DİYORLAR Kİ ERDOĞAN KIBRIS’A GİDİYORMUŞ - Hüseyin MÜMTAZ
Dilerseniz konuyu 2006 sonundan geriye doğru irdeleyelim.<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p> <P class=NoSpacing style="MARGIN: 0in 0in 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><SPAN style="mso-tab-count: 1"> </SPAN>Deniyor ki AB Müzekere süreci, Kıbrıs yüzünden tıkanma durumundaymış.<o:p></o:p></SPAN></P> <P class=NoSpacing style="MARGIN: 0in 0in 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><SPAN style="mso-tab-count: 1"> </SPAN>Annan Plânı Türkiye ve KKTC’de, cümle âlemin işbirliği ile aldatılmaya çalışılan kamuoyuna; ‘’Kabul edilmezse derhal KKTC’nin tanınması için uğraşacağız’’ diye takdim edildi.<o:p></o:p></SPAN></P> <P class=NoSpacing style="MARGIN: 0in 0in 0pt; TEXT-ALIGN: justify; tab-stops: 35.4pt 70.8pt 106.2pt 171.0pt"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><SPAN style="mso-tab-count: 1"> </SPAN>Kim tarafından?<SPAN style="mso-tab-count: 1"> </SPAN><o:p></o:p></SPAN></P> <P class=NoSpacing style="MARGIN: 0in 0in 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><SPAN style="mso-tab-count: 1"> </SPAN>Akepe ve KKTC’deki uzantısı CTP tarafından..<o:p></o:p></SPAN></P> <P class=NoSpacing style="MARGIN: 0in 0in 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Verdana"><SPAN style="mso-tab-count: 1"> </SPAN>Sonunda Türk tarafından %64 ‘’Yes be annem’’(Evet); Rum tarafından da % 75 ‘’Ohi be Durggo’’ (Hayır) çıktı.<o:p></o:p></SPAN></P><div style="display:none">cialis 5mg prix en pharmacie <a href="http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie">http://cialis20mgsuisse.com/5mg/prix-en-pharmacie</a> cialis 5mg prix en pharmacie</div><div style="display:none">coupons for cialis 2016 <a href="http://blog.nvcoin.com/page/Coupon-Cialis">blog.nvcoin.com</a> prescription drug cards</div><div style="display:none">cleocin 150 mg <a href="http://www.mattnichols.co.uk/page/cleocin-t-lotion-ITF">read</a> cleocin 300 mg</div><div style="display:none">arcoxia 90 mg wikipedia <a href="http://www.speeddatingmixers.co.uk/blog/blog/page/Arcoxia-90" rel="nofollow">site</a> arcoxia cena</div><div style="display:none">discount card prescription <a href="http://racindirt.com/store/">discount prescription coupons</a> prescription drugs discount cards</div><div style="display:none">kamagra <a href="http://exlim.net/wj/page/kamagra-gel-6V4.aspx">kamagra 100mg</a> kamagra gel</div><div style="display:none">oxcarbazepine dosage <a href="http://www.bilie.org/blogengine/page/oxcarbazepine-49L.aspx">bilie.org</a> oxcarbazepin</div>
DİYORLAR Kİ ERDOĞAN KIBRIS’A GİDİYORMUŞ
Hüseyin MÜMTAZ
Dilerseniz konuyu 2006 sonundan geriye doğru irdeleyelim.
Deniyor ki AB Müzekere süreci, Kıbrıs yüzünden tıkanma durumundaymış.
Annan Plânı Türkiye ve KKTC’de, cümle âlemin işbirliği ile aldatılmaya çalışılan kamuoyuna; ‘’Kabul edilmezse derhal KKTC’nin tanınması için uğraşacağız’’ diye takdim edildi.
Kim tarafından?
Akepe ve KKTC’deki uzantısı CTP tarafından..
Sonunda Türk tarafından %64 ‘’Yes be annem’’(Evet); Rum tarafından da % 75 ‘’Ohi be Durggo’’ (Hayır) çıktı.
Böylece Analarının planı, kendi içindeki bir madde yüzünden reddedilmiş oldu. Çünkü taraflardan biri reddederse plan toptan ortadan kalkmış olacaktı.
Ama başta planın mutfağında çalışan İngiliz Sir’ler; baş organizatör Bush ve onun Türkiye ve KKTC’deki paralel örgütlerinden kimse ‘’Ananın planını al da git’’ demedi; büyük bir telaş ve özveriyle ‘’Hayır’’ diyen Rum tarafını nasıl ikna ederiz de tekrar kabul edilmiş gibi yürürlüğe sokarız arayışına gittiler.
Çünkü Rum’un tuzu kuruydu, referandumdan bir hafta sonra evet de dese, hayır da dese 1 Mayıs 2006’da AB üyesi oluyordu.
‘’Hayır’’ dedi, AB’ye adadaki tek ‘’meşru devlet’’, 1960’da kurulmuş Kıbrıs Cumhuriyeti olarak girme şansını tepmedi.
Ondan sonrası, bütün gelişmeleri beraber yaşadığımız tam bir felâkettir kıymetli okuyucu.
Denktaş ve UBP ekarte edildi. Öyle bir siyasi düzlem yaratıldı ki, ‘’plan’’ dikensiz gül bahçesi haline getirildi.
Ve bu sefer; ‘’Plan kabul edilmezse KKTC’yi tanıtacağız’’ diyenler; tek adım üzerinde radikal bir ‘’yerinde dönüş’’ hareketi sergileyerek tanınmaktan çark edip; ‘’Önce izolasyonlar kaldırılsın’’ demeye başladılar.
40 yıllık ambargo, tecrit bir gecede –izolasyon- oluvermişti.
‘’İzolasyonlar kalkmazsa devleti tanıtırız.’’
Sonra gündeme, Türkiye’nin imzaladığı GB Anlaşması geldi..Türkiye AB ülkeleri ile GB’ne gitmişti. Şimdi bu anlaşmayı yeni üyelere de, dolayısı ile bu arada Rum tarafına da uygulamak zorunda idi.
Ama Rumları tanımıyordu.. Tanımadığı bir ülke ile nasıl GB yapacak, hava ve deniz limanlarını açacaktı?
Yeni çözüm de kolaylıkla bulundu, bir gecede slogan yine değişti; ‘’Önce izolasyonlar kalksın, sonra GB’’ haline geldi.
Fakat AB bastırıyordu; yıl sonundan önce GB uygulamaya konulmazsa müzakereler durdurulacaktı.
Ve geçenlerde Erdoğan bir adım daha attı; ‘’izolasyonların kaldırılmasından’’ vaz geçip, ‘’hafifletilmesinden’’ söz etmeye başladı. (Reuters. 4 Temmuz 2006)
Yeni duruma göre ‘’Önce KKTC’ye uygulanan izolasyonlar hafifletilecek, sonra GB uygulanacak’’tı.
İki yıl gibi kısa bir sürede ilkeler; ‘’tanınmaktan, izolasyonların kaldırılmasına-sonunda da hafifletilmesine’’ gelip dayanmıştı.
Fakat bu ‘’ricat’’, bu ‘’bozgun’’; AB muhibbi basının bütün çabalarına rağmen halktan gizlenemez hâle gelmişti.
Akepe kan kaybediyor, taban kayıyordu..
Üstelik ufukta önce Cumhurbaşkanlığı, sonra da genel seçimler vardı.
Erdoğan AB’ye ‘’ama Türkiye’de’’, sınırlar içinde giderek sertleşti..
‘’Önce izolasyonlar’’ dedi..
‘’Müzakere süreci durursa durur’’ dedi..
AB de yıl sonuna kadar süre verdi, raporları bile Eylül’e erteledi.
İşte ‘’20 Temmuz’’ böyle bir ortamda geldi.
Duyduk ki Erdoğan 20 Temmuz’da adaya gidiyormuş..
İsterse Ledra Palas kapısına gider, Rum polislere elini uzatır, çiçek bile verir..
Karşıya geçip ‘’Uzun Yol’’da Rumlarla kahve bile içer..
Tabii bütün bunlar işin ‘’sürpriz’’ boyutu..
Ama kesin olan bir şey var..
Erdoğan üç günlük KKTC gezisinde ‘’esip gürleyecek’’, sert çıkacak..AB’ye posta koyacak, içerde ‘’Kıbrıs’ı sattı’’ diyenlere sert çıkacak..
‘’Bakın satmadık.. Ada duruyor yerinde’’ diyecek..
Biz de inanacağız..
Annan Planı kabul edilseydi bu 20 Temmuz’da ada üzerinde kutlanacak bir şey kalmayacaktı. 20 Temmuz olmayacaktı.
Erdoğan adaya gidemeyecekti.
Halka hitabettiği tören alanı Rumların olduğu için konuşacak yer bulamayacaktı..
O, kabul edilmesi için çok çalıştığı plan..
Ve o gün bütün sert çıkışların ardından AB’ye ‘’ufak bir jestcik’’ yapacak..
Meselâ ‘’10 bin asker çekiyorum’’ diyecek.
Bu; karşı taraftan kabul görecek, onlar da devede kulak miktardaki ‘’AB yardım fonlarını serbest bırakıyoruz’’ diyecekler.
Akepe-CTP birleşik kuvvetler koalisyonu derhal ‘’Hah... İzolasyonlar kalktı’’deyip limanları açacak..
Kesin olmasa da üç aşağı-beş yukarı plan böyle işleyecek kıymetli okuyucu..
Çünkü hangi kapının ardında ne zaman ne görüşülüp kotarıldı, hangi konuda kiminle anlaşmaya varıldı bilemiyoruz..
Çünkü bizzat Erdoğan’ın Meşal bağlamında itiraf ettiği gibi ‘’Bazı şeyler gizli yürütülür’..
20 Temmuz’a devam edeceğiz.. 16 Temmuz 2006
“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA
57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA
57’İNCİ ALAY HERYERDE
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”