İsrail'e karsı askeri başarı! SİYONİSTLER ŞAŞKIN - DOÇ, DR. MEHMET YUVA
Siyonist erk bir askeri proje olarak doğmuştur ve halen bu misyon için vardır. 1874 tarihinde Mısır'ın Süveyş kanalındaki hisselerini satın alan ve bugün halen Avrupa'nın en etkili ve kudretli finans kurumlarını kontrol eden Rotschild ailesi, yatırımları için dönemin İngiliz Başbakanı Siyonist Benjamin De Israilî'den önce Kıbrıs'ın, nihayetinde Mısır'ın işgal edilmesini talep eder. 1878 tarihinde önce Kıbrıs adası, 1882 tarihinde de Mısır resmen İngilizlerin sömürgeleri haline gelirler. Bunlarla da yetinmeyen Rotschild sülalesi bu tarihlerden itibaren iki projeyi aynı anda hayata geçirir: Avrupa'da ama özellikle de Çarlık Rusyası'nda baskılara maruz kalan "yahudi" topluluğunun kendi Öz vatanı için mücadele etmesini teşvik ederken, öbür yandan tedricen Süveyş kanalına yakın bölgelerde satın alman topraklara ve Filistin'e programlı bir Yahudi göçü desteklenir. symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cena
DOÇ, DR. MEHMET YUVA, ABD VE SURİYE TARİHİ UZMANI ULUSAL KANAL ORTADOĞU TEMSİLCİSİ
Tel Aviv'in asıl hedefi Suriye, ardından İran. Ancak Hizbullah atağı Siyonistlerin planını alt üst etti. İsrail yapayalnız kaldı. Öyle ki Bush, Putin'den çözüm için yardım istemek zorunda kaldı. İsrail'in Suriye'ye karşı saldırganlığı sonuçsuz kalacak, bu sınırlı askeri meydan okumadan İsrail zararlı çıkacak. "Yaz Yağmuru" askeri operasyonları adı altında sürdürülen yıkım İsrail'in Filistin halkına topyekün ilan ettiği savaşın adı. 1948 tarihinde coğrafyamıza resmen musallat olan Siyonist erk, dünyada anayasasız yönetilen nadir "devletlerden" biridir. Güney Afrika'da tarihin çöplüğüne atılan "Apartheid" faşist-ırkçı rejimin muhtevasından çok daha çirkef olan Siyonist devlet, dünyanın dört bir yanından topladığı "yahudi" topluluğundan "din" temelinde" "ulus" devlet olma ısrarını sürdürmektedir. Beyaz Avrupalı "ari yahudi" topluluğu, Arap ve Afrika ülkelerinden getirtilen din kardeşlerine bile eşit muameleyi kabullenememektedir. Kendilerini "Allahın seçkin topluluğu", "dünya nimetlerini ve mahluklarını size hizmet etmek için yarattık" ve " sizin dışınızdaki mahlukların malı, ırzı ve cam size helal kılınmıştır" hurafelerinin siyasi kültürü ile terbiye edilen bu topluluk, dışındaki hiçbir şeye hürmet etmez. Bu anlayışlarım uluslararası ekonomik menfaatlerle bütünleştiren bu akım, coğrafyamızın en hassas ve kutsal mekanlarına kök saldığı tarihten, itibaren bu bölgeye huzur ve istikrar sağlanamamıştır. Arapların ve Türklerin güçlü ve adil devletler ikame ettikleri dönemlerde bu tarz anlayışlara yaşam hakkı verilmemiştir. Bundan dolayı, Siyonistler bu devletlerden kurtulmak İçin her türlü taktiği ve politikayı mubah kabul etmişledir.
ULUS DEĞİL DİN TEMELLİ ÜLKE
Siyonist erk bir askeri proje olarak doğmuştur ve halen bu misyon için vardır. 1874 tarihinde Mısır'ın Süveyş kanalındaki hisselerini satın alan ve bugün halen Avrupa'nın en etkili ve kudretli finans kurumlarını kontrol eden Rotschild ailesi, yatırımları için dönemin İngiliz Başbakanı Siyonist Benjamin De Is-railî'den önce Kıbrıs'ın, nihayetinde Mısır'ın işgal edilmesini talep eder. 1878 tarihinde önce Kıbrıs adası, 1882 tarihinde de Mısır resmen İngilizlerin sömürgeleri haline gelirler. Bunlarla da yetinmeyen Rotschild sülalesi bu tarihlerden itibaren iki projeyi aynı anda hayata geçirir: Avrupa'da ama özellikle de Çarlık Rusyası'nda baskılara maruz kalan "yahudi" topluluğunun kendi Öz vatanı için mücadele etmesini teşvik ederken, öbür yandan tedricen Süveyş kanalına yakın bölgelerde satın alman topraklara ve Filistin'e programlı bir Yahudi göçü desteklenir.
AMAÇ MISIR-SURİYE ARASINA TAMPON
Güdülen amaç, Süveyş kanalının kar getiren ticaretini kollamak hem de Mısır ve Suriye arasına yani Filistin'e tampon bir üs inşa etmektir. Çünkü Siyonistler tarihte Mısır-Suriye birlikteliğinin dışardan empoze edilen kuvvetlere karşı oluşturduğu direnci herkesten çok daha iyi bilmektedirler. Bu anlamıyla Filistin'i işgal etmek, Mısır'ı Suriye'den coğrafi olarak ayırmak demektir. Bugün Siyonistler benzer bir programla Kuzey Irak'ta aynı sürecin temel taşlarını dizmektedirler. Buraya Kürt kardeşlerimizin İstismar edilerek tesis edilmesi arzulanan İkinci bir Siyonist erkin esas hedefi Türkiye-Suriye, Suriye-Irak ve Türkiye-Iran dostluk ve kardeşliğinin temellerine dinamit koymaktır.
"ENGÜÇLÜ ASKERİ VARLIK" İMAJINA DARBE
Bu tarihi gerçekler ışığında İsrail, arkasına dünyanın en kural tanımaz ve İnsafsız devleti ABD'yi yedekleyerek bölgemizde özgürce cirit atmayı alışkanlık haline getirmiş. Her türlü gerekçeyi mubah kabul ederek, Filistin'i, Lübnan'ı, Suriye'nin Golan bölgelerini işgal eder. Köhnemiş Arap rejimlerinin uyuşukluğunu, vurdumduymazlığını, ihanetlerini ve özgürlüklerinin bedeli olan rahatlıklarını istismar ederek, her türlü "terör" ve "şiddeti" uygulamaya koyar. Siyasi cinayetler, bombalamalar, krizler, yalan ve dolan kimliğini oluşturur. Etkin medya kuruluşları vasıtasıyla mazlum ve varlığını bir avuç "ca- navar" ve "ortaçağ" topluluklarına karşı korumaya çalışan Ortadoğu'nun tek "demokratik" ülkesi propagandasını işler. Dananın kuyruğu bîr yerlerde kopar. Takke düşer kel görünür. Lübnan sahasında fire verir. Lübnan'ı 1982 tarihinde işgal eden İsrail, 2000 tarihinde Suriye ve İran'ın desteklediği Hizbullah örgütü tarafından ortaya konulan silahlı mukavemet sonucunda geri püskürtülür. Bu askeri zafer, İsrail'in "en güçlü askeri varlık", "dünyanın dördüncü büyük silahlı gücü" ve "herkese kök söktüren devlet" imajına indirilmiş bir darbedir. BM'nin 1425 sayılı kararına saygılı davranarak çekilmek zorunda kaldım gafıyla yenilgisine kamuflaj arar.
HİZBULLAH'IN FARKI
Hizbullah sıradan ve alışagelmiş siyasi örgütlerden farklı olduğunu ortaya koymuştur. Lübnan halkının Şii, Sünni, Hiristiyan ve farklı mezheplerinin saygısını kazanmasını başarır. Üretici güçlerin sendikal ve hukuki haklarıyla haşır neşir olur. ideolojik olarak devrimci siyasal İslam İle laik ilkeleri programına kabul eder. Lübnan'ın renkli toplumsal hayatına dini içtihadlarını empoze etmeyeceğini pratik yaptırımlarıyla gösterir. Hükümet oluşumları içinde yer alır. Halen Lübnan'da önemli bakanlıklar ve sorumluluklar üstlenmektedir. Mitinglere milyonları katabilme gücüne sahiptir. Bu faaliyetlerini eğitim kurumlan ve çok etkili basın müesseseleriyle taçlandırır. Lübnan'da zor koşullar altında yaşam sürdüren Filistin kamplarının sorunlarına eğilir. Filistin ve Arap ulusunun davası esas hedeflerini oluşturur. ABD ve özellikle İsrail'in korkulu rüyası haline gelir. Hizbullah'ın desteklediği, Hamas Filistin'de bütün provokasyonlara rağmen özgür seçimler sonucu hükümet olur.
SURİYE'NİN BAŞARISI
Ardından, Hizbullah'ın istihbarı bilgilerine binaen, Lübnan'da siyasi cinayetlerden sorumlu Mossad'ın en önemli hücresi başarılı bir askeri operasyonla Lübnan güvenlik kuvvetlerince ele geçirilir. Hariri suikastı arifesinde hedef tahtasına oturtulan Suriye tarihin not ettiği bir hukuk başarısını hanesine yazdırır ve kendisine karşı hazırlanan komploları bertaraf eder. Siyasi iflasın eşiğine gelen İsrail bu açmazdan kurtulmak için krizi Filistin sahasına taşınmasına karar verir. Günlerce Filistin'i ölüm yağmuruna maruz bırakır. HİZBULLAH YİNE SAHNEDE işte bu esnada Hizbullah tekrar sahneye zuhur eder. Filistin halkının maruz kaldığı katliamlara kayıtsız kalan Avrupa, ABD, BM ve çok sayıda Arap devletlerinin yapamadığını yapar ve oyuna aktif taraf olarak dahil olur. Hizbullah'ın risaleti net ve açıktır. Siyasî olarak kaybeden İsrail'i askeri olarak da terbiye edebiliriz. Nitekim, İsrail'in içlerine kadar sızabilen Hizbullah askeri gücü, 7 İsrailli askeri öldürmüş, bir tankı tahrip ettikten sonra iki İsrailliyi rehin alarak tekrar Lübnan'a dönmüştür. Bu meydan okumada, bîr "örgüt" olarak bunu başarabiliyorsam Arap devletlerinin birleşmesi ve tek vücut olmaları halinde bu meseleyi "kökünden" hallederiz mesajı vardır, İsrail'in Lübnan'ın sivil halkına ve ekonomik altyapıya karşı başlattığı deniz, hava ve kara bombardımanı operasyonlarının bir adresi de Lübnan hükümeti ve İsrail'le "barış" içinde yaşamak isteyen ABD hayranlarınadır. Hizbullah'tan dolayı ülkeniz tahrip oluyor. Ekonominiz çöküyor. Sivil halk zara görüyor, Hizbullah'tan kurtulursanız sorunlarınız biter, sınır bölgelerimize Lübnan resmi kuvvetleri yerleştirilirse, sizlerle antlaşmaya hazırım, demeye getiriyor.
LÜBNAN HALKI DESTEKLİYOR
Lakin, Lübnan halkının ezici çoğunluğu mukavemeti destekliyor. ABD'ye daha yakın politikalar sergilemek isteyen ve Hariri ailesi tarafından desteklenen başbakan Seniora bile "hükümet olarak Hizbullah'ın mukavemet hakkını destekliyoruz" demek zorunda kalmıştır. Sivil hedefleri bombalayan İsrail'i bîr sürprizin beklediğini herhalde askeri ve siyasi uzmanlar bile tahmin etmiyordu. Misilleme olarak Hizbullah ilk defa 40 km menzilli füzelerini kullanarak İsrail'in Hayfa kentini bile vurabileceğini göstermiş, İsrail'e bir gün içinde 200'ün üzerinde füze fırlatarak onlarca İsraillinin yaralanmasına ve ölmesine sebebiyet vermiştir. Bu durum İsrail'in askeri seçeneklerini zorlaştırmaktadır. Bush oğlu- Bush ise temcit pilavı gibi "Suriye'nin cezalandırılması" gerektiğini söylemektedir. Rusya, Çin ve hatta Fransa bile İsrail saldırganlığını mahkum etmişlerdir. Bush, Putin'den meselenin halli İçin destek İstemektedir. İsrail Hizbullah'ın taleplerine boyun eğecektir. Bu sınırlı askeri meydan okumadan İsrail zararlı çıkan taraf olacaktır. Arap kamuoyu köhnemiş devletleriyle muhakkak hesap masasına oturacaktır. Nefret ettiğiniz bir şey sizin için hayırlı olabilir sözü tecelli edecek, akıtılacak çok kan ve yaşanılacak ızdıraplar daha adil ve daha ademi bir geleceğe vesile oluşturacaktır.