Ortadoğu3 Temmuz 2006 00:00

İsrail Ne Yapmak İstiyor? - Ergin Yıldızoğlu

Çarşamba sabahı, İsrail ordusu yeniden Gazze''ye girdi. İsrail uçakları Gazze''deki tek elektrik santralını, üç köprüyü bombaladı; Suriye hava sahasına girerek Devlet Başkanı Beşar Esat ''ın yazlık sarayının üzerinden uçtu. Perşembe günü, İsrail güçleri Batı yakasında düzinelerle Hamas militanını, demokratik yollarla seçilmiş meclis üyelerini toplayıp götürdü, Cuma akşamı, Filistin Başbakanı Haniye ''yi öldürmekle tehdit etti. Cumartesi gecesi, Başbakanlık''ı bombaladı. İsrail yönetimi, harekâtı, Hamas''ın askeri kanadındaki militanlarının 25 Haziran''da iki askerin, iki saldırganın ölümü ve bir İsrail askerinin kaçırılmasıyla sonuçlanan saldırısına karşılık, askerini kurtarmak amacıyla gerçekleştirdiğini söylüyor. discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenacleocin 150 mg read cleocin 300 mgmicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg

Daha geniş bir açıyla bakınca...


Batı medyasındaki açıklamalar da genel olarak bu yönde. Örneğin, Financial Times , olayların kronolojisini, 25 Haziran''daki saldırıyla başlatıyordu (29/06). Belli ki 9 Haziran''da Gazze plajında İsrail''in gerçekleştirdiği katliamı anımsamak istemiyor. Washington Post , ''''Hamas şiddet eylemlerine devam edeceğini açıklamıştı, şimdi İsrail cevap verince şikâyet ediyor'''' derken (01/07), Hamas''ın saldırıları durdurmuş ve 8 aydır ''''sükûneti'''' korumakta olduğunu, İsrail''in hem 9 Haziran''da, hem de şimdi sivilleri hedef aldığını yadsıyor.

Son gelişmelere yönelik bakış açımızı, en azından 9 Haziran''dan başlayacak, 28 Haziran''da başlayan operasyonun, çapına ve yürütülüş biçimine ilişkin kimi bilgileri de göz önüne alacak biçimde genişletirsek, Filistin''in geleceği ve tüm bölge jeopolitiği açısından, açıklanan resmi amaçlardan çok daha cüretkâr ve tehlikeli bir stratejik hamleyle karşı karşıya olduğumuzu düşünebiliriz.

9 Haziran günü İsrail hücumbotları, Gazze plajında piknik yapmakta olan sivillere ateş açtı. Olayda 8 sivil öldü, 40 sivil ağır yaralandı. İsrail yanlısı basın ve İsrail ordusu bir sorumluluk üstlenmeyi reddederken, insan hakları örgütleri, Times, The Guardian, Independent, Globe and Mail, The Australian , İsrail ordusunu suçlayan kanıtları gözler önüne serdiler. Olayın resimleri ve video çekimleri, kimi İsrail yanlısı basının suçu bizzat Filistin militanlarının üzerine atmaya kalkması Ortadoğu''da büyük infial yarattı. Dolayısıyla bu olayla 25 Haziran''daki eylem arasında bir ilişki kurmak gerekir. İkincisi, İsrail devleti ve Batı medyası, Filistin direnişini hep sivil halkı hedef alan terörist eylemler olarak sergilediler. Ancak 25 Haziran''daki eylem, salt askeri hedefleri vuran bir saldırıydı. Dahası İsrail gizli servisi Shin Bet, Filistin militanlarının tünel kazarak bir eylem gerçekleştirmek üzere olduğunu hükümete bildirmiş, ancak hükümet ve ordu bu saldırıyı engellemeye yönelik tedbir almamıştı ( WSWS , 29/06). Öyleyse, salt bir ihmalin ötesinde, bir olanak elde etmeye yönelik beklenti olduğu düşünülemez mi?

Bu bağlamda en azından iki gelişme söz konusu. Birincisi, 25 Haziran''da gerçekleştirilen eyleme karşılık iki günde 100''den fazla tankın, 3000 askerin sistemli bir biçimde harekete geçirilebilmesi, elektrik santralı, köprü gibi stratejik hedeflerin vurulmasına ek olarak, Hamas kadrolarının yerlerinin kolaylıkla saptanarak tutuklanabilmiş olmaları. İkincisi, İsrail hükümeti, Hamas yöneticilerini ve Filistin Yönetimi meclis üyelerine yönelik tutuklama kararını, İsrail Başsavcısı''ndan, kaçırılma olayından çok daha önce çıkartmışlar ( Haaretz , 30/06). Özetle, İsrail''in çarşamba günü başlayan operasyon için bir süredir ayrıntılı, geniş çaplı hazırlık yapmakta olduğunu gösteren kanıtlar var.


...İki amaç olabilir


Birçok yorumcu; esas amacın, kaçırılan askeri geri almak olduğu konusunda kuşkularını belirttiler ( Christian Science Monitor, 20/06, Haaretz , 01/06); Olmert Hükümeti''nin kendini kanıtlamanın ötesinde Hamas hükümetine bir ders vermeyi amaçladığını düşünüyor. Bence iki amaç daha söz konusu olabilir. Birincisi, İsrail yönetimi ve ABD''de Neo-conlar, Oslo barış sürecinin mirası ve bir Filistin devleti olasılığını sürekli gündemde tutan Filistin Yönetimi ''nden tümüyle kurtulmak, barış için taraf yok iddiasıyla tek yanlı davranma özgürlüğünü kalıcılaştırmak istiyorlar. Olmert Hükümeti, Filistin Devlet Başkanı Abbas ''ın giderek güç kaybetmesine seyirci kaldıktan sonra, Hamas seçimleri kazanınca, Hamas İsrail''i tanımadan görüşmelere başlamayacağını açıklamıştı. Şimdi, tam da Hamas''ın İsrail''i tanıyan FKÖ''ye katılacağını, 1967 sınırları içinde bir Filistin devletini (dolayısıyla The Economist ''in deyimiyle İsrail''in varlığını de facto) kabul edeceğini açıkladığı bir sırada, Hamas''ın içindeki siyasi ve askeri (Suriye''deki) liderlik arasındaki çelişkiyi derinleştirmeye çalışacağına, Hamas hükümetini yıkmaya kalkıyor, böylece radikallerin tezlerini güçlendirecek adımlar atıyor. Haaretz''in başyazısında, ''''yolunu şaşırmak'''' olarak nitelediği bu tutumu, barış sürecinin yeniden başlama olasılığını tamamen öldürme niyetinden başka türlü açıklamak olanaksız. Bu arada, boğucu sıcakların ikliminde, Gazze''de tek elektrik santralının bombalanarak, hastanelerin bile elektriksiz ve susuz bırakılması gibi toplu cezalandırma yöntemlerini düşünerek, Varşova Gettosu''nda bizzat Yahudilere yapılan zulmü anımsamamak ve Yedioth Ahronot yazarı Yair Labid ''in sözleriyle insanlık adına ''''utanmamak elde değil'''' .

İkincisi. Bir süredir hazırlanmakta olduğu anlaşılan ''''bu saldırının acaba bölge jeopolitiğine ilişkin bir amacı olabilir mi'''' diye de sorulabilir. ''''Büyük Ortadoğu Projesi'''' , bölgedeki Arap rejimlerinin yıkılarak değiştirilmesini hedefliyor, İsrail''in kendi güvenliği için düşündüğü ''''Büyük İsrail Projesiyle'''' örtüşüyordu. Bush Yönetimi ikinci döneminde, rejim değişikliği yoluyla demokratikleştirme hedefini rafa kaldırdı, Soğuk Savaş''ın Arap devletleriyle işbirliğine dayalı ''''realist'''' taktiğine geri dönmeye başladı. Ancak, ''''Büyük İsrail Projesi'''' yle çelişen bu dönüşün Neo-con ve İsrailli analistler tarafından şiddetle eleştirildiğini biliyoruz.

Hamas''a ve Filistin yönetimine bu şiddette saldırılması, Suriye hava sahasının ihlal edilmesi, Ürdün ve Lübnan yönetimlerinin Suriye''yi savunması, Mısır''ın İsrail''e ''''Barış antlaşmasına çok fazla güvenme'''' demesi, ister istemez akla şu iki soruyu getiriyor: İsrail yönetimi, Arap kamuoyunu daha da kışkırtarak diplomasi kapılarını kapatacak tepkilere mi yol açmak istiyor? İkincisi, Suriye''yi ''''terörist bir lideri koruyan ülke'''' olarak lanse edip, Taliban rejimi ile arasında bir paralellik kurmak, dolayısıyla ''''zor yoluyla rejim değişikliği'''' taktiğini gündeme getirmek mi istiyor? Bu sorulara olumlu cevaplar verebilirsek, İsrail''in bölgede gerginlikleri arttırarak ABD''nin dış politikasındaki değişikliği sabote etmeye çalıştığını söyleyemez miyiz?.. Hele, Neo-con yazarların son haftalarda yeniden aktif hale geldiğini, İran ve Suriye''ye karşı eylemleri kışkırtmaya başladığını düşündüren girişim ve yorumları da düşündüğümüzde...