Siyaset1 Temmuz 2006 00:00

Teröristbaşı hamilerini "iyi" biliyor - Sadi SOMUNCUOĞLU

ABD-AB-PKK muhabbetini yöneticilerimiz hariç herkes anladı!..Şimdilerde güya PKK ve teröre karşı çıkıyorlar ya, bizimkiler yine umutlandı. Oysa ne Türkiye'nin güvenliği, ne şehit cenazeleri umurlarında. Terörün görevinin bittiğine, bölücülüğün siyasallaşma sürecinin başladığına inanıyorlar. Anlaşmazlık ve kızgınlığın sebebi sadece bu.  Zaten Lagendijk açıkça, "İnsanlar siyasi çözüm istiyorlar. Bunun için de siyasi liderlere ihtiyaç var. Ancak Kürtler yeni bir dönem başladığını idrak edemiyorlar. Bu yeni dönemde PKK'ya ihtiyacınız yok" dememiş miydi? Türkçesi şu: Bölücülük önce terör, ardından AB eliyle siyasallaştırıldı. Artık PKK beklemede kalmalı. Herhalde "Yeni dönem" bu oluyor. new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsescitalopram i alkohol escitalopram tbl escitalopram i alkoholsitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectscialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon

ABD, Kandil'i kollarken, her fırsatta teröristbaşının teslimini başımıza kakıp, "PKK'yla mücadele ettiğine" inanmamızı bekliyor. AB de, ancak ismi Kongre-Gel olduktan sonra PKK'yı terör örgütleri listesine almış, bizi pek sevindirmişti. Oysa o zaman da, bugün de, ahlaksızlık peşindeler. Anlamak, görmek istemeyenler acaba bir de teröristbaşını dinlemek isterler mi? Bakın hamilerini nasıl anlatıyor:

"AB ve ABD, Kongra Gel'i terör örgütleri listesine aldı. Neden kimse şunu düşünmüyor, PKK savaşın yoğun olduğu dönemde bu devletlerden en üst düzeyde destek alıyordu. Ancak daha sonra strateji değiştirip, Türkiye çatısı altında bir çözüm için mücadeleye başladığında, terör örgütleri listesine alındı."
AB ve ABD'nin PKK'ya niye kızdığı anlaşıldı mı? Hepsi "Kürdistan" peşinde ama aralarında zamanlama farkı var. Emperyalistler, hemen "şimdi", PKK, önce "Türk-Kürt Federasyonu", sonra 4 bölgeye dayalı "Bağımsız büyük Kürdistan" diyor.        

                                                  
DTP kongresinde ne oldu?
DTP Kongresi'nde, eş başkan Aysel Tuğluk'un, "PKK ile aramıza mesafe koyamayız" demesi, sanki bu durum bilinmiyormuş gibi "Kürt sorunu" mucitlerini kızdırdı. Onlar da aynen AB-ABD gibi, bu meydan okumanın "siyasallaşma" projelerini geciktirmesinden korkuyorlar, o kadar.  
Peki kongrede ne oldu? Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, teröristbaşının aylardır gönderdiği mesajları ve talep listesini okudular. Hatta Tuğluk açıkça, "Öcalan'ın fikirlerinden yararlanmak Türkiye'nin yararınadır" dedi.
                                
AB-ABD-PKK arasındaki bu Türkiye'yi paylaşım savaşı bir yana teröristbaşı, Leyla Zana'nın ağzından Brüksel'den sonra, Türk ve Tuğluk'un ağzından, Ankara'nın "jest" amaçlı tahsisi sayesinde, Ankara'nın ortasında konuşmuş, "isyan bayrağını" dalgalandırmış olmadı mı?  

              
Kretschmer tezgâh mı açtı?
AB Büyükelçisi Kretschmer, DTP'nin PKK ile arasına mesafe koyamaması hakkında, "Yorum yapamam. Ancak not edebilirim" dedi. Oysa her mahremimize haddini ve görevini de aşarak, dil uzatıyor. Son olarak devam eden Şemdinli davasıyla ilgili çatır çatır konuştu. Astsubaylara verilen cezaya memnun oldu. Devamının gelmesini ve hükümetin Genelkurmay Başkanı atamasına müdahale etmesini bile istedi.
Sonra Van'a gitti. Başsavcı Kemal Kaçar'la "randevulu" görüşeceği duyuruldu. Böyle bir randevu için herhalde Ankara'dan izin alınmıştır. Görüştü mü, görüşmedi mi meçhul. Ama devam eden bir davayla ilgili olarak, hem de görüşü belli bir büyükelçinin Van Adliyesi'nde ne işi var diye soran yok. Mesela Adalet Bakanımız, bu kritik dönemde Başsavcıyı telefonla bile arasa kıyamet kopmaz mı? Acaba Ağustos Şûrası öncesi ne tezgahlanıyor, ne mesajlar iletiliyor?          

Kretschmer, TBMM'nin ortasında "PKK terör örgütü değildir" diyen, hakkında onlarca dava bulunan Hakkari Belediye Başkanı Metin Tekçe'yle de, "Kürt sorunu" hakkında "bireysel" bir görüşme yaptı. Adam adama markaj mı, PKK'yı yine de el altında tutma, küstürmeme mi?
Şu kısacık kareler bile, ABD ve AB'nin, "dostu" Türkiye'ye alenen kıyarken, ne olursa olsun PKK'ya "kıyamayacağını" göstermiyor mu?