Ekonomi26 Temmuz 2006 00:00

Türkiye'yi iflasa götüren 1980 sonrası Ekonomi Politikalarının Özeti

<P><FONT face=Verdana size=2>Sıcak paraya yaslanmış bu politikaların Türkiye'yi sağlıklı bir büyüme patikasına oturtamadığı, fiktif büyümelerin istihdam yaratmadığı, Türkiye'nin borç stokunu azaltmadığı, tersine arttırdığı, sanayisine ivme katmadığı ve sık sık krizlere yol açarak topyekûn yoksullaşmalara, yabancılarca satın alınmalara yol açtığı ortada iken, sıcak para bağımlıların ve iktidarın tüm arayışları, bu yolun değiştirilmesinde değil, yola devamın ısrarında. </FONT></P> <P><FONT face=Verdana size=2>İçinde yaşanılan krizi aşma adına dövize, faize müdahaleler, vergisel kolaylık denemeleri, MB'nin rezervden döviz satması vb. her şey tek amaca dönük: Sıcak para filmi, koptuğu yerden yapıştırılıp devam etsin. AKP için hesap ise şu: Geçici de olsa devrilen araba yolda görünsün, sonbaharda erken seçime gidilsin ve yeni bir hükümetle bildik senaryo yeniden inşa edilsin. </FONT></P><div style="display:none">acheter viagra en ligne canada <a href="http://acheterviagraenfrance.com/en/ligne-canada">acheter viagra en ligne canada</a> acheter viagra en ligne canada</div><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">blog.phmglobal.com</a> symbicort cena</div><div style="display:none">sitagliptin phosphate and metformin hydrochloride <a href="http://www.gedave.ro/page/sitagliptin-phosphate-generic-6AH.aspx">gedave.ro</a> sitagliptin phosphate side effects</div><div style="display:none">claritin mazilo <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Claritin-Mazilo">speeddatingmixers.co.uk</a> claritin mazilo</div><div style="display:none">arcoxia 90 mg wikipedia <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Arcoxia-90" rel="nofollow">site</a> arcoxia cena</div>

Sıcak parayı cezbeden faiz

Sıcak para birikim modelinde kriz patlak verdiğinde başlayan döviz kurlarındaki yükselişi yavaşlatmak, belli bir yerde stabilize etmek için başvurulan yöntem ise faizleri yükseltmek. Merkez Bankası, gecelik faizleri yükselterek, bono, mevduat faizlerine de yön veriyor. Gösterge niteliğindeki devlet kâğıdı bileşik faizlerine bakıldığında, 1994'te, yüksek oranlı devalüasyonun ardından bileşik faizin mayıs ayında yüzde 327, haziranda yüzde 303.5 gibi müthiş boyutlara çıkarıldığını ve yıllık bazda da bileşik faizlerin yüzde 158 ile o yılın enflasyonun çok üstünde gerçekleştiğini görüyoruz. Yeniden reel faiz tesis edilip sıcak para girişinin cazip kılındığı 1994'ün ikinci yarısından sonra, 1995'te de yeniden büyümeye geçildiği görüldü.

2001'de ise yüksek faizin yine yüksek devalüasyon aylarında yaşandığı ve yıllık bazda yüzde 100'e yaklaştığıgörüldü; o yılın yüzde 68'lik enflasyonunun çok üstünde bir reel faizin tesis edilerek sıcak paraya yeniden davetiye çıkaracak bir ortama ulaşıldı.

2006'nın ilk faiz operasyonu 7 Haziran'da Merkez Bankası'nın gecelik faizleri yüzde 13.5'ten yüzde 15'e çıkarmasıyla yaşandıysa da bu artış, ne kur yükselmeleri ne de reel faiz tesisinde etkili oldu. Bunun üzerine yeni faiz artışlarına gidilerek gecelik faiz yüzde 21'e kadar yükseltildi.

Beklenen, haziran ve temmuz enflasyonlarına bağlı olarak yeni faiz artışlarıydı. Merkez Bankası'nın döviz satışı, yine kriz dönemlerinde kur artışlarını yavaşlatmanın bir yöntemi. 1994 ve 2001 krizlerinde kullanılan bu yönteme, 2006'da başvurulmaya başlandı.

Buna ek olarak, yabancıların çıkışını azaltmak ve yeni girişleri özendirmek üzere, konulmuş stopaj vergilerini kaldırıcı bir yasa değişikliğine gidildi.

Özel sektörün borcu arttı

Reel sektör de denilen çoğu sanayi şirketlerinin, ucuz kurun ve dışarıdaki kredilerin avantajlarından yararlanarak 2001 krizi sonrası hızla borçlandıkları ve 2005 sonuna gelindiğinde borç stoklarının 54 milyar doları aştığı görülüyor. Bankacılık kesiminin borçlanmada daha ihtiyatlı davranmakla beraber sırtında 33 milyar dolara yakın dış borç bulunuyor. Bu, özel kesimin borçlarının, Türkiye'nin toplam dış borçlarının yüzde 51'ini bulması demek. Yaklaşık 87 milyar dolarlık bir dış borç yükü, özel firmalar için önemli bir risk ve sadece kur farkları ciddi bir yük oluşturuyor. Özellikle şirketlerin 2002 sonrası dışarıdan yaptıkları borçlanmalar sayesinde faiz giderini azalttıkları görülüyor.

Yabancılara kelepir fiyatına şirket

500 büyük sanayi şirketinin, net katma değerinin kâr- faiz-ücret arasındaki dağılımına bakıldığında da ucuz dövizle borçlanmanın şirketlerin faiz giderini azalttığı görülebiliyor. Faizlerin zirvede olduğu kriz yılı 2001'de Net Katma Değerleri'nin yüzde 48.2'sini faize ayırmak zorunda kalan şirketlerin, dışarıdan borçlanmalar sayesinde bu payı yüzde 10'a kadar azaltıp, bu sayede kârlarını arttırabildikleri gözleniyor. Aralarında TÜPRAŞ, Erdemir gibi büyük KİT'lerin olduğu özelleştirmelerin de dış borçlanma ile yapıldığı akıllarda. Ancak yaşanan krizle birlikte, şirketlerin net katma değerinde finansman giderinin payının yeniden yükselmesi kaçınılmaz. Bunun da birçok büyük şirketi sıkıntıya sokacağı, sanayi ile finansın iç içe olduğu bir holding, grup yapısının varlığı da anımsandığında, sıkıntıların bulaşıcı olup iki kesimi de vurabileceği, dolayısıyla büyük gruplar bazında önemli depremlerin yaşanacağı bir döneme girildiği söylenebilir. Ve tabii ki sıkıntıya giren buyük banka ve şirketlerin, akbaba yabancı devler tarafından bir hayli kelepir fiyatlara alınmasının 2001'deki örneklerinin 2006'da yaşanması da ihtimal dahilinde. Bu da ülke değerlerinin yabancıların eline geçmesinin yeni bir evresi demek..

Sıcak paranın giriş ve çıkışını güçleştirici, üretimi teşvik edici, vergi adaletini sağlayıcı adımlar atılmalı

Radikal adımlar atılmalı

1990'larda başlayan ve arkasında 15 yıl bırakan sıcak paraya dayanan birikim modeli, toplumun egemen kesimleri için artık doğal, tartışmasız, alternatifi düşünülemeyecek bir tercih. IMF'nin, bu modeli, önerdiği reçetelerle pekiştirdiği açık. Enflasyonla mücadelede ucuz dövizi araç olarak kullanmayı başından beri öneren ve Merkez Bankası'na sıkı telkinlerde bulunan da bizzat IMF.

Önceleri kamunun finans açıkları için kullanılan bu kaynak, sonradan özel sermaye birikiminin genişletilmesinin de yolu oldu. Reel faizi cazip, kuru düşük tutarak sıcak paraya çıkarılan davetiye, kamu finansmanında kullanılırken bankalar ve şirketler toplamı 87 milyar doları bulan dış borçlanmaya bu politika araçları sayesinde cesaret ettiler. Birçok sanayici, dış pazarda ihraç pazarları bulmayı ancak ucuz döviz ile buldu.

KOBİ'LER KEPENK KAPATTI

Yapılan ihracatta kullanılan girdilerin üçte ikisi ithal girdiler. Bunlar, Türkiye'de ana sanayilere girdi üreten, yan sanayi konumundaki KOBİ'ler ihmal edilerek ithal edildiler. Sıcak parayı çekecek ucuz kur politikasının yol açtığı bu bağımlı ithalat, birçok KOBİ'nin kepenk kapamasına, oradaki çalışanların işsiz kalmasına, girişimcilerin alan değiştirmesine yol açarken, ucuz Asya malları Türkiye'nin ihracatının ana girdisi oldu, ihracatçı görünümü altında AB'ye konfeksiyon, otomobil, TV seti vb. ürün tedarik eden ithalatçılara dönüştü sanayiciler. Bu bağımlı ihracat ile Türkiye, kendi sanayi rekabet gücünü, sanayi eşiğini de aşındırmış oldu.

Tahribat oldukça büyük. Şimdi aynı ihracatçı sanayicilerin, kur yükseldiği için aynı girdiyi iç piyasadaki KOBİ'lerden almaları da kesin değil. Çünkü o KOBİ'lerin yerinde yeller esiyor olabilir.

SICAK PARAYI SÜRDÜRME ÇABALARI

Sıcak paraya yaslanmış bu politikaların Türkiye'yi sağlıklı bir büyüme patikasına oturtamadığı, fiktif büyümelerin istihdam yaratmadığı, Türkiye'nin borç stokunu azaltmadığı, tersine arttırdığı, sanayisine ivme katmadığı ve sık sık krizlere yol açarak topyekûn yoksullaşmalara, yabancılarca satın alınmalara yol açtığı ortada iken, sıcak para bağımlıların ve iktidarın tüm arayışları, bu yolun değiştirilmesinde değil, yola devamın ısrarında.

İçinde yaşanılan krizi aşma adına dövize, faize müdahaleler, vergisel kolaylık denemeleri, MB'nin rezervden döviz satması vb. her şey tek amaca dönük: Sıcak para filmi, koptuğu yerden yapıştırılıp devam etsin. AKP için hesap ise şu: Geçici de olsa devrilen araba yolda görünsün, sonbaharda erken seçime gidilsin ve yeni bir hükümetle bildik senaryo yeniden inşa edilsin.

Oysa, Türkiye artık bunun sonuna geldi. Artık anlamak gerekiyor ki, bu sıcak para bağımlılığı ile daha fazla mesafe alınamıyor. Neyse ki, bunun ayırdına varmaya başlayan sağduyu sahibi sesler, tek tük de olsa yükselmeye başladı.