Ekonomi19 Haziran 2006 00:00

IMF'nin hayatını mahvettiği insanlar - Vural Savaş

ABD'nin kirli ve karanlık yüzünü ortaya çıkaran yazılardan örnekler vermeye devam ediyoruz:<BR>1997 yılından sonra bir dönem IMF Başkan Yardımcılığını da yapan, Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz, bakın neler diyor:<BR>"-Dünya Bankası'nda, IMF'de ve Dünya Ticaret Örgütü'nde kararlar, çoğu zaman ideolojik ve politik nedenlerle alınır.<BR>-IMF'nin başkanı Avrupalı, Dünya Bankası'nın başkanı ABD'li olur. Kapalı kapılar ardında seçilirler. Başkanların kredi verdikleri gelişmekte olan ülkelerle ilgili herhangi bir tecrübe sahibi olması bir önkoşul olarak görülmez.<BR>-IMF ve Dünya Bankası, G-7 ülkelerinin hazine ve maliye bakanları tarafından yönetilir. Alternatif stretajiler tartışmaya açılmaz.<BR>-G-7 ülkelerinin maliye bakanları ve merkez bankası yöneticileri IMF'de, ticaret bakanları ise Dünya Ticaret Örgütü'nde kararları alırlar. Bu bakanların hepsi, kendi ülkeleri içindeki belirli seçmenlere sıkı sıkıya bağlıdır.<BR>-Ticaret bakanları, iş dünyasının yani hem piyasaların kendi ürünlerine açılmasını isteyen ihracatçıların, hem de yeni ithal ürünlerle rekabet edecek ürünlerin üreticilerinin kaygılarını yansıtır.<div style="display:none">acheter viagra en ligne canada <a href="http://acheterviagraenfrance.com/en/ligne-canada">acheter viagra en ligne canada</a> acheter viagra en ligne canada</div><div style="display:none">new prescription coupons <a href="http://sporturfintl.com/page/cialis-manufacturer-coupon.aspx">free prescription cards discount</a> online cialis coupons</div><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">blog.phmglobal.com</a> symbicort cena</div><div style="display:none">abilify <a href="http://idippedut.dk/page/Abilify-Gyogyszer" rel="nofollow">idippedut.dk</a> abilify</div><div style="display:none">cialis walgreen coupon <a href="http://driverblog.suddath.com">site</a> cialis coupon</div><div style="display:none">oxcarbazepine dosage <a href="http://www.bilie.org/blogengine/page/oxcarbazepine-49L.aspx">bilie.org</a> oxcarbazepin</div>

-Bu seçimler, tabii ki mümkün olduğunca çok ticaret engelini ve meclisten kopardıkları her tür sübvansiyonu korumak isterler.
-Maliye bakanları ve merkez bankası yöneticileri, finans dünyasına sıkı sıkıya bağlıdır. Örneğin dönemin Hazine Bakanı Robert Rubin en büyük yatırım bankası olan Goldman Sachs'tan geldi ve en büyük ticari banka olan Citibank'ı yöneten Citigroup firmasına döndü.
-Yine bu dönemde IMF'deki ikinci adam olan Stan Fischer ise IMF'den doğruca Citigroup'a geçti. Bu insanlar dünyayı, finans dünyasının penceresinden görürler.
-IMF programları genellikle Washington'dan dikte edilir ve başkentlerdeki 5 yıldızlı otellerde keyif çattıkları kısa süre içinde şekillenir.
-Oysa, bir insan, kırlarına gitmeden bir ülkeyi tanıyamaz, sevemez. Modern ekonomi yönetimi, hayatını mahvettiği insanları tanısa, lüks otelinde oturup katı bir şekilde dayattığı politikalar üzerinde bir kez daha düşünür (Sinan Aygün, Avrupa Tuzağında Mankurtlaşan Türkiye, s.229)
PKK'NIN TEMELİNİ MİSYONERLER ATTI
Misyonerler açısından 19. yüzyıl Türkiye'si bir 'İncil Ülkesi'ydi (Bible Land). Hıristiyanlar için önemli pek çok merkez Anadolu'daydı. Misyonerlerin kendi ifadeleriyle 'Bu mukaddes ve vaad edilmiş topraklar, silahsız bir haçlı seferiyle geri alınacaktı. Bir Amerikan misyonerinin 1880 yılındaki raporunda ifade ettiği gibi, ' Misyonerlik faaliyetleri açısından Türkiye, Asya'nın anahtar'ıydı. Peki, ya şimdi? Şimdi anahtar da kilit de Türkiye... Misyonerler adeta cirit atıyor.
PKK'nın temelini misyonerler atmıştı. Esasen son yıllarda Türkiye'deki misyonerlik çalışmalarının bu derece artması bir tesadüf değil. Aksine sistemli ve programlı bir hareket söz konusu. ABD liderliğindeki yeni dünya düzeninde, İslam dünyası iki kategoriye ayrılmış durumda. Bunlar, 'Müslümanların silineceği bölgeler' ve 'Müslümanların sindirileceği; Ortadoğu ve Orta Asya ise Müslümanların sindirileceği bölgelere dahil. Yani bu iş sadece misyonerlik faaliyeti ile sınırlı değil. Başka bir deyişle misyonerler Hıristiyan Batı emperyalizminin, sömürgeciliğin ve sömürünün öncülüğünü yapıyorlar. Tarihi bilgileri iyi olanlar rahatlıkla hatırlayacaklardır. Güneydoğu Anadolu'daki ilk gizli ve teşkilatlı etnik ve mezhep ayrımcılığını esas alan istihbarat faaliyetlerini; 1962 yılında 'Barış Gönüllüleri' adıyla bölgeye gönderilen, çoğunluğu Katolik ve Anglikan kiliselerine kayıtlı Amerikalı misyonerler ile CIA'ya bağlı uzman ajanlar başlatmışlardı.
BARIŞ GÖNÜLLÜLERİNİN GERÇEK AMACI
Barış Gönüllüleri ile ilgili İskandinavya Türki Dil konuşulan ve komşu Ülkeler Araştırma Ensitüsü'nden Sefa M. Yürükel'in anlattıkları oldukça ilginç:
ABD'den başka ülkelere gönderilen araştırmacıların ve barış gönüllüsü görevlilerin büyük bir kısmı antropolog, dilbilimci ve tarihçidir. Bunların bu mesleklerden seçimi ve belirlenen ülkelere gönderilmesi tesadüf değildir. Gönderilen ülkelerin iç yapılarını çözmek amacıyla bu gönüllüler gönderilmiş ve bu doğrultuda çalışmalar yapılmıştır. Bu insanların yaptıkları çalışmaların başında, bulundukları ülkelerdeki sosyal çelişkileri rapor adı altında ortaya koymak gelir. Bu çelişkiler bölgeler arasındaki çelişkiler de olabilir, aşiretler arasındaki çelişkilerde olabilir, aynı aşiret yapısı içindeki çelişkilerde olabilir. Bunlara dönük olarak bir takım sosyal analizler yapılmaktadır. Yapılan analizlerin başında da sosyal verilere dayalı analizler gelmektedir. Örneğin eşit olmayan gelir dağılımı, sosyal alanda ortaya çıkabilecek olan diğer dengesizlikler ve bunlara benzer alanlarda analiz yapılmaktadır. Gerek Türkiye olsun gerek başka ülkeler olsun, Barış gönüllüleri aracılığıyla barış gönüllülerinin çalıştıkları ülkelerin adeta fotoğrafı çekilmiştir.
Elde edilen bu veriler doğrultusunda ABD bu ülkelere yönelik politikalarını belirliyor, bunlar için yapması gereken alt yapı çalışmalarına yön veriyor. Bugün uygulananların temelinde bu çalışmalar olduğunu ve barış gönüllülerin hazırladıkları raporlar olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır.
Bölgede olacakların hesapları yıllar önce hazırlanmış ve B, C, D planları yapılmıştır. Bugünkü tablo bunu açıkça ortaya koymaktadır. Barış gönüllüleri bulundukları ülkeleri karış karış gezerek ülkelerin krokisini çıkarmışlardır. Örneğin Türkiye'de Trabzon'a gitmişler, orada çalıştıktan sonra Pontus konusunu gündeme getirmeye çalışmışlardır. Bu anlamda Türkiye üzerine yapılmak istenen operasyonların da planlı olduğunu söylemeliyiz. Barış gönüllüleri de bu operasyonların izcileri olarak ele alınmalıdır. Üzücü olan şudur ki bunlar Türk toplumunun hoşgörülü olması nedeniyle toplumun bazı kesimlerini de etkilemeyi başarmışlardır. Bunlar gitmiştir yerini başkaları almıştır. Gerçek amaç saklı tutulmaktadır.. Batı sadece bir takım şeylerin doğduğu yer değil, aynı zamanda battığı yerdir. Bunu unutmamak gerekir ( Fatih Erboz-Macit Soydan, Barış Gönüllüleri, s.94-99x-116)."