Bilderbergciler: Globalleşmenin baş papazları - Emin Gürses
The Observer gazetesinden iktisatçı Bill Hutton, Bilderberg'in liderlerini "globalleşmenin baş papazları" diye adlandırıyordu. Bilderberg toplantılarında genellikle başbakanlar, maliye bakanları, başkanlar, büyükelçiler, dışişleri bakanları, büyük borsa yatırımcıları, uluslararası bankaların temsilcileri, büyük medya kuruluşlarının başkan ya da temsilcileri ve büyük sanayiciler yer alır.Globalleşme Bilderberg'in yeni dinidir. Henry Kissinger'in Globalleşmeyi Amerikan hegemonyasının diğer bir adı olarak ifade etmesi dikkate alınırsa, Bilderberg'in neden kendine bağlı akademisyen ve gazeteciler aracılığıyla globalleşmenin kaçınılmaz ve doğru bir yol olduğunu vaaz ettirmesinin nedeni daha iyi anlaşılmaktadır.Dünyayı çıkarları doğrultusunda şekillendirmeye çalışan batılı egemen güçler medyanın büyük patronlarını da saflarında tutmaktadırlar. Onların aracılığıyla haber akışını kontrol etmeye çalışıyorlar.
Prens Bernhard'ın resmi davetiyle Mayıs 1954'te yapılan toplantıya tümü erkek olmak üzere 75 kişi katılmış. Toplantıya George Kennan'ın daha sonra yerini alacak olan Politika Planlama ekibinden Paul Nitze, Avrupa'daki anti-komünist sendikalara CIA'nın maddi desteğini aktaran Avrupa'daki Amerikan Federasyonu işçi temsilcisi Irving Brown, David Rockefeller de katıldı. Retinger Avrupa Hareketi'nde olduğu gibi burada da genel sekreterliği üstlendi. Basın yoktu. Özel güvenlik çemberindeydi toplantı yeri. Katılanlar bilgi sızdırmayacakları konusunda söz vermişlerdi. Başbakanlar, dışişleri bakanları, büyük bankaların ve sanayi kuruluşlarının liderleri, bazı akademisyenler ve medya temsilcileri, Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu gibi örgütlerin temsilcileri katılanlar arasındaydı.
Ford şirketi Mart 1955'te yapılacak olan toplantının finansmanını üstlenmeyi kabul etti. 'Uluslararası Barış için Carnegie Vakfı da buna katıldı. Böylece Bilderberg'in yaşaması için ABD desteği garantiye alınmış oldu.
Gizli bir örgüt değildir. Bir uluslararası büyük sermaye-siyaset ilişkiler ağı olan Bilderberg, seçkinci-belirli bir çevreye açık, erkek egemen bir örgüttür. Bilderberg toplantıları öncelikle bir Atlantik birliği girişimidir ve 2. Dünya Savaşı'ndan çıkartılan derslerle kapitalist enternasyonal dayanışmanın yeniden inşa edilmesi ve bunun sürdürülmesi, olası engellerin kaldırılması amacını taşımaktadır.
İngiltere'nin Bristol şehrinde yaşayan gazeteci ve sol siyasi faaliyetlerin içinde bulunan Tony Gosling Irak'a saldırı kararının 2002 Bilderberg toplantısında alındığını ifade etmiştir. ABD'nin eski Bonn büyükelçisi George McGhee Ortak Pazarı oluşturan Roma Andlaşması'nın temelinin Bilderberg toplantılarında atıldığını söylemiştir.
Eski ABD dışişleri bakanı Dean Acheson, Fiat'ın patronu Giovanni Angelli, Alman sanayici Otto Wolff von Amerongen, Lediden Üniversitesi'nden (Hollanda) uluslararası ilişkilerci Prof. Ernst H. Van der Beugel, Chase Manhattan Bank'ın başkanı David Rockefeller gibi isimlerin yanında idari komitede İngiltere'de dışişleri ve savunma bakanlığı da yapmış olan eski NATO Genel Sekreteri Lord Carrington, İngiltere'den K. Clarke gibi tanınan milletvekilleri, ABD'den Richard C. Holbrooke, Henry A. Kissinger, Paul Wolfowitz, eski Dünya Bankası başkanı James D. Wolfensohn, The Economist'in editörü Andrew Knight, Richard Perle gibi isimler dikkate alındığında uluslararası sistemin kontrolünü elinden kaçırmak istemeyenler kendi planlarını destekleyenleri Bilderberg'e davet edip yönlendiriyorlar.
Bugün 120 civarında Batı Avrupalı ve Kuzey Amerikalı seçkin her yıl Bilderberg Grubu adı altında toplanır. BP, Exxon, Ford, General Motors, IBM, Shell, Unilever gibi uluslararası faaliyet gösteren şirketler de bu toplantılarda üst düzeyde temsil edilirler.
Bilderberg grup toplantılarının ilkine Hollanda Kraliçesi Juliana'nın eşi Prens Bernhard başkanlık etmiştir. Bernhard Almandı ve Alman SS'leriyle ilişkisi olduğu iddia edilmişti. 1976'ya kadar başkanlık yaptı. Lockheed rüşvet skandalına adı karışınca istifa etti. O yıl toplantı yapılmadı.
Dr. Joseph Retinger, Bilderberg'in öncü ismidir. 2. Dünya savaşı sırasında Londra'da sürgündeki Polonya hükümetinde görev almış, İngiliz gizli servisinde özel operasyonlar biriminde çalışmış, Avrupa Hareketi'nin (1940'lar ve 50'ler) içindeki öncülerden birisidir. Bu hareket 'Federal Avrupa' oluşturma çabası için oluşturulmuş seçkin bir çalışma grubunun şemsiye örgütü görevi yapmıştı. Bunlar ayrıca 'Avrupa Hareketi'ne Destek için Amerikan Komitesi'nin desteğini de almayı amaçlamışlardı. Burada savaş döneminde ABD'nin önemli istihbarat şeflerinden William Donovan ve Allen Dulles da yer almaktaydı (Dulles kısa bir süre sonra CIA başkanı olmuştu). Bunlar 1951 tarihinden itibaren Avrupa federalistlerine CIA desteğini organize etmişlerdir. CIA, Avrupa'daki bazı sosyal demokrat parti, yayın organı ve gruplara da mali destek sağlamıştı.
Retinger, dikkatini Avrupa Birliği düşüncesinden Atlantik ittifakı düşüncesine çevirir. Avrupa'da yükselen Amerikan karşıtlığının ve ABD'nin içine kapanma eğiliminin batı dünyasında yıkıcı bir etki yaratacağını ve komünizmin yayılmasına yol açacağını düşünmekteydi.
Avrupa Hareketi gibi, Bilderberg de CIA tarafından mali açıdan desteklendi. İlk toplantının kaynağı Unilever'di. Diğerleri özel Amerikan kuruluşlarınca karşılandı. İngiliz istihbarat teşkilatı MI6'nın Bilderberg'de etkili olduğu ise hiç inkar edilmedi.
Bill Clinton Almanya'daki 1991'de yapılan toplantıya katıldı, Ağustos 1992'de başkan adayı oldu. 1993'de ise başkan seçildi. Tony Blair Nisan 1993'de Yunanistan'da yapılan toplantıya katıldı, Temmuz 1994'de İngiliz İşçi Partisi lideri oldu, Mayıs 1999'da ise başbakan seçildi. Romano Prodi 1980'lerde idari komitedeydi, 1999 Haziranında Portekiz'deki toplantıya katıldı, 1999 Eylülünde AB'de başkanlık koltuğuna oturdu. George Robertson İskoçya'da 1998'de yapılan toplantıya katıldı. Ağustos 1999'da NATO Genel Sekreteri oldu.
Dünyanın önde gelen sermayedarları, dış politikada karar verici kişi ve gruplar, Bilderberg toplantılarında gelecekte uluslararası sistemin nasıl bir biçim alması gerektiği konusunda açık planlar yaparlar. Bu toplantılar, ülkelerinde ve dünyada etkili olan kişileri belirli bir doğrultuda yönlendirmek için yapılır. Günümüzde gündemleri genelde bilinir fakat dışa kapalıdır. Dünyanın geleceğinin biçimlendirilmesi planları yapılırken ve bunun için uygun siyasi liderler öne çıkarılırken, siyasi iktidarın kamuoyunca baskı altına alınarak yönlendirilmesinde rol oynaması için medya mensuplarından da katılımlar sağlanır. Türkiye'den çağrılan bazı gazetecilerin Türk siyasetinin yönlendirilmesinde kullanılmak amacıyla çağrıldıkları ise açıktır. Papazların birincil görevi vaaz etmektir. Bu vaaz global kapitalizmin korunması vaazından başka bir şey değildir.