Telekom açıklaması ve muallakta kalan sorular - Hasan Ünal
Bugün İsrail'in Lübnan'ı işgali veya Kretchmer hazretlerinin Türkiye'de AB sürecine verilen halk desteğinin hızla azalması konusunda söylediklerini ele almak vardı. Ama Türk Telekom ile ilgili olarak yürütülen ve benim de sık sık müdahil olduğum tartışma Telekom yetkililerinin 12 Temmuz günkü açıklamasıyla devam etti. Dolayısıyla bu tartışmaya dair bazı soruları sormadan edemedim.Malum, 12 Temmuz Çarşamba günkü gazetemiz 'Dinleme Şüphesi' manşetiyle çıkmıştı. Yeniçağ Ankara bürosu Ankara kulislerinde bir süredir dolaşan bir şüpheyi araştırmış ve ilginç bilgilere ulaşmıştı. Buna göre Türk Telekom'un devrinden sonra kuruma getirilen İngiliz danışmanların bir kısmının Ankara'da ilgili kurumlarca göz altına alınarak sorgulandığı ve hatta kendilerinden Türkiye'yi terketmeleri istemişti. Ben de aynı günkü köşe yazımda bu konuyu yorumlamıştım.
Ayrıca bu kurumların istihdam ve insan kaynakları politikalarında Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına aykırı her hangi bir şey yapılmasının düşünülemeyeceği de ilave edilmişti. Aynı gün Zaman gazetesine bilgi veren Telekom yetkilileri, benzeri yalanlama cümlelerinden sonra, hiç bir Telekom personelinin mahkeme kararıyla casusluk yaptığının belirlenmediğini ve hiç birisiyle ilgili olarak bir karakol zaptı bulunmadığını belirtiyorlardı.
Öncelikle dinleme faaliyeti yapılması ve buna karşı ilgili istihbarat kurumlarının harekete geçmesi ilk aşamada genellikle karakol ve mahkeme yollarıyla olmuyor herhalde. Nitekim Yeniçağ da haberinde bu kişilerin karakolda göz altına alındıklarından bahsetmiyordu. Bu tür işlerin normal karakol ve mahkeme usullerince yapılmasına sadece bizim ülkemizde değil hemen hemen dünyanın hiç bir ülkesinde pek sık rastlanmaz. Dolayısıyla bir karakol zaptı ve mahkeme kararı aramak ne kadar doğru olur?
Ama esas soru bu değil. Belki de Türk Telekom idaresi bize şu soruların cevabını vermeli: Bugüne kadar gayet başarılı bir şekilde tamamen Türk mühendis ve personel tarafından yönetilen Türk Telekom'a, devrin hemen ardından neden İngiliz personel getirilme ihtiyacı doğmuştur? Getirilen ve danışman olarak görev yapan bu personelin hepsi İngiliz uyruklu mudur? Eğer öyleyse neden öyledir?
Bu personelin isimleri ve mesleki formasyonları nedir? Mesela daha önce hangi önemli telekomünikasyon kurumlarında çalışmışlardır ve hangi görevlerde bulunmuşlardır? Eğer ortada hiç bir sorun yoksa neden Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarı İbrahim Şahin Yeni Para dergisine verdiği ve bir kısmı 8 Mayıs günkü Sabah Gazetesi'nde de yayımlanan mülakatında 'hassas yerlerde yabancı çalıştırılmaması için' Telekom'u uyaran bir yazı göndermek zorunda kalmıştır?
Telekom'a getirilen bu İngilizler daha önceden İngiliz istihbarat kuruluşlarında çalışmışlar mıdır? Hatta belki de halen görevli olabilirler mi? Bu kişilerin İngiliz istihbarat mensupları olduğunu İstanbul Bağımsız Milletvekili Emin Şirin pek çok mülakatında ve Unakıtan ile ilgili olarak CHP tarafından verilen gensoru görüşmelerinde hem de Meclis'te söylemiş. 29.05 2006 tarihinde yine Yeniçağ'da çıkan mülakatında ise bunların dosyalarının MİT'te bulunduğunu bile iddia ediyor. Acaba Türk Telekom bize bu personelin sütten çıkma ak kaşık olduklarını da söyleyebilir ve yukarıdaki sorulara ayrıntılı bir şekilde cevap verebilir mi?