Siyaset3 Temmuz 2006 00:00

TÜRK KARA KUVVETLERİNİN 2215’inci YILI - Hüseyin MÜMTAZ

Bu gün 28 Haziran… Türk Kara Kuvvetleri bu gün, MÖ 209’da METE HAN tarafından kuruluşunun tam 2215’inci yılını kutluyor..          Kutlu olsun…             2215 yıl önce bırakın orduyu, dünyada kaç devlet vardı? Devlet var mıydı? Yoksa kabile ve aşiretler mi vardı? İnsan sürüleri, çeteler, paralı askerler, fedailer? Dünya işte bunlarla doluyken, Türk Kara Kuvvetleri düzenli bir ordu halinde teşkilatlanmıştı. “Nerede o çağlar ki Analar kurt doğururdu. Hilkat insan çamurunu  Destanlarla yoğururdu”discount drug coupons site printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena

TÜRK KARA KUVVETLERİNİN 2215’inci YILI

Hüseyin MÜMTAZ

 

Bu gün 28 Haziran… Türk Kara Kuvvetleri bu gün, MÖ 209’da METE HAN tarafından kuruluşunun tam 2215’inci yılını kutluyor..

         Kutlu olsun…            

2215 yıl önce bırakın orduyu, dünyada kaç devlet vardı?

Devlet var mıydı?

Yoksa kabile ve aşiretler mi vardı?

İnsan sürüleri, çeteler, paralı askerler, fedailer?

Dünya işte bunlarla doluyken, Türk Kara Kuvvetleri düzenli bir ordu halinde teşkilatlanmıştı.

“Nerede o çağlar ki

Analar kurt doğururdu.

Hilkat insan çamurunu

 Destanlarla yoğururdu”

Bu gün Milattan sonra 2006’ıncı yılın 28 Haziran’ı..                   

Bakmayın Sümer Ezgü’nün son derece anlamsız bir “Anadolu’dan Geldik” muhabbetine..

Anadolu’ya gelmişiz.. Anadolu’dayız..

En aşağı ikibin yıldır Anadolu’dayız.

“Yurda baş dedikleri bir

Ağır adakla geldiler

Ve şu bayraksız dünyaya

Bayrakla geldiler”

Bayrakla gelmişiz…Bayraklarla, sellerle, fırtınalarla, boralarla, akınlarla gelmişiz..

“Sarsarak köprüleri

Devlet geçti bu yolllardan

Dudaklarında Hun türküleri

Tulgalı başbuğlar

Ve rüzgârda

Bayraklar, uğultular, tuğlar..

Bir dünya doldu boşaldı..

Yazık ki adları destanlardan

Masallara kaldı.”

Gelmişiz ama milâdi 2003’ten itibaren Erbil’de bayrağımız yırtılır, Lefkoşa’da sövülür, Mersin’de yakılır, Atina’da parçalanır olmuş.

Askerimizin başına çuval geçirilmiş.

Halbuki bir zamanlar, halbuki o zamanlar;

“Zembereğini kuran

Onlarmış bu dünyanın..

Onlar ki kurt doğuran

Obaların kanındanmış

Ve zaferler getiren atların

Nalları altındanmış”

Şimdi, yâni, milâdi 2006’da Murat Demirel, Cavit Çağlar, Mesut Yılmaz’lar “zaman aşımından” yırtarken, Şemdinli’de görev yapan astsubaylara “bir buçuk ay zarfında“ 39’ar yıl giydiriliyor.

Bir tarafta Öcalan 36 yılla yatıyor, genel affa dahil edilmesi için kırk takla atılıyor öbür tarafta devletin resmi görevlileri bir buçuk ayda 39’ar yıl yiyor.

12 Haziran’da Lüksemburg’da kabul edilen AB metninde Şemdinli’nin yer alması ve ceza istemi kimseyi yadırgatmıyor, 19 Haziran’da karar o doğrultuda çıkıyor, 20 Haziran’da Kretschmer  “Memnun olduk ama arkasındakiler de meydana çıkarılıp yargılanmalı” diyor.

Bu, yargıya müdahale, kapitülasyon, sömürge, esaret filan olmuyor.

Kara Kuvvetleri 2215’inci yılını kutluyor.

Her âdi olay ısrarla askerle ilgilendirilmeye çalışılıyor. Her “çetede” mutlaka muvazzaf veya emekli bir subay “bulunduruluyor”.

İlk dalganın ardından teker teker, “Danıştay”da da, “Sauna”da da nedense serbest bırakılıyorlar..

Milattan sonra 2006’da Türk Kara Kuvvetlerinin 2215’inci yılı kutlanıyor.

Ama aynı asker Kuzey Irak’tan, Kerkük’ten çekilmiş.. Kıbrıs’ta telörgüden çıkamıyor. “Casus Belli” kalksın diyen Meclis Başkanı’nın “Adalar Denizi”nde her gün, her an havada ve denizde “it dalaşı” yaşanıyor.

AB İlerleme Raporlarına göre Dicle-Fırat arasının aralarında İsrail’in de bulunduğu bir uluslar arası komisyon marifetiyle idaresi “AB’nin öncelikli meselesi” oluyor.

“Şu yakın suların

Kolu neden bükülmez?

Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin

Benden doğar, bana dökülmez?”

Askerin verdiği 5000 şehitle kimse ilgilenmiyor ama aynı İsrail Hamas’ın elindeki askerini kurtarmak için Türkiye’ye arabuluculuk teklif ediyor.

İstanbul ve Boğazlar yine illâki ayrı ve uluslar arası bir komisyona “tevdi” edilmek üzere..

Heybeli’de her çeşit dinin temsilcisi toplantılar yapıyor. İrticai şeriat mahkemeleri kurulup atama ve cezalandırma yapılıyor.

Yabancı heyetler artık “resmi ziyaretler” için istanbul’u tercih ediyor.

Yabancı misyon Ankara’dan çok Türkiye’nin her tarafında ama özellikle güneydoğusunda cirit atıyor.

Türk bayrağı yanında AB bayrağının da çekilebilmesi için genelge hazırlanıyor.

“Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selamlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım.”

Türkiye’nin çevresindeki bütün komşuları ile taktik ve stratejik problemleri var..

Tarihi, hukuki, siyasi anlaşmazlıkları var.

En az üç komşusu “toprak” istiyor.

Ama Kara Kuvvetleri asker azaltıyor, indirime gidiyor, birlikleri “küçültüyor”..

“Konsept” değişmiş..

Kimin “konsepti”? Kim yazmış, kim değiştirmiş?.

Ülke artık işgal olmazmış..

Amerika ile mukavele mi yaptınız?

Çuval neydi çuval?

Muavenet’i kim vurdu?

Yoksa Adalar Denizi’ndeki Muavenet ile Süleymaniye’deki özel tim kim vurduya mı gitti?

“Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,

Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.

Bunun için ölüme bir atılış gerektir.

Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir..”

Türkiye’nin, çevresindeki bütün ülkelerle problemleri, onların toprak istekleri vardır ama Genelkurmay Başkanımız Avustralya ile, ismi hatırlanmayan, önemsiz bir Körfez ülkesi ile “dostluk ve işbirliği” anlaşması imzalamaktadır.

“Hedef Ülke”; kitaba göre milli hedefini gerçekleştirmek için dostluk veya savaş yapacağın ülkedir.

Türkiye; Karar Kuvvetlerinin 2215’inci yılını kutlayacağı gün Kongo’ya asker gönderme kararı almış..

Türkiye’nin; 2215’inci yılında…..

Kore, Bosna, Kosova, El Halil, Sierra Leone, Afganistan ve Doğu Timor da askeri varmış..

Şimdi de Kongo…

Ama Kuzey Irak’a girip Türkmenleri kurtaramıyor Türkiye..

Karabağ’ı kurtarıp Azerbaycan’a yardım edeceğine Ermenistan sınırını açıyor.. Hava sahasını zaten açmış..

Olsun…

“Bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;

Yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.

Yine şanlar alınıp, nice canlar verilir,

Yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar”.

Kahraman Türk Kara Kuvvetlerinin 2215’inci yılını kutluyorum..

“Bir gün elbet kılıç kuşanır tarihteki paşalar”…

Elbet kılıç kuşanırlar…

Elbet…  

Not: Yazının içine serpiştirdiğimiz mısralar bilindiği gibi, Arif Nihat Asya ve Nihal Atsız’ındır.

 28 Haziran 2006

 

“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA

57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA

57’İNCİ ALAY HERYERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”