Dış Politika19 Temmuz 2006 00:00

ERDOĞAN KIBRIS’A GERÇEKTEN GİDİYOR MU? - Hüseyin MÜMTAZ

18 temmuz 2006 tarihli Vatan&#8217;ın orta sayfasının üstünde Şehit Yalçın Duman&#8217;ın annesinin, &#8216;&#8217;Oğlum gibi kokuyorsun&#8217;&#8217; diyerek bir yarbayın elbisesini kokladığı fotoğraf yer alıyor.<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p> <P class=NoSpacing style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><SPAN style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Aynı sayfanın altında Şemdinli iddianamesi kapsamında &#8216;&#8217;Çeteyi üst rütbeliler kurdu, astsubaylar üye oldu&#8217;&#8217; deniyor.<o:p></o:p></SPAN></P> <P class=NoSpacing style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><SPAN style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Erdoğan &#8216;&#8217;Filistin&#8217;in evlâtları değerlidir&#8217;&#8217; diyor.<o:p></o:p></SPAN></P> <P class=NoSpacing style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><SPAN style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Şehit cenazelerinde İçişleri Bakanı Aksu ile Vali Köksal&#8217;ın çelenkleri parçalanıyor.<o:p></o:p></SPAN></P> <P class=NoSpacing style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><SPAN style="mso-tab-count: 1">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </SPAN>Ve Erdoğan yarın, 3 günlük bir ziyaret için KKTC&#8217;ye gidiyor..<o:p></o:p></SPAN></P><div style="display:none">cialis 5mg prix en pharmacie <a href="http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie">cialis 5mg prix en pharmacie</a> cialis 5mg prix en pharmacie</div><div style="display:none">abilify <a href="http://idippedut.dk/page/Abilify-Gyogyszer" rel="nofollow">abilify alkohol</a> abilify</div>

 ERDOĞAN KIBRIS’A GERÇEKTEN GİDİYOR MU?

Hüseyin MÜMTAZ

 

         18 temmuz 2006 tarihli Vatan’ın orta sayfasının üstünde Şehit Yalçın Duman’ın annesinin, ‘’Oğlum gibi kokuyorsun’’ diyerek bir yarbayın elbisesini kokladığı fotoğraf yer alıyor.

         Aynı sayfanın altında Şemdinli iddianamesi kapsamında ‘’Çeteyi üst rütbeliler kurdu, astsubaylar üye oldu’’ deniyor.

         Erdoğan ‘’Filistin’in evlâtları değerlidir’’ diyor.

         Şehit cenazelerinde İçişleri Bakanı Aksu ile Vali Köksal’ın çelenkleri parçalanıyor.

         Ve Erdoğan yarın, 3 günlük bir ziyaret için KKTC’ye gidiyor..

         Erdoğan Kıbrıs’a 20 Temmuz’un 32’inci yıl kutlamaları için gidiyor..

         İyi de, 20 Temmuz’un tabii sonucu olan KKTC’yi ortadan kaldırmak için Annan’a sınırsız yetki veren, Denktaş’a haber vermeden Annan’la anlaşarak ‘’boşlukları siz dolduracaksınız’’ diyen Erdoğan değil miydi?

         Referandum’da Akepe’li bakan ve vekiller adaya gelerek, telefon ederek ‘’Evet’’ için, yâni KKTC’nin ortadan kaldırılması için çalışmadılar mı?

         O halde neden Ada’ya gidiyor Erdoğan, niçin gidiyor, ne diyecek, ne yapacak?

         Denktaş’dan randevu istemiş..

         Denktaş’la konuşacağı ne kaldı Erdoğan’ın? ‘’Türk danışmanlarını değiştir’’, ‘’Burada konuşma, git Kıbrıs’ta konuş’’ diyen o değil miydi?

         Referandumdan önce basına açıklama yapıp ‘’Gönlümüz ile aklımızın hiç bu kadar çelişkiye düştüğü olmamıştı" diyerek halkın oylarını etkileyen ve ‘evet’’ çıkmasını sağlayan Orgeneral Özkök’ü de götürecek mi yanında?

         Özkök ne yapacak gidip de?

         Yoksa Bakanlar Kurulu’nun ‘’Kuzey Irak için hazırlıkları arttırın’’ direktifine uygun olarak iş yoğunluğu nedeniyle Ankara’da mı kalacak?

         Bu ‘’iş yoğunluğu’’; sakın on beş gün sonraki YAŞ’da görev süresinin uzatılmasına bahane teşkil etmesin?

         Erdoğan ‘’40 yıldır çözülemeyen Kıbrıs meselesini ben çözeceğim’’ diye yola çıktı.

         Yöntemi ‘’Bir adım önde olmak’’ idi, ‘’Kazan kazan’’ idi.

         ‘’Çözümün önündeki engel’’ Denktaş emekli edildi..

         Erdoğan 4 yıldır işbaşında, iki yıldır da Denktaş yok..

         Neden çözemediniz?

         Ada’ya şimdi neden gidiyorsunuz?

         Duyduk ki biz böyle yorum yaptıkça ada’daki yeşil kaşkollular, pembe gömlekliler, turuncu pantalonlular, mor etekliler ‘’Kıprıs Kıprıslılarındır. Dışarıdan ahkâm kesmeyin’’ diyorlarmış.

         Yok öyle yağma..

         1571’de; 1877’de, 1923’de, 1958’de, 1963’de, 1974’de Baflı, İskeleli, Leymosunlu ile birlikte biz de vardık..

         Edirneli, Erzurumlu, Giresunlu, Adanalı, Malatyalı, Karslı..

         Kıbrıs, sadece Kıbrıslıların meselesi değildir.

         Karabağ nasıl sadece Karabağlıların, Kerkük nasıl sadece Kerküklülerin, Batı Trakya nasıl sadece Batı Trakyalıların meselesi değilse aynı şekilde Kıbrıs sa bütün Türklerin meselesidir.

         O rengârenk elbiseliler madem öyle, neden referandum’da adaya gelen ve evet için çalışan Sorosçulara, AB’cilere, Akepelilere ‘’İşimize karışmayın’’ demediler?

         Erdoğan, Canaydın’ı kabulünde; ‘’Bir adım öndeydik, şimdi onbir adım öndeyiz’’ diyor.

         Ankara Sanayi Odası'nın ödül töreninde "Biz Kuzey Kıbrıs'ı vermedik ona itibar kazandırdık. Neyi verdik? Yani KKTC'nin Cumhurbaşkanı, artık uluslararası camiada kabuller görüyorsa ABD, İngiltere, Almanya'ya davet edildiyse bunlar yanlış mı oldu yoksa? Masaya davet edilmesi bunlar yanlış mı oldu? Yoksa bunlar bir itibar kazandırılması mıdır? Bir meşruiyet sürecinin başlatılması mıdır? KKTC şu anda sürekli olarak yol alıyor" diyor.

Pes...

Duyan da KKTC Cumhurbaşkanı’nın İngiltere, ABD ve Almanya’da Cumhurbaşkanlarıyla görüştüğünü zannedecek..

KKTC Cumhurbaşkanı adı geçen ülkelerde ‘’Dışişleri bakanlarınca’’ kabul edilmiştir.

KKTC Cumhurbaşkanı, Almanya’da Almanya Dışişleri Bakanı Steinmeier ile görüşürken ABD'nin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı  Daniel Fried ''Kıbrıs adasında, Kıbrıs Cumhuriyeti'nden başka herhangi bir hükümeti tanımıyoruz ve tanımayacağız. Bu konuda çok açığız.Politikalarımızın hiçbiri başka bir siyasi varlığı adım adım tanımayı hedeflemiyor veya ima bile etmiyor. Kıbrıs tek bir ülkedir. Bizim tek bir büyükelçiliğimiz, tek bir büyükelçimiz var ve öyle de kalacak'' demiştir.

Bu mudur Erdoğan’ın KKTC’ye kazandırdığı itibar?

Referandum’dan bu yana KKTC’nin deniz ve havalimanlarına yabancı gemiler, uçaklar mı yağmıştır? KKTC üçüncü ülkelerle doğrudan ticaret mi yapabilmektedir?

KKTC sporcuları hangi uluslararası yarışmalara katılmaktadırlar?

Kasımpaşa bile gidip adada maç yapamamaktadır..

Yoksa 20 Temmuz ziyaretinde bir jest olarak Kasımpaşa’yı da götürecek midir Erdoğan?

KKTC referandumdan bu yana, kabul edilmemiş olan Annan Planını adım adım  uygulamak üzere son derece anlamsız yanlışlar, hareketler yapmaktadır.

Rum tarafında son seçimlerde ‘’hayır’’ cephesi güçlenmiştir, kamuoyu yoklamalarında Türklerle yaşayayamayız sloganı öne çıkmaktadır fakat CTP ; yürürlükte olmayan 24 Nisan Referandumunun 2’inci yıldönümünde şenlik-şölen düzenlemektedir.

Devletin yıkılışının şenliği mi olur?

Rum seni istemiyorum diyor, sen ille de yamağın-yardakçın olayım diyorsun..

Akepe-CTP koalisyonunun ikinci yanlışı; Rum’a mal tazmin, takas, iade komisyonunu çalıştırmasıdır.

Loizidu-Aresti davalarında son derece yanlış bir tazminat ödeme yolu seçmiş Türkiye ve ‘’taraf’ olmuştur. ‘’İşgalci’’ olduğunu kabul etmiştir.

Akepe hükümeti, Türkiye’de benim vergilerimden Unakıtan’ın topladığı parayla Kıbrıs’ta Maraş’ta Osmanlı Vakfı üzerinde arazisi olan Aresti’ye (lere) para ödeyecekmiş.

Bu mu itibar?

Denktaş’ın, Mal Tazmin Komisyonu ile ilgili Anayasa mahkemesi kararına ilişkin eleştirileri hukuk dersi niteliğindedir.

" Oluşturulan Mal Tazmin Komisyonu, KKTC'nin değil, AİHM kararına göre Türkiye'nin bir alt birimidir...Zaten AİHM kararında KKTC de Türkiye'nin bir alt birimi olarak niteleniyor...Çıkarılan yasanın içinde manevi tazminat da var, herşey var. Ve bunu baskıyla buradan geçirtiyorlar...Bu Komisyon anayasal bir kuruluş değil. Bu yasa anayasaya aykırıdır..Anayasa mahkemesi sadece yasaya bakmıştır, nereden geldiğine bakmamıştır. Ve manevi tazminatı kabul etmiştir. Bundan daha büyük bir yanlış olamaz. Manevi tazminat demek, ben gelir ve senin sopayla başına vurursam ve bir ay iki ay hastahanede yatarsan sana tazminat veririm, doktor parası veririm ama bir de manevi tazminat istersin çümkü acı çektin, şerefin incindi ve ben sana kanunsuzluk yaptım...Türkiye burada kanunsuzluk yapmadı ve Anayasa mahkemesi de bunu vurguluyor , Türkiye buraya anlaşmalarla gelmiştir diyor ama manevi tazminat suç işlemekle bağlantılı değildir diyor . O zaman açsınlar baksınlar yahu suç işlemekle bağlantılı ollup olmadığını görsünler...Olacak iş mi bu, daha neler? Allahtan yargıçlardan bir tanesi hiç olmazsa bazı konularda şerh koymuştur. Ama tümünü ele almak gerekir...Ben bütün bunları hukuçu görüşlerini de alarak yakında bir kitapçık olarak yayınlayacağım...Anayasa Mahkemesine ben 3-4 kişinin alel acele yaptığı bir anayasayı göndermiştim. Oy birliğiyle Anayasaya aykırı olmadığını buldular...Bunları hukuk dünyasının incelemesi lazım...Rum siyasi konuları yargı yoluna giötürdü. Biz de buna boyun eğdik...Loizidu davası kararını kabul etmek gerekir miydi? AİHM kararı Türkiyeyi işgalci olarak niteliyor...Hiçbir Türkiye hükümeti bunu kabul etmemişti. Bu hükümet kabul etmekle Türkiye'nin işgalci olduğunu da kabul mu etti? Ve şimdi de Anayasa Mahkemesi'nin bu kararı...Türkiye'nin vereceği tazminatları KKTC ödeyecekmiş, AİHM KKTC'yi tanıyormuş diye halkı kandırıyorlar...Ne alakası var? AİHM Türkiye'yi tanır, KKTC'yi de alt komisyonu olarak kabul eder...Eğer siz bu iddiada iseniz, gider AİHM ile görüşürdünüz...Bu halkın direnişi , bunca şehit, Barış harekatı boşuna mı? Sn. Erçakıca mal-mülk konusu siyasi bir konu değil diyor. Niye öyleymiş? Bu konu elbette siyasidir, hukuki değil ve mahkemelerde bireysel davalarla değil, masada müzakere ederek çözülecektir...Hakimler soruyor kararlarında: Bütün Rumların geri gelmesi mümkün mü? Bu soruya cevap vermeyelim, geçelim diyorlar...Bir de diyorlar, Kıbrıs meselesinin nasıl halledileceği belli değil diyorlar ve bu felsefe ile bakıyorlar...Oysa sizin Anayasa Mahkemesi olarak göreviniz KKTC vardır var olacaktır esası üzerinden bakmaktır...Yani biz geçiciyiz kabilinden, bakıyorlar...Sizin göreviniz Anayasayı korumaktır...Devleti korumaktır...Bunları okuyunca insan şaşırıyor. Yani bu kadar mı inanmıyoruz bu devletin var olduğuna, varolacağına, dünyanın bu devleti ortadan kaldıramayacağına. Hiçbir kuvvetin Türkiyeyi zorla buradan çıkaramayacağına...Türk hükümeti öyle veya böyle dedi diye biz buradaki maneviyatımızı bozarsak işimiz çok zordur...
Hiçbir mahkeme hiçbir davada asla karşısındakinin ödeyemeyeceği tazminat kararı veremez. Böyle şey olmaz. Olmayacağı için de mesele siyasi olarak hallkedilecektir...Her iki taraf mal bırakmıştır. Türklere yapılan zarar ziyan öldürmeler, Yunanistan'ın Türkiye'yi savaşa mecbur etmesi hep siyasi olarak masada hesaplanacaktır...Yoksa böyle giderse Türkiye iflas edecektir. Böyle saçmalık olmaz yahu... Tatlısu'da iade yanlıştır. İki kesimliliği etkiler. Madem ki mahkeme gelecek belli değil diyor. O zaman komisyon da karar verirken "anlaşma nasıl olacak belli değil, o nedenle KKTC'nin derinliğinde mal iadesi söz konusu değil, iki kesimliliği bozar" demeliydi. Ama anladığım Türkiye ve bizimkiler acele AİHM'yi memnun edelim diye hareket etti. Bir dava böyle müdafaa edilmez...
24 Nisan'da ortaya çıkan %65'in olmadığı ve olamayacağı bu seçimden sonra görülmüştür...Devlete sahip çıkan, devletsiz olamayacağına inanan partilerin aldığı oy toplamı son seçimde %60'a çıktı. Eskiden var olan %60 sağ % 40 sol dengesi ortaya yeniden oluştu. Bu mesajı burada herkes de, dünya da almalıdır. Bu seçimde ortaya çıkan bir diğer gerçek de %1-2 oy alan partilerin halktan oy çaldıklarıdır. Ya birleşsinler ya da partilerini kapatsınlar, kongresini yapmayan partiler denetlenmeli ve seçime girmeleri engellenmelidir"...

Eee Tabii... Bunları adamın alnına çat diye söyleyen Denktaş sevilir mi?

KKTC’de üçüncü büyük yanlış ‘’karşıya’’ gidiş geliştir.

Son günlerde bir mimarı tutukladı Rumlar.. Geçen ay da kapıda bir hamile kadına eziyet etmişlerdi..

‘’Kuş gribi’’ günlerinde karşıya geçen Türklere ‘’kuş’’ muamelesi yaptı Rumlar..

Neden gidiyorsunuz kardeşim güneye? Şimdiye kadar nasıl yaşıyordunuz?

Gitmekte ısrar edecekseniz, eziyete de katlanacaksınız demektir, tercih sizin.. Müstehaksınız..

Ve nihayet ‘’Gumbaro Gambari’’ yanlışı..

5 maddelik Gambari planında KKTC yoktur, asker çekme-Maraş dahil ‘’kapsamlı görüşmeler’’ vardır.

Bu mudur itibar?

Denktaş, Gambari’nin gelişinin halka yeni bir şey varmış gibi ”lanse edildiğini” söylüyor, “Yeni bir şey yok, geriye gidiş var. Bu geriye gidişi engellemek lazım” diyor.  Denktaş, “Devletin doğuşu, bir çocuğun doğuşuna benzer. Devlet de yıllarca süren sancı ve kanla doğar. Sizin de şehidinizle katkınız var. Böyle kurtulduk, böyle kurulduk” diyor.

“Federasyon formülünü 20 yıl müzakere ettiğini ve Rumların bütün Kıbrıs’ı almaya niyeti olduğunu anladığı an devleti kurduğunu” dile getiren Denktaş, “Bu devlet, yıkılmamak üzere kuruldu. Biz Rum’a teslim olamayız. Türkiye’nin olmayacağı bir ortamda Rum’un ne yapacağını bilmezsek, yuh olsun bize. Devlete sahip çıkmak lazım. Dünyaya da bunu duyurmak lazım” diyor. Herkesin barış istediğini, ancak yeniden yıkılmayacak barış istendiğine işaret eden Denktaş, “Barışı önlemek için değil, kalıcı barış için mücadele ediyoruz. Kıbrıs’ı Türkiye’nin önüne koymak büyük bir kalleşliktir. Bu, Türkiye’yi parçalamak için bir oyundur. Bu tehlikeden süratle kurtulmak lazım” diyor.

“Federasyonun dostlar arasında olduğunu, 1960 devletinin fonksiyonel bir federasyon olduğunu, ancak bu devletin Rumlar tarafından üniter devlet haline dönüştürüldüğünü” kaydeden Denktaş, bunun cevabının da KKTC devleti kurularak verildiğini belirtiyor..

Ve Erdoğan, 20 Temmuz’un 32’inci yıldönümünde adaya giderek bunları söyleyen Denktaş’la görüşmeyi planlıyor..

Erdoğan Karpaz’a da gidecekmiş..

Karpaz’da 74 sonrası Karadeniz göçmenleri yaşar.

Annan Planı uygulansaydı bu göçmenler o gece kapı önüne konulacak,  gemilere bindirilip çulsuz çaputsuz Türkiye’ye postalanacaktı.

Çünkü plana göre Karpaz’daki her yer iki yanda< denize kadar Rum’a iade edilecekti.

Buna rağmen  Akepe köy köy, mahalle mahalle, hane hane Karpaz’da ‘’Ulûl emre itaat’’ sloganı ile tele‘’evet’’ kampanyası yürüttü..

Evel Allah ben ve arkadaşlarım da onlara ve 'Gönülleri ile akılları arasında çelişkiye düşenlere’’ inat bir ay sahada gece gündüz çalışarak Karpaz’dan %65 Hayır çıkarmıştık..

İnanmayan Mehmetçik’ten yukarı burna kadar sandıkları kontrol etsin..

Keşke Erdoğan şimdi beni de götürseydi de Karadenizlilere onun ve oradaki mutemet adamı Arif Özbayrak’ın neler söylediğini bir görebilseydim..

Türkiye 20 Temmuz’un Akepe tarafından bir göz boyama aracı olarak kullanılmasına aldanmamalıdır.

Güneydoğu’da OHAL ilan edilmeli, sorumluluk askere verilmelidir.

Hava Kuvvetleri, toplar ve füzeler ile Kandil bir an önce yer ile yeksan edilmelidir.

Ama ‘’şimdilik’’ Kara Kuvvetleri sınırı aşmamalıdır.

Şu an o, İsrail’in ekmeğine yağ sürmek olur.

Ve bütün bunlar Özkök’ün görev süresinin uzatılmasının bahanesi olmamalıdır.

20 Temmuz kutlu olsun Kıbrıs..

Bir hafta sonra 1 Ağustos var..

1 Ağustos da kutlu olsun Kıbrıs..

1 Ağustoslar olmasaydı, 20 Temmuz’lar olamazdı..                   18 Temmuz 2006



“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”