ABD'NİN KARADENİZ HESAPLARI – Barış Doster*
<P class=ncedenformatlanmmetin style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 10pt"><SPAN style="FONT-FAMILY: Verdana">ABD, bir süredir Karadeniz'e açılmanın yollarını aramaktadır. Bu denize donanma çıkarmak yönündeki niyetini gizlememekte, bunun için Türkiye'nin 1936 Montrö Bogazlar Sözleşmesi'nde değişiklik yapmasını önermektedir. Türkiye, özellikle de ülkemizin milli politika yapan güçleri, ABD'nin bu taleplerine olumsuz yanıt verseler de, ABD ısrarını sürdürmektedir. Ve görünen odur ki, ABD'nin Büyük Ortadogu Projesi sarpa sardıkça, Gürcistan, Ukrayna ve Kırgızistan'da gerçekleştirilen Soros destekli kadife devrimler (turuncu devrimler) tökezlemeye başladıkça, enerjiyi dış politikasında önemli bir koz, kaldıraç olarak kullanan Rusya, eski günlerine dönmeye başladıkça, ABD'nin Karadeniz'e yönelik ihtiyacı ve talepleri yogunlaşacaktır.<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></SPAN></P> <P class=ncedenformatlanmmetin style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 10pt; TEXT-ALIGN: center" align=center><SPAN style="FONT-FAMILY: Verdana"><o:p> </o:p></SPAN></P> <P class=ncedenformatlanmmetin style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; LINE-HEIGHT: 10pt"><SPAN style="FONT-FAMILY: Verdana">Türkiye, Karadeniz konusundaki duyarlılığında haksız da degildir, yalnız da. Rus diplomatların Montrö için, "Kutsal inektir. Dokunulamaz" şeklindeki şaka yollu yaklaşımları bir yana, bölgenin tüm sağduyulu ve milli güçleri, Washington'un Karadeniz'e açılmasının, telafisi imkansız sorunlar doğuracağını bilmektedirler.<o:p></o:p></SPAN></P><div style="display:none">cialis manufacturer coupon <a href="http://www.prostudiousa.com/blog/page/lilly-cialis-coupon.aspx">drug coupon</a> drug coupon card</div><div style="display:none">cialis sample coupon <a href="http://bilgecammakina.com/pages.asp?Id=2">prescription card discount</a> cialis manufacturer coupon</div>
Amerika, BOP'un başarısı, Avrasya'nın denetimi ve rakiplerinin çevrelenmesi için, Karadeniz'de bayrak göstermeye muhtaçtır. ABD açısından durum şöyle özetlenebilir: ABD'li uzmanlar, Karadeniz'in önemi arttığına, enerji geçiş yolu olarak bu denizi çok önemsediklerine, Rusya'nın enerji alanındaki (hem boru hatları, hem dogalgaz) tekelini kırmak gerektigine dikkat çekmişlerdir. Azerbaycan'da ABD ile Rusya arasında rekabet vardır. NATO zaten Karadeniz'dedir, Romanya ve Bulgaristan NATO üyesidir ama Rusya'nın dogalgazda tekel olmasını ABD siyasal ve ekonomik açıdan tehlikeli bulmaktadlr. Azeri dogalgazının yeni bir boru hattıyla Türkiye üzerinden Yunanistan ve italya'ya ulaşmasını çok önemli bulan Washington, Mavi Aklm'la dünyaya verilen Erdogan-Putin- Berlusconi fotografından rahatsızdır. Karadeniz NATO Gölü olabilir mi? Turk-ABD ilişkilerinde İran, Irak, PKK, Karadeniz konuları one çıkmaktadır. Yeni Romanya Başbakanı Karadeniz'i NATO gölü yapmak istemekte, bu da Rusya'yı rahatsız etmektedir. Rusya'nın Karadeniz'de meşru çıkarları vardır. Ankara bu konuda Rusya'yı rahatsız etmek istemezken, ABD Türkiye ile Karadeniz, Kafkasya, Orta Asya'da işbirliği yapmak istemektedir.1
Bir Taşla Çok Kuş
Görüldüğü gibi ABD, Karadeniz'de Romanya'nın tam, Bulgaristan'ın yarım desteğine karşın, bütünüyle gerçekleşmesi olanaksız bir talepler listesine sahiptir. Turkiye'yi İran'a karşı zorlamak için, diğer kozlarının yanında kuzeyden, yani Karadeniz'den de baskı yapmak isteyen ABD, ciddi bir dirençle karşılaşmaktadır. Sadece güneyden baskı yapmanın, Kuzey Irak üzerinden Kürt kartına ve terör örgütü PKK'ya oynamanın Türkiye'nin direncini umulan ölçüde kırmadığını, tersine Türkiye'deki Amerikan karşıtlığını körüklediğini ve Attila İlhan'ın deyimiyle "dip dalgasını" güçlendirdiğini gören ABD, eger Karadeniz'e çıkarsa, bir taşla birkaç kuş degil, çok kuş vuracağını bilmektedir. Zira bu hamlenin en onemli amaçlarından biri de, Rusya ile Turkiye arasına Karadeniz üzerinden de bir kama sokmaktır.
ABD'nin bu hesabı, bizlere Milli Mücadele döneminde İngilizler tarafından gündeme getirilen, Lenin ve Atatük tarafından boşa çıkarılan Kafkas Seddi'ni anımsatmaktadır. O dönemde de İngilizler, Bolşevik ve Kemalist hareketlerin arasına, üç Kafkas Cumhuriyeti olan Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan'ı bir kama olarak sokmak istemişler, bu amaçla emperyalizm yanlısı, sözde milliyetçi ve sağa Menşevik kadroları desteklemişlerdir. Türkiye ve Rusya ise üç ülkede de Bolşevik iktidarlara destek vermiş, Türk ordusu aşağıdan, Kızıl ordu yukarıdan gelerek, Menşevikleri ezip, Bolşeviklerin onunu açmıştır.2
ABD, birkaç yıl içinde nefesi tukenen ve inişe geçmeye ,başlayan "Kadife Devrimlerle", Kafkasya ve Orta Asya ülkelerinde daha uzun yıllar tutunamayacagını anladıgı için, adımlarını denizden de tahkim etmek amacındadır. Bu nedenle Rusya'nın Karadeniz'deki askeri varlığı ve yaptığı tatbikatlar, hem yanıt, hem karşı atak, hem gözdagı, hem de meydan okuma mahiyetindedir.
ABD'nin, 2005 yılı Kasım ayında yapılan Azerbaycan seçimlerinde, muhalefete Soros üzerinden destek vermesi de bölgedeki açılımıyla yakından ilişkilidir. Washington, seçimlerde umdugunu bulamamış, Bakü ile Moskova ilişkilerinin hızla gelişmesini engelleyememiştir ama bölgeyi kolay kolay bırakmayacağını ortaya koymuştur. Kırgızistan'ın, Rusya ve Çin baskısı altında, uzun kendi denetiminde kalmayacagını bilen Washington, gerek Kafkasya'da, gerekse de Türk Cumhuriyetleri arasında çok önemli bir konumu alan Azerbaycan'da, istediğini elde edememiştir. Azerbaycan, ABD'nin gücünü bilmekle beraber, bölgede Rusya, Türkiye ve İran'a ragmen istikrarı sağlayamayacağını görmekte, özellikle son dönemlerde Rusya ile ilişkilerini pekiştirmektedir. ABD, Özbekistan'daki ayaklanmayı desteklemiştir ve darbenin başarısız olması, bu ülkenin ABD karşıtı çizgiye oturmasını hızlandırmıştır.
Azerbaycan ve Özbekistan'ın gördüğünü Gürcistan'ın da görmesi gerekir. Bakan ve bürokratlarının maaşını bile ABD'den gelen paralarla ödeyebilen Gürcistan, mevcut durumda ABD için sadece üs anlamına geldiğini anlamalıdır. Bunun ötesinde ABD'den alabilecegi bir şey yoktur ama Batı'ya yaklaştıkça bölünmektedir. Guney Osetya'nın kopuşu bunun son ve somut örnegidir.
Türkiye'ye, sözde Ermeni soykırımı iddiaları, Ege, Kıbrıs, Kuzey Irak, patrikhane, ruhban okulu, Güneydoğu Anadolu bölgemiz üzerinden yapılan baskıları da, ABD'nin bu açılımı kapsamında ele almak gerekir. ABD bu şekilde, Türkiye'nin Washington'un desteğini daha çok arayacağını, bunu almak için de daha çok ödün vereceğini hesaplamaktadır.
Özetlemek gerekirse, Avrasya'nın önemli güçleri olan Rusya ve Türkiye'yi kıydan, Karadeniz'den, yani yakından, diger önemli güçler olan Çin ve İran'ı ise gerilerden, yani biraz uzaktan çevrelemek isteyen ABD, diğer ataklarına koşut olarak, Karadeniz'de de etkili olmaya çalışmaktadlr.
Bölge Ülkeleri Direniyor
Bölge ülkeleri ise ABD'nin ataklarına savunmayla değil, karşı ataklarla yanıt vermekte ve hem kendilerinin, hem de Türkiye'nin Karadeniz'de dahil bu cografyadaki milli politikalarına zemin hazırlamaktadırlar. Bu bağlamda, beş üyeyle kurulan, daha sonra üye sayısı altı olan ,Şanghay İşbirligi Teşkilatı, etkileri Karadeniz'den de hissedilen önemli bir adımdır. Teşkilatın, Pakistan, Moğolistan, İran ve Hindistan ile ilişkilerinin gelişmesi ABD yönetimini düşündürmektedir. ABD'nin, hem İran'ı dengelemek, hem de teknoloji ve beyin gücünden yararlanmak için Hindistan'ı one çıkarmaya çalışması da, bu sayede umduğu başarıyı yakalayamamakta,aksine Hindistan-İran ilişkileri gelişmektedir.
Şanghay İşbirligi'nin, 2006 Haziran ayında Asya ortak enerji birliğini oluşturmak için düzenleyeceği toplantı, Orta Asya ülkelerinin, Rusya ve İran'ın toplantıya verdikleri önem de dikkat çekicidir. Orta Asya ülkelerinin Rusya, Çin, Afganistan ve İran ile çevrili olmaları nedeniyle, Afganistan dışında, çevreden dilediği adımı atamayan ABD'nin, Karadeniz'den sarkma çabalarlnda başarısızlığa ugraması halinde, bölgede büyük güç ve zemin yitirecegi açıktır. Şanghay İşbirliği'nin yanında, eger bir de Türkiye'nin fikir babası ve öncusu Karadeniz Ekonomik İşbirligi Teşkilatı, bölge merkezli, eşitlikçi ve dayanışmacı politikalarla one çıkarsa, ABD'nin işi daha da zorlaşabilir.
Avrasya'da, Orta Asya'da ve BOP kapsamında ABD'nin hedefi alan ve bölge merkezli arayışlara yönelen ülkelerin, bölgesel dayanışma ve ittifak girişimlerinin yanında, Latin Amerika'daki Bolivarcı, ulusal sol iktidarlarla işbirliğine yönelmeleri, başta Fransa ve Almanya olmak üzere Avrupa merkezci AB ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmeleri de one çıkan politikalardır.
Irak'ta İşler Arapsaçı
ABD'nin, işgalin uzadığı, maliyetlerin yükseldiği, işlerin adeta arapsaçına dönüştüğü Irak'taki bunalımdan kurtulmak, rahat bir nefes alıp, moral bulmak için de Karadeniz'de başarılı olmaya ihtiyacı vardır. Irak'ın faturasını 200 milyar dolar olarak öngörmüşken, namuslu iktisatçılar tarafından, gerçek rakamın, 5 ile 10'da birini söylemekle suçlanan Bush'un, olası İran
hesaplarında da, Karadeniz'in çevre etkisine ihtiyaç duyacagl bilinmektedir.
Ancak Bush, müttefiki Avrupa'dan bile bekledigi destegi, tam olarak alabilmiş değildir. AB'nin Avrupa merkezci kanadı, yani Fransa ve Almanya'nın başını çektigi blok, her ne kadar oynak, kıvrak, karnından konuşarak, ipe un sererek, topu taca atarak, zikzak çizerek tavır alsa da, İran konusunda ABD'nin her dedigini yapacak, her adımında onu destekleyecek gibi gorunmemektedir. Çin ve Rusya ise aynı konuda daha net tavır almışlar, ABD ile uzlaşmalarının mümkün olmadığını yeri geldikçe ortaya koymuşlardır.
ABD, gerek BOP, gerek Karadeniz konusunda, "çantada keklik" olarak gordüğü AKP iktidarındaki Türkiye'de bile zorlanmaktadlr. Çok önemsedigi tezkerenin geçmemesi bunun en açık ve net kanıtıdır. Türkiye'nin Montrö'de direnmesi ve ödün vermeye yanaşmaması da buna eklenmelidir. TUrkiye, İran, Suriye, Azerbaycan, Rusya gibi konularda hükümet politikalarından ziyade, milli politikalar izlemesi de ABD kurmaylarını kara kara düşündürmektedir.
Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin'in ellerindeki altın stokunun, ilk kez G 7 ülkelerini (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya, Kanada, İtalya) geçmesi ve Asya'nın 13 ülkesinin, ortak para politikası üzerinde çalışması, ABD'nin ekonomik olarak da sıkışacagının işaretleridir. OECD raporlarına gore; 2020 yılına kadar Çin, Hindistan, Endonezya, Brezilya, Rusya Federasyonu, Kore ve Tayland'dan oluşacak yeni bir 7'ler grubu, G 7 ekonomilerini geçecektir. Yine OECD raporlarına göre; 2010 yılına kadar Çin, Hindistan, Endonezya ekonomileri büyüme hızlarını yüzde 5'in üzerinde gerçekleştirebilirler ise ABD, AB, Japonya nüfusları kadar bir nüfus potansiyeli yüksek gelir alma gücüyle ekonomik sahaya çıkacaktır ki 2020, hatta 2010 gelmeden OECD öngörüleri gerçekleşmiş durumdadır.3 Dış ticarette euro'ya yonelen ülkelerin sayısının artması nedeniyle başı zaten ağrıyan Bush'un, bu duruma nasıl tepki verecegi merak konusudur.
Sonuç
ABD, en iddialı ve gözü kara olduğu Avrasya'da ve BOP'ta inişe geçtiği için, hem buralarda tutunmak, hem yeni hamlelere hazırlanmak, yeni seçenekler üretmek, moda deyimle "B Planı" hazırlamak için Karadeniz'e aslımaktadır. Romanya, Bulgaristan ve Türkiye'deki üslerinin, yeni açılımlar, büyük adımlar için yeterli olmayacağını görmektedir. Bu üç ülke arasında özellikle Türkiye, ABD açısından zemin kaybetmekte olduğu bir ülkedir. Karadeniz'e donanma çıkarma, Karadeniz'i bir Amerikan gölü yapma istegi, Rusya'nın yanında özellikle Türkiye'de tepki çekmektedir.
135 Ulkede 700'ü aşkın üssü alan, ordusunun yaklaşık beşte biri başka ülkelerde bulunan, Ortadogu ve Orta Asya'da 10 yıl içinde beş büyük üs yapmayı tasarlayan ABD'nin Karadeniz'e girmesinin, büyük sorunlar yaratacagını bilen tüm bölge ülkelerinin, karşılıklılık ve içişlerine karışmama ekseninde, bolgesel işbirliği ve dayanışma odaklı bir anlayışla birlikte hareket etmeleri gereklidir. Türkiye'nin bu konuda ön alması, yıllar önce öncülük ettiği Karadeniz Ekonomik İşbirligi Örgütü'nü daha canlı ve işlevsel kullanması hem ülkemiz, hem de bölge için çok önemli bir adım olacaktır.
*Dr., Öğretim Görevlisi -Gazeteci.
1 Hasan Cemal, Washington Notları, Milliyet, 18.05. 2006.
2 Geniş bilgi için: Barış Doster, 'Atatürk, Türk Dünyası ve Mazlum Milletler', Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul,2004.
3 Arslan Bulut, 'ABD ile Birlikte Yak Olmak da Var', Yenicağ, 14.05.2006.
Kaynak: Jeopolitik Dergisi, Haziran 2006, Sayı-29 Sayfa 38-40