‘’GİZLİ’’ POLİTİKA - Hüseyin MÜMTAZ
Erdoğan; NTV’de Murat Akgün’le çok uzun bir söyleşi yaptı. Söylediği üç noktanın altını çizdik.. 1.Meşal ile görüşme: Erdoğan; danışmanı Davutoğlu’nun Suriye’de Meşal’le görüşmesi için ‘’Sayın Meşal’le de görüşmesi konusu gündeme geldi ve bunun üzerine bizzat ona anlatırsanız bunu çok daha isabetli olur denildi ve bu görüşme orada o şekilde kısa bir şey aralarında geçti. Yani bu elçilik vazifesinde her şey açıklanmaz ki, herşey anlatılmaz ki. Yani bazı şeyler vardır gizli tutulur, bazı şeyler vardır açıklanır. Yani şimdi dışişlerinde çok gizli şahsa mahsus buna benzer bir çok evrak çeşitleri var. Şimde bizden yani herşeyin açıklanmasını istemek bir defa süreci aydınlatmaya engel olur. Bu ne zaman açıklanacağı ise bazı şeyler var ki belli bir süre sonra açıklanır, bazı şeyler var ki açıklanmaz, bazı şeyler var ki tarih onları açıklar’’ dedi.coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis coupons printable blog.suntekusa.com discount prescription drug carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialiskamagra kamagra 100mg kamagra gel
‘’GİZLİ’’ POLİTİKA
Hüseyin MÜMTAZ
Erdoğan; NTV’de Murat Akgün’le çok uzun bir söyleşi yaptı.
Söylediği üç noktanın altını çizdik..
1.Meşal ile görüşme: Erdoğan; danışmanı Davutoğlu’nun Suriye’de Meşal’le görüşmesi için ‘’Sayın Meşal’le de görüşmesi konusu gündeme geldi ve bunun üzerine bizzat ona anlatırsanız bunu çok daha isabetli olur denildi ve bu görüşme orada o şekilde kısa bir şey aralarında geçti. Yani bu elçilik vazifesinde her şey açıklanmaz ki, herşey anlatılmaz ki. Yani bazı şeyler vardır gizli tutulur, bazı şeyler vardır açıklanır. Yani şimdi dışişlerinde çok gizli şahsa mahsus buna benzer bir çok evrak çeşitleri var. Şimde bizden yani herşeyin açıklanmasını istemek bir defa süreci aydınlatmaya engel olur. Bu ne zaman açıklanacağı ise bazı şeyler var ki belli bir süre sonra açıklanır, bazı şeyler var ki açıklanmaz, bazı şeyler var ki tarih onları açıklar’’ dedi.
Bunu duyduğumuz ne kadar iyi oldu anlatamam..
Çünkü biz daha Gül hükümetinden itibaren yapılan bir takım görüşmelerin otel odalarında, gizli kapaklı, tanıksız-tutanaksız, dış işleri bürokratlarının, büyükelçilerin bilgisi dışında yapıldığını ileri sürüyorduk.. Yabancı devlet ve hükümet başkanlarıyla yapılan bu tür bütün görüşmelerde tercüman bile dışişleri görevlisi değil, partili bir vekil oluyordu..
Yalnız son durumda bir acayiplik göze çarpıyor.
Davutoğlu’nun Meşal ‘le görüşmesini bu ülkenin dışişleri bakanı ve başbakanlık basın sözcüsü yalanlamıştı.
Şimdi başbakan çıkıyor, onları yalanlıyor.
Peki biz şimdi kime inanacağız?
Tek kaynak, her zamanki gibi ‘’yabancı basın’’ oluyor.
Kendi politikacılarımız ve basın sözcülerimizden asla edinemeyeceğimiz bilgileri yabancıların basın sözcülerinden öğreniyoruz..
Çok sıcak bir örnek..
Gül’ün Amerika’da ‘’Condi’’ ile yaptığı görüşmede sadece ‘’Stratejik Vizyon Belgesi’’nin ele alındığını duymuştuk değil mi?
Meğer öyle değilmiş.. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü McCormarck geçen gün 5 Temmuz`da yapılan Abdullah GÜl-Rice görüşmesinde Patrikhane ve Bartholomeos`un ekümenikliğinin de konuşulduğunu açıkladı.
Üstelik görüşmenin son derece açık ve iyi geçtiğini söyleyen Mc Cormack, “Başkan Bush’un da inanç özgürlüğü için Başbakan Erdoğan’la bu konuyu görüştüğüne inanıyorum” dedi.
Pek bir şey farketmiyor kıymetli okuyucu..
‘’Condi’’ ile görüşürken Gül de zaten Amerikalı Albay Peters’in Türkiye’ye çizdiği sınırları bilmiyordu..
Gene de Erdoğan’ın söylediklerine ufak bir itirazımız olacak..
Diyor ki; ‘’Yani bazı şeyler vardır gizli tutulur’’..
Bizim de sıkıntımız işte tam bu noktada..
Biz nedense hâlâ ‘’bazı şeylerin’’ değil, ‘’herşeyin gizli tutulduğu’’ düşüncesindeyiz..
Yanılıyor muyuz?
2. ‘’Bir defa şunu çok açık net söyleyeyim; Cüneyt bey benim partide müşavirimdir, danışmanımdır ve tüzüğümüze göre de genel başkan olarak istediğim sayıda benim danışman atama yetkim vardır. Aynı zamanda da partimin merkez karar ve yönetim kurulunda üyedir. Partimin en yüksek karar mercii. Tabi Cüneyt bey ile alakalı olarak çok spekülasyonlar yapıldı. Eşiyle alakalı yapıldı, işiyle alakalı yapıldı bugüne kadar. Partimdeki yeriyle alakalı yapıldı, herşeyiyle alakalı yapıldı. Bir defa bunu, bu yaklaşım tarzların hiç insani bulmuyorum ve bunu yapanların bir çoğu dost görünerekte yaptılar. Bunlara bizzat zaman zaman bende şahit oldum. Bunlar tabi çok çirkindi. Zaman zaman Cüneyt bey üzerinden partime ve bana vurma gayreti içerisinde olanlar da bu işi yaptılar’’.
Hatırlıyor musun ey okur; Akepe iktidarının ilk ayları.. Gül ve Erdoğan, Denktaş’la kanlı bıçaklı.. Erdoğan, yanlış hatırlamıyorsam bir uzak doğu seyahatinden dönüşte ve uçakta ‘’Denktaş, Türk danışmanlarını değiştirsin’’ demişti.
Acaba; parti tüzüğünün Erdoğan’a sağladığı istediği kadar danışman seçme ve atama yetkisi, Cumhurbaşkanı olarak Denktaş’a o zaman neden çok görülmüştü?
3. ‘’Şimdi tabi bu son gelinen süreç olumlu bir süreç. Herşeyden önce biz tabi sayın Papadapulos’la uluslararası bazı toplantılarda görüştüğümüzde hep ne zaman biraraya geleceğiz, bunu sorardı. Bizde kendisine derdik ki; böyle böyle sizin muhatabınız sayın Talat. ....Sayın Annan’a biz bu teklifimizi daha önce götürdük. Hatta geçenlerde dönem başkanı olarak Avusturya başbakanı sayın Schüssel’e de şansöliyeye de bunu söyledik. Şu anda bunun gerçekleşmiş olması bizleri doğrusu mutlu etti. Dolayısıyla sayın Talat’la Papadapulos böylece biraraya gelmiş oldular ve tabi şu anda aralarında almış oldukları karar diyeyim, olumlu bir adım. Yani en azından uzmanlar, teknik elemenlar bir çalışma yapacaklar ve bu çalışmanın neticesinde gerektiğinde de kendileri biraraya gelebilecekler ve her ikisi de yine Birleşmiş Milletler’nin yani bu Annan planı çerçevesi içerisindeki bu iki kesimlilik, iki bölge durumundaki yaklaşımları bana göre olumlu yaklaşımlar. Temenni ediyorum bunları güçlendirebilirsek ve yeni atılacak adımlarla bu sıkıntıyı giderme imkanı doğmuş olur. Biliyorsunuz biz bu sene barış harekatının 32. nci yıldönümü kutlamalarında arkadaşlarımızla da orada olacağız. O heyecanı kendileriyle beraber yaşamak istiyoruz ve Kuzey Kıbrıs’ta da bugüne kadar uygulanan bu izolasyonlar, bugüne kadar yani uygulanmakta olan hakikaten haksız, adaletsiz bu uygulamalar ortadan kalkar diye temenni ediyoruz ve bunun için de gerek Avrupa Birliği nezlinde, gerekse tüm dünyada çalışmalarımızı Türkiye olarak sürdürüyoruz, sürdürmeye devam edeceğiz’’.
Demek süreç ‘’olumlu’’ bir süreç, öyle mi?
Ve ‘’Gumbaro’’ Gambari Annan Planı çerçevesinde olaya yaklaşıyor, öyle mi?
Ve en önemlisi; Erdoğan ‘’O heyecanı kendileriyle beraber yaşamak’’ için ‘’Barış Harekâtının 32. nci yıldönümü kutlamalarında arkadaşlarıyla orada olacakmış’’..
Barış Harekâtı neydi, hatırlıyor musunuz?
Kıbrıs Türkü’nün can ve mal güvenliğini korumak için 1974’te yapılan harekât idi.
Bu harekâtın doğal sonucu olarak da KKTC doğmuştu.
Peki Edoğan Annan Planı ile neyi amaçlıyordu?
KKTC’nin ortadan kaldırılmasını.. Yâni Barış Harekâtının yok sayılmasını...
O halde şimdi, hangi heyecanı birlikte yaşamak için Erdoğan ve arkadaşları adaya gidecek?
Hangi adaya gidecekler, Büyük Ada’ya mı?
Neyi kutlayacaklar?
Kretschmer’in, “Türk hükümeti, milliyetçilerin AB karşıtı propagandalarının üstesinden gelsin” dediği;
Lagendijk’in de "Türkiye’nin daha çok bölgesel özerkliğe ihtiyacı bulunduğunu" öne sürdüğü bir ortamda bu ‘’kutlamaya’’ gidecekler..
Ortadoğu’da savaş var..
Ezilen Filistin halkının çektiği çilenin sona ermesi için, katliamların durması için, sürgünlerin bitirilmesi için Erdoğan, Bush, Olmert, Blair, Putin...
Meşal...
Herkesle görüşüyor..
Ama KKTC ortadan kalkıyor..
Irak’ın kuzeyinde artık bir Kürt devleti kuruluyor, Irak’lı Araplar bölgeye pasaport-vize ile giriyor.
Karabağ ve Azerbaycan’ın yedi bölgesi Ermeni işgali altında..
Erdoğan bunlar için kimseyle görüşmüyor..
Amerika İran’ın kendisinden izinsiz nükleer silah; Kore’nin yine kendisinden izinsiz füze denemesi yapmasına karşı çıkıyor..
Türkiye’nin sınırlarını ‘’planlıyor’’..
Ama Erdoğan Filistin’le uğraşıyor..
Biz de yarından itibaren Erdoğan’ın Kıbrıs anlayışı ile uğraşacağız.. 13 Temmuz 2006
“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA
57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA
57’İNCİ ALAY HERYERDE
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”