Siyaset8 Temmuz 2006 00:00

'Askeri Darbeden Sivil Darbeye'...- EROL MANİSALI

Baltalimanı Anlaşması  1838'de İngiltere ve diğer büyük Avrupa devletleri­ne bu anlaşma ile verilen imtiyazlara bakalım: -1838 Anlaşması uyarınca Osmanlı devleti içinde var olan iç gümrük vergileri yabancı tüccarlar için yüz­de 3'e indirildi. Yerli tüccarlar yüzde 8'de kaldı. Yaban­cı uyruklulara ayrıcalık tanındı. - Baltalimanı Anlaşması'na taraf olan Avrupalı ülke­lerin vatandaşları emlak vergisi dışında bütün vergi­lerden muaf tutuldular. Ayrıca Hicaz hariç, mülk edin­meleri tamamen serbest hale geldi. -Avrupa'dan gelecek mallara uygulanan vergi yüz­de 5'e düşürüldü. Oysa aynı dönemde Avrupa ülke­leri yüzde 15-25 arası ithalat vergisi uyguluyorlardı. Osmanlı devleti etrafındaki iktisadi sınırlar ortadan kaldırılıp iç ticaret de yabancılara teslim edilince eko­nomi "çöküşe geçti".  Ve gümrük birliği...  İçimizdeki oligarşinin Brüksel ve Washington'Ia bir­likte 6 Mart 1995'te "özellikle imzaladığı" Gümrük Bir­liği Belgesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin zaman içinde tas­fiye edilmesinin en önemli köşe taşı olarak düşünüldü.symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaabilify link abilifyoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Devletler mal ve hizmet hareketlerini kendi toplum­larının refahını kollayacak ve yükseltecek biçimde de­netimleri altında tutarlar. Vergiler ve vergi dışı araçlar bu politikalarda kullandıkları esas öğelerdir.

 

İç ve dış güvenlik, hukuk düzeni, sosyal ve kültürel düzen "iktisadi sınırların denetimine bağlıdır". Bir ül­kenin uygar anlamda bir devlet olabilmesi;

- bu egemenliği elinde tutup tutmamasına;

- eğer bu egemenliği elinde başka devletle payla­şıyorsa "yetki ve yükümlülüğün " birlikte yürütülmesi­ne bağlıdır.

ABD'de eyaletler arasında önemli farklılıklar vardır. Trafik cezalarından Ölüm cezalarına ve kürtaj özgürlü­ğüne kadar bu farkları ve çeşitliliği görürüz. Ama bir şey var ki bütün eyaletler için hiç değişmez: ABD'nin tek bir dış ticaret rejimi uygulaması vardır. O da ABD kurumlarının egemenliği altındadır. Çünkü bu, devlet olmanın en önemli koşuludur.İktisadi sınırlarına egemen olmayan bir ülke, çağ­daş anlamda bir devlet değildir. İktisadi sınırları yok­sa siyasi, askeri ve kültürel sınırları da olamaz.

 

Baltalimanı Anlaşması

1838'de İngiltere ve diğer büyük Avrupa devletleri­ne bu anlaşma ile verilen imtiyazlara bakalım:

-1838 Anlaşması uyarınca Osmanlı devleti içinde var olan iç gümrük vergileri yabancı tüccarlar için yüz­de 3'e indirildi. Yerli tüccarlar yüzde 8'de kaldı. Yaban­cı uyruklulara ayrıcalık tanındı.

- Baltalimanı Anlaşması'na taraf olan Avrupalı ülke­lerin vatandaşları emlak vergisi dışında bütün vergi­lerden muaf tutuldular. Ayrıca Hicaz hariç, mülk edin­meleri tamamen serbest hale geldi.

-Avrupa'dan gelecek mallara uygulanan vergi yüz­de 5'e düşürüldü. Oysa aynı dönemde Avrupa ülke­leri yüzde 15-25 arası ithalat vergisi uyguluyorlardı.

Osmanlı devleti etrafındaki iktisadi sınırlar ortadan kaldırılıp iç ticaret de yabancılara teslim edilince eko­nomi "çöküşe geçti".

 

Ve gümrük birliği...

İçimizdeki oligarşinin Brüksel ve Washington'Ia bir­likte 6 Mart 1995'te "özellikle imzaladığı" Gümrük Bir­liği Belgesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin zaman içinde tas­fiye edilmesinin en önemli köşe taşı olarak düşünüldü.

 

 - Bu anlaşma TBMM'den geçmedi; konuşulmadı, tartışılmadı ve saklandı. Oysa 1994'te Devlet Planla­ma Teşkilatı hazırladığı bir raporda aynen şöyle diyor­du: "Türkiye, AB'njn tam üyesi olmadan gümrük bir­liğine girmemelidir. Bu hem TBMM'nin egemenliği­nin tek yanlı devri; hem de Türkiye'nin bütün dünya ekonomileri ile ilişkilerinin AB denetimi altına sokul­ması anlamını taşır" (*).

 

- DPTnin, "Gümrük birliği bir ihanettir" anlamına ge­len raporu kamuoyundan saklandı. Benim açıklama­larım "sansür edildi".

 

- Oysa Avrupa Parlamentosu 6 Mart 1995 Anlaşması'nı 13 Aralık 1995'te ayrı ve bağımsız bir anlaş­ma gibi onaylıyordu. Türkiye'deki kimi siyasiler, bürok­ratlar ve kimi iş çevreleri yalan söylüyorlardı: "Güm­rük birliği, Ankara Anlaşması'nın bir sonucudur; Kat­ma Protokol'ün bir sonucudur" diyorlar ve halkı kan­dırıyorlardı.

Ankara Anlaşması da Katma Protokol de Türkiye'nin tam üye olarak içeri alınması için imzalanmıştır. Bu he­def gerçekleşmeden Türkiye gümrük birliği yükümlü­lüğü altına sokulamazdı.

 

Avrupa üzerinden bağlama

 

Soğuk Savaş sonrası ABD'nin Türkiye ve bölge için biçtiği yeni elbiseye Türkiye'yi sokmak isteyenler en  etkili yolu bulmuşlardı.

 

- Türkiye'nin iktisadi sınırlarının yönetimi tek yanlı ola­rak elinden alınıp Brüksel'e bağlanacaktı. Amerika bu operasyonlarda bir numaralı aktör oldu.

 

- İktisadi sınırları olmayınca askeri, siyasi ve kültü­rel sınırları zaman içinde hızla erozyona uğrayacaktı. İç piyasa, tarım, bankalar, borsalar yabancı tekellerin ve Batı'nın eline geçince askeri ve siyasi sınırların hiç­bir anlamı kalmayacaktı.

 

letişimi, petrol haklarını, enerji sektörünü, eğitimi, medyayı yabancılar işgal edince Cumhuriyet'in üzerin­de bir tek bayrak ve belki bir de Atatürk'ün çerçeveli resmi bulundurulacaktı. Bir süre sonra onlarda "üçün­cü cumhuriyetçiler" tarafından ortadan kaldırılacaktı.

 

Türkiye halen sessiz ve sivil bir darbenin içinde sü­rüklenmektedir: Eğer ilgilenenler varsa onlar için bu sa­tırları yazıyorum.

 

(*) "Asken Darbeden Sivil Darbeye", Erol Manisalı, Truva Yayınlan, 2006.