Türkiye Casus Cenneti Oldu - Hasan ÜNAL
Yeniçağ Gazetesi Ankara Bürosu son hafta içerisinde yaptığı araştırmalar sonucunda bir habercilik başarısına imza attı. Ceyhan Bozkurt imzasıyla hazırlanan habere göre, Türk Telekom'da dokuz İngiliz 'danışman' (!) ilgili istihbarat birimleri tarafından göz altına alınarak sorgulanmışlar.İlk anda ne var bunda denilebilir. Ama Yeniçağ'ın son aylarda bazan manşetten bazan da birinci sayfadan verdiği pek çok haberde Türk Telekom'um Hariri ailesine devredilmesinden sonra, İngiltere'den mühendis, uzman ve danışman sıfatıyla pek çok kişinin kuruma getirildiği ve bunların hassas bölgelerde istihdam edildikleri bilgilerini siz okuyucularına sunduğunu hatırlayacaksınız.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride read sitagliptin phosphate side effectscialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupon
Bizim açımızdan tuhaf olan ise, Vodafone isimli bu şirkete Türkiye'nin ikinci büyük cep telefonu operatörü Vodafone'un satılmış olmasıydı. Doğru dürüst hiç bir güvenlik araştırması olmadan yapılan bu satışların ardından, Türkiye'de neler olabileceği sorusu kafaları karıştırıyordu. Bu arada Telekom'un devrinden sonra Ankara'ya getirilen ve kritik görevlere yerleştirilen İngiliz personelin netameli kişilikler olduğuna dair bilgiler Ankara'da dolaşırken, İstanbul Bağımsız Milletvekili Emin Şirin Beyefendi bunların istihbarat mensupları olduğunu Meclis'te açıklamıştı.
Şimdi Yeniçağ Ankara bürosunun ulaştığı bilgiler bu yönde yapılan yayınlar ve bizim yorumlarımızın ne kadar doğru olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü bu haberlere göre Telekom'da görevli İngilizlerden dokuz kişi ilgili birimlerce göz altına alınarak sorgulanmışlar; bunların faturalama bölümüne son haftalarda sık sık giderek belirli kişilerin telefon kayıtlarına dair bilgileri topladıkları ve bu doğrultuda yürüttükleri faaliyetlerin kabul edilemez olduğu söylenmiş ve Ankara'yı terketmeleri istenmiş. Bir kişi ise Telekom'un oluşturmaya çalıştığı güvenlik dairesinin başına gelmeye hazırlanan bir İngiliz bayan.
O da benzeri özellikler taşıyor. Ve habere göre o da sorgulanmış ve Ankara'ya gelmesinin yaratacağı sorunlar kendisine anlatılmış. Ama bütün bu girişimlere rağmen bu kişilerin Ankara'yı terketmedikleri anlaşılıyor. O zaman akıllara bazı sorular geliyor. Bu kişiler neye güvenerek Ankara'yı terketmiyorlar? Acaba AKP hükümetine mi güveniyorlar? Bir başka soru ise bu kuruluşları üç kuruş paraya ve hiç bir güvenlik soruşturması yapmadan yabancılara hem de bu kadar netameli yabancılara satan hükümet ne düşünüyordur şimdi?
'Hasan almaz, basan alır' mantığıyla bu kadar önemli kurumlar satılırsa, böyle şeyler olacağı açıktı. Oysa Yunanistan kendi telekomunun hisselerini halka arzetmiş; ama çoğunluk hisselerini elinde tutmuş. Devlet yönetimindeki Yunan telekomu Balkanlar'da Sırbistan, Arnavutluk, Romanya gibi pek çok ülkenin telekomlarını da satın almış. Biz aynısını yapamaz mıydık? Neden yapmadık? AKP hükümeti bu kadar büyük bir çoğunlukla iktidara geldikten hemen sonra Türkiye'nin bütün telekomünikasyon kurumları nasıl oldu da birbiri ardına yabancıların eline geçti?
Kardak krizi gibi bir Kerkük krizi bu yıl veya gelecek yıl içerisinde patlak verse ve Türk Ordusu müdahaleye hazırlanıyor olsa ve o zaman yabancıların elindeki bu kurumlar sadece dinleme yapmakla yetinmeyip; aynı zamanda haberleşmemizi toptan durdurma noktasına kadar gitseler, kim dur diyebilecek? Ben iddia ediyorum: Yunanistan'da patlak veren krizin detayları ve Türkiye'de ortaya çıkan bilgiler başbakan, bakanlar, TSK ve İstihbarat kurumlarımız dahil herkesin telefonlarının dinlendiğini ortaya koyuyor. Aksini iddia eden ortaya çıksın...