Siyaset25 Haziran 2006 00:00

Gerçek Çelişkinin Sahte Çözümü - Bülent Esinoğlu

Kamu oyu yoklamalarında hiç azımsanmayacak başarıları olan Batı, önemli konularda paraya kıyar ve anketler yaptırır. Türk Halkının Amerikan karşıtlığının yüzde seksen sekize ulaştığını hem Amerikan hem de Avrupa anketçileri tespit etti. Sonuçlarda gazetelerde yer aldı. Gerçi anketlere de gerek yok. Yakın çevremize baktığımızda bunu kolayca anlarız. Muhakkak dikkat etmişsinizdir. Türk Halkının AB üyeliği konusunda kamu oyu anketleri artık hiç yayınlanmıyor. Şuna kesin olarak inanıyorum ki önlerinde bu anket sonuçları var. Amerikan karşıtlığının bu kadar yüksek olduğu bir yerde AB karşıtlığının da çok yüksek olacağı bana çok mantılı gelmektedir. Hiç kimse anket yaptırmamış olsa bile TÜSİAD yaptırmıştır. Soroz ile yedikleri, içtikleri ayrı gitmediğine göre. TÜSİAD anket parasını vermese dahi, Soroz mutlaka verir. Renkli devrimleri kafasına koymuş, sahte Amerikan yönetimi karşıtlığı oynayan Soroz, Türkiye’de sekiz milyon dolar harcadığını söylüyor. Aslında bu beyan edilen miktar. İnandıysam Arap olayım.kamagra link kamagra gel

Gerçek şu ki Türk Halkının AB karşıtlığı kesin. Bu gerçeği TÜSİAD, ABD ve AB bal gibi bilmektedir. Türk halkını Avrupa manyağı gibi göstermeye artık fazlaca cesaret edemiyorlar.

Avrupa halklarının (çalışanlarının da) Avrupa Birliğine karşı olduğu gün geçtikce açığa çıkmaktadır. Çünkü Avrupa Birliği çalışanına daha az milli gelir ayırtır oldu. Anayasa oylamalarında bu sonuç ayan beyan açığa çıktı. Avrupa halkının Türk düşmanlığı da buna eklenince bu karşıtlık daha da büyümektedir.

Avrupa sermayesi,Türk sermayesinin kendi kararlarına ortak olsun istemiyor. Yani TÜSİAD’ı kendi bünyelerine alıp Avrupa’yı birlikte yönetmek onlar için hiç kabul edilecek bir husus değil. Bu aynen şuna benzer. Esnaf odalarına sicil kaydını yaptırabilen bir esnafın gidip TÜSİAD’a kayıt olması gibi bir şey olur.  Tüsiad herhangi bir esnafı kendi karar organları içine katmaz. Ancak TÜSİAD ulusal pazarları yabancılara peşkeş çektiği için TÜSİAD ile dıştaki büyük sermayenin ilişkileri iyidir. Hepsi bu kadar. Peki bu durumu TÜSİAD bilmez mi, elbette bilir. Peki AB ısrarı nedendir? Cevap çok basit. Ulusal pazarları çok uluslu şirketlere açık tutmak. Maksat AB’ye tam üye olmak değil sürece bağlı kalmaktır. Bu sebepten TÜSİAD’ tan başka AB ‘yi savunan kalmamıştır. Bunun için Tüsiad Kıbrıs’ta “yes be annem” i savunmuştur.

Şimdi gerçek durumu özetleyelim.

AB üyeliğine, egemenliğini devretmek istemeyen Türk Halkı karşıdır.

Avrupa sermayesi Türkiye’nin AB üyeliğine karşıdır.

Avrupa halkları Türklerin AB üyeliğine karşıdır.

Bir TÜSİAD, birde ABD Türkiye’nin AB üyeliği konusunda ısrarlı. Ha Hükümet ne yapıyor diye aklınıza bir şey gelirse onu hesaba katmıyorum. Çünkü onlar Amerika ne emrederse onu yaparlar. Türkiye’yi yönetiyormuş gibi hava attıklarına bakmayın.

Şimdi gelelim şu “yeni stratejik iletişim” meselesine.

TÜSİAD Soroz ile yaptığı istişarelerden sonra Hükümete “yeni stratejik iletişim” önerdi. Türkiye ve Avrupa arasında ki iletişimi kast ediyorlar. Deniyor ki Avrupa halkları Türkiye’nin üyeliğine karşı. Bunu bertaraf etmek için çalışalım.

Altı yüz yıllık Avrupa-Osmanlı tarihi, Avrupalının Türk düşmanlığı üzerine kuruludur. Genlerine Türk düşmanlığı işlemiş olanları Türk dostu haline getireceğiz. Laf salatası. Aslında demek istedikleri Türk Halkını Avrupa’ya teslime zorlayalım diyorlar. Stratejik iletişim dedikleri bu.

Birde şimdilerde Halk Partisi gibi AKP’de şerefli girişten bahsediyor. Bağımsızlığı Avrupa’ya terk etmenin şereflisi nasıl olur bir bilen varsa söylesin. AB ye gireceğiz ve İngiltere, Almanya ve Fransa’yı yöneteceğiz. Veya yönetimlerine ortak olacağız. Yani Alman işçisinin ne kadar maaş alacağına, Alman vergi sisteminin nasıl olması gerektiğine karar vereceğiz veya kararlarına ortak olacağız. Biz AB üye olmadan Yunanistan Türkiye’yi yönetmeye başladı bile.

Önce AB’ye giriş vardı. Sonra şerefli girişe dönüştü. Şimdi de şerefli giriştir gidiyor. Türk Halkını daha ne kadar süre  şerefli giriş ile kandırırlar bilmiyorum. Ama gittikçe Türk Halkının uyandığı kesindir. Uyutmak için uygulayacakları ”yeni iletişim stratejileri de bir işe yaramayacak.

Ne Amerika, ne de TÜSİAD kazanacak. Onların savaştığı Kemalistler kazanacak.