Tayyip Erdoğan’ın AB’ye karşı dikleşmesi ne kadar inandırıcı? - İsrafil K. Kumbasar
Kıbrıs’ta ‘ver kurtul’ politikasını benimseyen Erdoğan, daha iktidar koltuğuna oturmadan ‘Annan Planı’na karşı çıkan Rauf Denktaş aleyhine eşi benzeri görülmemiş bir kampanya başlattı!..Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Denktaş’ın koltuğuna kendi adamı Mehmet Ali Talat’ı oturttu!..KKTC’yi Rum Kesimi’nin arka bahçesi haline getirmeyi amaçlayan Annan Planı için yapılan referandumda Türk tarafına “Evet!..” dedirtebilmek amacıyla elinden geleni ardına koymadı!..Sırf Kızılay meydanında havai fişekler eşliğinde “AB’den müzakere tarihi aldık” diyebilmek için 12 Aralık 2004 tarihinde önüne konan bütün belgelere gözü kapalı olarak imza attı!..levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciesitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectsrenovation vejle link renovaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena
- “Biz herkese, AB’nin şu anki 25 üyesine de şunu çok açık net söyledik: ‘Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne karşı uygulanan izolasyonlar kalkmadığı sürece bizden ne ek protokol konusunda, ne havaalanları, limanlar konusunda birşey beklemeyin. Biz garantör ülke olarak Kıbrıs’ta yapmamız gerekenleri yaptık. Bizden ne istediniz? Annan Planı’na destek istediniz, bu desteği verdik. Kuzey Kıbrıs, Annan Planı’na ‘evet’ dedi. Peki Güney Kıbrıs ne dedi? ‘Hayır’ dedi. Siz hayır diyeni ödüllendirdiniz. Ama evet diyeni cezalandırdınız, cezalandırmaya devam ediyorsunuz. ‘Biz bu adalet anlayışınıza karşıyız’dedik. Ne havalimanlarında ne limanlarda izolasyonlar kalkmadıkça asla geri adım atmayız. Bunu herkes böyle bilsin. Ek protokol konusu, aynı şey. ‘Müzakereler durur’ diyorlar. Hayret birşey. Durursa durur. Bize karşı olumlu yaklaşana biz de olumlu yaklaşacağız.
Peki, Erdoğan, Kıbrıs’ın eninde sonunda bir ‘AB kriteri’ haline getirileceğini bilmiyor muydu?..
Herkesten daha çok iyi biliyordu?..
***
Kıbrıs’ta ‘ver kurtul’ politikasını benimseyen Erdoğan, daha iktidar koltuğuna oturmadan ‘Annan Planı’na karşı çıkan Rauf Denktaş aleyhine eşi benzeri görülmemiş bir kampanya başlattı!..
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Denktaş’ın koltuğuna kendi adamı Mehmet Ali Talat’ı oturttu!..
KKTC’yi Rum Kesimi’nin arka bahçesi haline getirmeyi amaçlayan Annan Planı için yapılan referandumda Türk tarafına “Evet!..” dedirtebilmek amacıyla elinden geleni ardına koymadı!..
Sırf Kızılay meydanında havai fişekler eşliğinde “AB’den müzakere tarihi aldık” diyebilmek için 12 Aralık 2004 tarihinde önüne konan bütün belgelere gözü kapalı olarak imza attı!..
Türkiye’nin Londra ve Zürih anlaşmalarına dayanan ‘veto hakkını’ kullanmayıp, Rum Kesimi’nin tek başına Avrupa Birliği’ne girişine onay verdi!..
25 Temmuz 2005 tarihinde imzalanan ‘ek protokol’ ile Rumların Kıbrıs’ın ‘meşru temsilcisi’ olduğunu benimsedi, limanların ve havalimanlarının Rum yönetimine açılmasını taahhüt etti!..
3 Ekim 2005 görüşmelerinde, taahhütlerinin arkasında ‘dimdik durduğunu’ tekrarladı!..
12 Haziran 2006’da dayatılan ‘Ortak Tutum Belgesi’ni kabul etmek zorunda kaldı!..
***
Avrupa Birliği, şimdi Türkiye’den ‘kayda geçirilen’ yükümlülükleri yerine getirmesini bekliyor!..
Erdoğan’ın çıkışlarını, ‘seçime yönelik’ popülist söylemler olarak değerlendirmek gerekir!..
Nitekim Erdoğan, AKP İstanbul İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada AB üzerine mesajların nasıl okunması gerektiğini şöyle izah etti:
- “Bundan sonraki süreçte de bizden olumlu bir adım olduğu zaman o adımları atarız. Ama olumlu adım olmadıkça, muhataplarımız bizden olumlu adım beklemesin. Biz duracağız, ama dikleşmeyeceğiz, ölçümüz, anlayışımız bu.”
Başmüzakereci Ali Babacan’ın şu sözleri ise, gündem arasında kaynadı gitti:
- “Bu yılın sonuna kadar limanların ve havaalanların Rum kesimine açılması için bir ara formül bulmaya çalışağız.”
Tayyip Erdoğan’a bağlı hareket eden propoganda ekipleri, AKP’nin ‘kemik tabanını’ el altından şöyle yönlendirmeye devam ediyorlar!..
- “Kıbrıs, uluslararası ilişkilerde hep karşımıza çıkıyor. Küçücük bir toprak parçası yüzünden, elimiz kolumuz bağlanıyor. Bir an önce bu beladan kurtulmamız şart. ”
***
‘Ek protokolü’ 1 Mart tezkeresi gibi Meclis’ten geçiremeyeceğini anlayan Tayyip Erdoğan, elini güçlendirebilecek bir çıkış yolu arıyor!..
Avrupa Birliği’nin KKTC’ye uyguladığı izolasyondan vazgeçmesi iyi bir bahane olacak!..
İzolasyon kaldırılır kaldırılmaz, ek protokolü derhal Meclis’ten geçirerek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Rumlara teslim edecek!..
‘Kazan-kazan’ bunu gerektiriyor çünkü!.