilk teskere planlarından..

İlk teskereyi neden reddetmiştiniz muhteremler?

Amerikan-İngiliz güçlerinin kapıdan değil de bacadan girme formülü mü bu?

Kim, nerede, hangi kapının arkasında, hangi telefon görüşmesinde, kimin kulağına fısıldadı bu akıllara ziyan formülü?

Milli Savunma, Milli Güvenlik ve Milli Hedefler nasıl olur da “yabancıya” ihale edilir?

Bunlar hiç yabancı taşerona verilir mi?

Erdoğan yine Ekinlik’te “Kızılay’ımız” diyor; “Filistin’e şimdiye kadar 30-35 Tır yolladı..Yardım malzemesi.. Şimdi 40-45’inci yolda..

Uyan ey millet…

Türkiye 2003’te Kerkük’e bir Tır, tek Tır yollayamamıştı.. Gönderilen Tır durdurulmuş, güvenliği sağlayan dört özel Tim görevlisi derdest edilmiş, sorgulanmıştı.

Bu; 4 Temmuz Süleymaniye çuvalından önceki ilk çuvaldır . Ve o tarihten beri Türkiye, “Türk Kızılay’ı” Irak Türkmenlerine yardım malzemesi gönderememektedir.

 Türkiye Habur’dan geçip hemen sınırötesindekİ Türkmenlere tek çuval yollayamamaktadır ama  sınır aşırı Filistin Araplarına Tır konvoylarını yollamakta en ufak bir engelle karşılaşmamaktadır.

Türkiyenin Türkmenler için  kullanmasına izin verilmeyen Habur’dan Kürtlere her türlü malzeme akmaktadır.. Silah, cephane dahil…

Yüzün ak olsun Türkiye…

2. Son olarak Lübnan’da yaptıklarından ayrı bir değerlendirmeye gitsek bile İsrail yine de terörist bir devlettir.

                a) Savaştan kaçan sivilleri Beyrut’tan Magosa’ya tahliye etmekte olan Türk feribotuna İsrail tâciz ateşi açmış, feribotu bir gece deniz ortasında durdurmuştur. Ulaştırma Bakanı Yıldırım; “bölgede uluslar arası sularda bile gemilerin rotasını ve hangi kurallara uyacaklarını israil belirlemektedir” demiştir.

                b) İsrail Lübnan'daki Birleşmiş Milletler gözlem noktasına saldırı düzenlemiş ve dört BM gözlemcisini öldürmüştür. BM Genel Sekreteri Kofi Annan, ''görünüşe göre kasıt var'' demiştir. Buna rağmen ABD sayesinde BM Güvenlik Konseyi’nden bir kınama kararı bile çıkamamıştır.

Şimdi bu İsrail Lübnan’a Uluslar arası Barış Gücü, tercihan da NATO’yu istemektedir.

İlk günden Amerika Lübnan’a ayıracak askeri olmadığını, Fransa yahut Türkiye’nin bu gücün liderliğini üstlenebileceğini ileri sürmüştür.

Gül’ün konuya balıklama atlaması ilginçtir.. Güya iki şartı varmış Gül’ün, ancak ateşkes sağlanırsa ve BM kararı alınırsa; “kabul”..

BM kararı alınmadan zaten nasıl asker gönderecektin a muhterem?

Ateşkes’e gelince… İsrail taktik hedeflerine ulaşınca, Amerika da uygun görünce ayıp olmasın diye zaten ateşkes sağlanacaktır.

Ve bunların görüşüleceği uluslar arası Roma toplantısına Gül, Rice’ın; yâni “Condi”nin yoğun uğraşları sonucu davet ediliyor..

Bir başka rivayete göre Gül, Condi’sini arayarak  katılmak için ısrar ediyor..

Ve belki de… Çağırırsanız, şunları yaparız diye açık çek veriyor..

Yâni kıymetli okuyucu, Türkiye….. Kendi güvenliği için kendi insiyatifi ile Kuzey Irak’a giremeyip Nato’yu çağıran Türkiye Lübnan’a silah alıp koşuyor..

BM; Lübnan Barış Gücü’ne silah kullanma yetkisi vermeyi tartışmaya başlamıştır bile..

Gül ne diyordu, “önce ateş kes”..

Zaten BG iki türlü olur, a) sağlanmış olan “Barışı koruma”, b) sağlanamamış olan “Barışı” silah kullanarak tesis..

BM’nin hazırlıklarına bakılırsa Lübnan’a gidecek “Türkiye liderliğindeki“ BG, silah kulanarak Barışı tesis edecektir.

Siz Condi’nin, ahbabı Gül’ü bu konuda da ikna edeceğine güvenin lütfen..

Yâni Kuzey Irak’ta kendi milli hedefleri için savaşmasına izin verilmeyen, başkasından izin-icazet almaya mecbur tutulan Türkiye Lübnan’da başkalarının menfaati, hedefi, çıkarı için, başkasının yerine savaşacaktır.

Türk askeri Gurka mıdır?

Değildir efendiler..

Ağustos 2004’ten beri Kıbrıs’ta “Barış Kuvveti” statüsünden süratle “Barış Gücü” statüsüne tenzili rütbe eylemiş olmasına rağmen;

Kosova ve Bosna’ya bir şey demiyorum, fakat Somali, Gambia, Kongo, El Halil, Sierra Leone, Afganistan’ın güneyi ve Doğu Timor’da bulunuyor olmasına rağmen…. Türk askeri Gurka değildir.

Millet; askerini Gurka kılığına sokmaya çalışan siyasilerden ve onların şiir gibi bürokratlarından bu işin hesabını bir gün elbet soracaktır.

3. “Condi” Ortadoğu’ya gelmiş ve Kudüs’te “Yeni bir Ortadoğu’nun zamanı geldi” demiştir.

Neden Kudüs’te?

Kudüs Müslümanların eline geçti diye bilmem kaç Haçlı Seferi düzenlenmiştir.

11 Eylül’den sonra Bush; Crusade (Haçlı Seferi)nden söz etmiştir.

Nihayet Rice Kudüs’te “yeni Ortadoğu”dan bahsetmiştir.

Alman-Fransız ortak kanalı ARTE tarafından Şubat 2003 ayında Fener Rum Ortodoks Patriği 1. BARTHOLOMEOS ile ilgili olarak yapılan ''Patrik 1’inci BARTHOLOMEOS'' adlı belgeselde “Ekümenik” patrik ''İstanbul dini açıdan bizim Kudüs'ümüz sayılır, biz burayı terk edemeyiz” demiştir..

Neden Kudüs?

Rice’ın şimdi söyledikleri sürpriz değildir. Piyano virtiözü bu “renkli” hanım, Bush’un bir önceki döneminden , “Ulusal Güvenlik Danışmanı” olduğu zamandan beri bunu söylemektedir.

“Fas’tan Moğolistan’a kadar 22 ülke BOP kapsamındadır, muhtemelen buradaki bazı ülkelerin sınırı değişecektir” demiştir.

                Temmuz 2006’da Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi’nde Albay Ralph Peters  “değişecek sınırların” haritasını yayınlamıştı..

                Öyle bir harita ki…

                Ön cebine, yan cebine, arka cebine..

                Hangisine koyarsan koy…

                Çünkü sınırları değişecek ülkeler arasında Türkiye de bulunuyordu..

                Ben ey okuyucu….. Bu haritaya en ufak bir tepki duymadım “ilgili” “hoca”larımızdan..

                Sen duydun mu?

                Ve kıymetli okuyucu Türkiye bu BOP projesinde ne yazık ki “eşbaşkan”dır..

                Eşbaşkanlığı önemli bir şey zannedenler; eşbaşkanlık kartvizitini kişisel ikbali için kullanmaktan çekinmeyenler ve kendi emekli albaylarını samimi uyarılarından gocunanlar…

                Amerikalı emekli albayların çizdiği haritalarla daha çok uğraşacaklardır..

                Peki eşbaşkanı olduğumuz BOP veya GOP veya GOKAP (isim duruma göre değişmektedir) neymiş?

                Amerikalı Kongre üyesi Ed Whitfield, Leyla Tavşanaoğlu’na söylüyor; “GOP İsrail’in yaşama hakkıdır”.

                Buyurun….  Eşbaşkanlığınız mübarek olsun..

                Ve batıda “kompoze” edilen senfonik eserin muhteşem finalini yine Rice  “Condi” koyuyor..

Kudüs’te koyuyor..

Ne diyor; “Yeni bir Ortadoğu’nun zamanı gelmiştir”.

Cuma karar verilip Çarşamba Roma’da “barış Konferansı” toplanıyor..

Ateş kes bile çıkmıyor ama Gül’ün ağzından; “BG’ye asker göndermek için önce ateş kes lâzım” sözünü alıyorlar.. Türkmene gidemeyen Türkiye Lübnan’a gidiyor..

Ne için?

Ey Türklük gibi “boş bir hayal uğruna” Enver Paşa’yı Alman müttefiki ile beraber Mehmetçiği Sarıkamış’ta kar’a, Kanal’da kum’a kurban etmekle  suçlayan din bezirgânları,

Barış havarileri… savaş karşıtları…

Omurgasız, kemiksiz, kılçıksız deniz anaları…

Neredesiniz?

Mehmetçik Amerika ve İsrail istedi diye Lübnan’a gidiyor..

Sesiniz neden çıkmıyor? Dilinizi mi yuttunuz?                    27 Temmuz 2006

               

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”