TELEFONUN TELLERİNDE ‘’HÂRE’’ VAR - Hüseyin MÜMTAZ
Özkök’ün konuya müdahil olmasından sonra bizim de istifa eden Harbiye Komutanı hakkında iki satır yazmamız farz oldu. Önce bir yanlışı düzeltelim.. Sanılanın aksine Harbiye üç değil bir tanedir ve 1936’dan beri Ankara’da Dikmen sırtlarındadır. Diğer ikisi Hava ve Deniz ‘’Harbokulları’’dır... 1834’de kurulmuştur. Ana binaya girerken 1834’den bu yana dünyanın her köşesinde şehit olmuş Harbiyelilerin; yerden tavana (bulutlara) kadar iki yanlı mermer levhalara altın harflerle kazınmış isimlerinin önünden onları selamlayarak geçersiniz.escitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena
TELEFONUN TELLERİNDE ‘’HÂRE’’ VAR
Hüseyin MÜMTAZ
Özkök’ün konuya müdahil olmasından sonra bizim de istifa eden Harbiye Komutanı hakkında iki satır yazmamız farz oldu.
Önce bir yanlışı düzeltelim.. Sanılanın aksine Harbiye üç değil bir tanedir ve 1936’dan beri Ankara’da Dikmen sırtlarındadır. Diğer ikisi Hava ve Deniz ‘’Harbokulları’’dır...
1834’de kurulmuştur. Ana binaya girerken 1834’den bu yana dünyanın her köşesinde şehit olmuş Harbiyelilerin; yerden tavana (bulutlara) kadar iki yanlı mermer levhalara altın harflerle kazınmış isimlerinin önünden onları selamlayarak geçersiniz.
Harbiyeliler bu nizamiyeden, iki kişi bile olsalar kıdemlinin ‘’Dikkat’’ komutu ile ve tören adımıyla geçerler.
Dedem Harbiye’nin 1915 (İstanbul); babam 1940-A (Ankara) mezunu.. Ben ise 1967...
Kahramanlar yaratan bir ‘’ırkın’’ ahfadıyım..
Harbiye tarihini ben bilmeyeyim de kimler bilsin?..
Beş-on yaş küçüklerim, son dört senedir, ‘’aldıkları emir icabı’’ beni bulunduğum garnizonlarda 30 Ağustos resepsiyonlarına davet etmiyorlarmış, ne gam..
Harbiye Komutanı Tümgeneral Taşkesen geçen hafta istifa etti.
Özkök 15 Temmuz tarihli ve konu ile ilgili yazısını şu cümle ile bitiriyor..
‘’Benim yorumum şu; Taşkesen, bu olaya, gerçekleri hayli aşan ideolojik bir görünüm vermeye çalışıyor.’’
O halde kıymetli okuyucu emin ol ve madem Özkök’ün yorumu böyle, olayın arkasında kesin ideolojik bir görünüm vardır..
Bütün emâreler Amerika’da zorunlu iskâna tâbi ‘’F’’ Tipi cemaati işaret ediyor.
Özkök’ün dilinin altındaki bakla da aslında budur. Meselenin orayla ilişkilendirilmesinden endişe ediyor.
Beni Taşkesen olayında iki nokta rahatsız etti.
1. Dinleme; 2. Konuyla Kuvvet Komutanının değil de Kurmay Başkanı’nın ilgilenmesi..
Önce bir ayrıntıyı açıklığa kavuşturalım..Asker uzun zamandır kendi haberleşme sistemini kurmuştur. ‘Tafiks’’ sistemi ile en alttan-ücra vatan köşesinden Ankara’da en üst makama kadar sıralı bütün birimlerce yapılan her türlü konuşma kodlanarak yapılır, dinleme mümkün değildir. Bunu ancak isterse Genelkurmay’ın ilgili birimi dinler.
Anlaşılıyor ki dinlenilen, Taşkesen’in masasındaki Telekom’a bağlı ‘’sivil’’ telefondur, ve /veya cep telefonudur.
Ve işin asıl fecaati de bu noktada ortaya çıkmaktadır.
MİT, Emniyet ve Genelkurmay ‘’Biz dinlemedik’’ demişlerdir.
Ama Kurmay Başkanı Orgeneral’in elinde ‘’dinleme’’ raporları vardır.
Ve o orgeneral ‘’Kim dinledi bilmiyorum’’ demektedir.
Olur mu böyle şey? Bu ne saçmalıktır?
Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı ‘’kimin dinlediğini bilmediği’’ raporlara-deşifre edilmiş metinlere, imzasız ihbar mektuplarına nasıl itibar eder?
Peki kimden almıştır bu metinleri?
Onu da mı bilmemektedir?
Kaynağı meçhul, şaibeli metinlere göre bir Tümgeneral’in geleceği ile oynamak bu kadar kolay mıdır?
Orgeneral Ergin Saygun’un millete kesin ve âcil bir açıklama borcu vardır.
Çünkü durum vahimdir.. Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir paşasının telefonlarını MİT, Emniyet ve asker dinlemediyse kim dinlemiştir?
Ve Orgeneral Saygun ‘’resmi olmayan-illegal’’ bu metni neden ciddiye almıştır?
Durum vahimdir kıymetli okuyucu.. Ama gelinen nokta ne yazık ki budur.. Siz bütün GSM Operatörlerinizi, sabit telefon hatlarını özelleştirme görüntüsü ile ‘’yabancılara’’ satarsanız parayı bastıran herkes; yabancı devletler, uluslararası teşkilat ve cemaatler bütün görüşmelerinizi dinler.
Bir noktayı ‘’özenle’’ açıklığa kavuşturalım..
Sabit-seyyar bütün telefonları MİT’in, Emniyetin, askerin dinlemesine en ufak bir itirazım yok..
Çünkü yasanın tanıdığı yetkiyle ve devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü korumak için görev icabı dinlemeleri gerektiğine inanıyorum..
Devlet-i ebed müddet’in birliği ve bütünlüğü; kişinin özel hayatından her zaman daha önemlidir.
Ama bu kurumların içinde yuvalanmış ve elde ettikleri verileri grup menfaati için kullanacak çeşitli gruplara itirazım var..
Bu saatten sonra ufak iki öneri..
Artık haberleşmek için balkondan balkona, pencereden pencereye yahut tepeden tepeye semafor kullanın..
Veya güvercin beslemeye başlayalım..
Çünkü telin ucu tellere konan kuşların elinde..
İkinci konu Büyükanıt’ın, kendisi ‘’garnizon dışında iken’’ konunun ‘’halledilmesini’’ uygun görmesi..
Taşkesen’in o dakika cart diye istifa etmesini, her şeyden çok zannediyorum bu hayal kırıklığı; bu ‘’tavır’’, bu ‘’üslûp’’ bu ‘’öyle uygun görme’’ tetiklemiştir..
30 Ağustos’a kadar olan 45 günlük ‘’geriye dönüşü olmayan’’ süreyi bugün doldurduğumuza göre 1) Ağustos başı YAŞ toplantısı bitene ve 2) Yeni Genelkurmay Başkanı kararnamesi hazırlanana kadar hayli sıcak günler yaşayacağız..
Taşkesen’in telefonlarını dinleyen bütün yabancı devletlerin, teşkilatların, grupların, cemaatlerin, siyasilerin hepsinin karıştığı, karışacağı sıcak günler..
Siz bu arada tez elden güvercin elde etmeye bakın..
Telefonun tellerinde ‘’hâreler’’,
Harbiyeli’nin gönlünde ‘’yâreler’’,
30 Ağustos’a ise 45 gün var..
15 Temmuz 2006
“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA
57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA
57’İNCİ ALAY HERYERDE
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”