Küresel Şebekeler18 Haziran 2006 00:00

Bush, İlluminati'nin Elinde Zavallı Bir Kukla mı? - Mahfi Yanardağ

İşbu yazı, yazar Texe Marss’ın aynı adlı makalesinden geniş oranda esinlenme tekniği kullanılarak faydalanılıp, yeni bir metin halinde yazılmıştır. George W (Dabulyu) Bush, şüphesiz çok şanslı bir hayat sürüyor. Gerçekten de. Amerika’nın en kötü üniversitelerinden biri olan Podunk Üniversite’sine bile zor kayıt yaptıracakken babası onu Skull and Bones (Kuru Kafa ve Kemikler) Cemiyeti’ne rahatlıkla girebileceği Ivy League isimli okula şahsi “torpil”ini kullanarak kaydettirmişti. Hayatının her aşamasında çuvallayan, bisiklete binmeyi bile bazen beceremeyen Bay Amerikan Başkanı, Kuru Kafa ve Kemikler isimli bu gizli ve seçkinci cemiyete Yale’deki üstün performansıyla seçilmediyse, bu kadar zeki (!), karizmatik (!), süpper bir insan olmasından ötürü seçilmiştir, eminiz. Şaka bir yana Bush n.ş.a (normal şartlar altında) giremeyeceği böyle seçkin ve seçkinci bir cemiyete neden dahil edilir? Cevap dilimizin ucunda ve onca araştırma ve tecrübeden sonra rahatlıkla veriyoruz: İlluminaticilere bir kukla lazımdı. Baba Bush, “oğlum bari bir baltaya sap olsun” deyu düşünmüş olsa gerek. Baba George Bush ve dede Prescott Sheldon Bush da oğullarının çok sonra gireceği yolda ömür tüketmişlerdi. Onlar da Kuru Kafa ve Kemikler Cemiyeti azasıydılar. Bush olmak da, Kurukafacı olmak da nesilden nesile geçen bir “üstün ırksal” meziyettir, böyle bilinir. Biz sıradan ölümlüler için kavranılası bir gerçektir.cialis walgreen coupon site cialis coupon

Güççük Bush, 40’lı yaşları tüketirken aldığı üstün eğitime, mensup olduğu kudretli ve seçkin cemiyete / hanedana rağmen tabir caizse gemi iyice azıya almış durumdaydı. Hayatta kamunun da itirazsız kabul edeceği türden herhangi bir başarıya imza atmamış. Af buyurun bir baltaya sap olamamıştı. Meşhur olmasına kendi çapında meşhur olmuştu ama seks partilerinde, alkol ve kokain içe çeke “zum” olmuş, çırılçıplak masaların başında dans ederken Bush ailesinin (klan diyor orijinal metinde) adına leke sürerek meşhur olmuştu. Ayrıca, ört bas edilen birilerine tecavüz iddiaları burada bahse değmeyecek kadar basit hususlardandır. Bir kalemde geçiyoruz. Daha böyle sıkıcı bir sürü iddiayla muhatap olmak zorunda kalmıştı minik Bush henüz kırklı yıllarının saltanatını bitirmeden. Bu arada Vietnam Savaşı zamanı gelip, çatınca da pek sayın Bush, yıllar sonra başkan olunca göstereceği türden hiçbir kahramanlığı savaş meydanlarında göstermeye fırsat bulamadı. Çünkü askere gitmedi. Allem kalem ederek askerden kaçtığı iddia ediliyor. Mümkün mü ispatlamak?

Image
(Yazının orijinalindeki resimde George W. Bush, Kudüs’teki Ağlama Duvarı’nı ziyaret ederek Siyonizm ve İsrail’e sadakatini gösteriyor. Çok duygulu bir resim…)

Bir tembel, bir loser (kaybeden), hayatında bir gün bile ekmeği için çalışmak zorunda kalmamış bir parti hayvanı olan George Bush, 1996 senesinde bittesadüf Cumhuriyetçi Parti’nin Teksas teşkilatı tarafından eyalet valiliğine aday gösterildi. Bu şaşırtıcı tercih, Bush hanedanının en minik üyesi olan Dabulyu Bush’un hayatında mühim bir kırılma ve değişme noktası oldu. Teksas Cumhuriyetçi Parti teşkilatının, gücünü Dallas ve Houston’daki zengin Musevi kulüplerinden alan bir teşkilat olduğu söylenir.

Seçimlerden sonra Bush hiç şaşırmadı. Kaliteli ve yeterli bir insan olduğundan emindi. Seçim broşürlerinde Bush’un iş adamı olduğu yazıyordu. Doğruydu. Teksas Rangers isimli Beyzbol takımının yüzde 1’ine hükmediyordu. Bu bir aile dostunun hediyesi olan paydı. Evet, bu bir işti. Biri de bu işi yapmalıydı ve Bush, meşgul bir işadamı sıfatıyla girdiği Teksas Eyalet Valiliği seçimlerini kazanıyordu. İlginçtir Bush’un karşısına çıkarılan aday, daha baştan kaybetmeye mahkumdu. Çünkü tescilli bir lezbiyen ve kokain ticareti konusunda hüküm giymiş bir vatandaşdı. Teksas gibi muhafazakar bir yerde Bush’un karşısına bu adayı acaba kim çıkarmıştı? (Terceman’ın notu: Doğulu insanlar olarak bizim bunu anlamamız biraz zor. Halkın, sıradan halkın karşısına çıkan birbirine rakip olması gereken iki siyasi parti, yoksa perde arkasındaki tek ve güçlü bir ekip tarafından manipüle mi ediliyordu?) Hasıl-ı kelam, Demokrat Ann Richards, Bush’a kaybediyordu. Gerisine artık tarih diyoruz.

Minik George, iki dönem için Austin’deki Eyalet Valiliği makamını bihakkın işgal etti. Etrafa bol bol gülücükler dağıttı, neşe saçtı, partilere katıldı ve işini de ihmal etmedi: Teksas Rangers’ın bütün maçlarına bizzat seyirci olarak müdahil oldu. Bütün bunlar, onun içün Amerikan Başkanlığı’na giden yolda mühim bir eğitim fırsatıydı. Büyük Biraderler, daha fazla tecrübe istemiyordu demek.

Sonra şu oldu, bu oldu. Siz muhterem okurlarımızı daha bir sürü kör ayrıntıyla uğraştırmak yerine sadede gelelim. Bush, valilik seçiminde karşısına çıkarılan rakibesinin bariz seçilemez özellikleri benzeri ince planlanmış atraksiyonlarla yürüdü, yürüdü ve bir sabah kalktığında Amerikan Başkanlık koltuğunun sahibi oluverdi. Aynı filmlerdeki gibiydi: Minik Bush, dünya küresinin üstüne çıkmış, zıplıyor ha zıplıyordu. “en tepedeyim, en tepedeyim!”

2001 senesinde başkan olduğunda minik Bush hiç de zannettiği kadar yalnız değildi. Faşist İlluminati şefleri onu bu zor görevinde yalnız bırakmamak içün Oval Ofis’e mebzul miktarda Siyonist politika takipçileri, gözlemciler, komplo adamları gönderdi. Biz bunların topunu birden Neocon adıyla tanıyoruz. Neocon’lar (neocon okunsun) yılların gayretiyle uygun adamı adım adım yürütüp, başkanlık koltuğuna oturtmanını keyfini yaşamaya başlamışlardı. Ama bu keyf, sadece onlara aitti. Dünyanın kalanı için kan, gözyaşı, zulüm, darbeler, krizler kapıdaydı. Küresel büyük plan için en görünür adım atılmıştı işte. Gizli Ajanda yüksek sesle okunmaya başlanmıştı.

Yıllar süren sistemli bir gayretin neticesi olarak usül ve erkanlarında uzmanlık kazanmışlardı. Bohemian Derneği, Bilderberg Vadileri, Kudüs’teki Büyük Loca, Washington’daki Tapınak Evi, Paris’teki Büyük Doğu Locası ve İskoçya’daki Rotschild malikanesi gibi seçkin ve seçkinci mekanlarda yapılan onca toplantı, alınan onca karar sonucunda tatlı meyvelerini vermeye başlayacaktı. Bazı ahmak ve hainler “bu küresel komplodur, Siyonist bir dünya devleti hedefleniyor” dese de onlar bütün dünya için demokrasi ve aydınlanma isteyen yüksek seciyeli insanlardı ve artık Washington’da yeni düzen kurulmaya başlanabilirdi. (Tercemanın bir notu daha: BBC muhabirinin Neoconları anlatan Amerikan Şahinleri diye de Türkiye’de NTV’de gösterilen dizide, “siz, çoğunuz Musevi’siniz. Yoksa Siyonist misiniz?” yollu safdilane sorusuna yetkili neocon “hadi canım, nerden çıkarıyorsunuz!” diye ağzı kulaklarına varacak tarzda gülerek, istihzayla cevap vermişti. Şimdi gibi hatırımdadır.)

Image
(Örneğin, Beyaz Saray Personel İşleri Başkanı Joshua Bolton’un fanatik bir Siyonist, Musevi ve illuminatici olduğu bilinir.)

Gizli işlerden değildir. Bolton’un görevi girdiği her işi arap saçına çeviren minik Bush’u çekip, çevirmektir. Amerika’nın şahsında dünyanın sulh ve selametini düşünen Neocon’lar büyük fedakarlık edip, Bolton gibi kıymetli bir insanı Sinagog’undaki ibadetinden alı koyup, Bush’un başına dikmişlerdir. Hür Amerika buna ne kadar şükretse azdır.

Etki Ajanları
Bu kadar etkili ve tarihi ehemmiyeti haiz bir kadronun en öne koyduğu adam olmak şüphesiz Bush’un tarihe geçmesine sebep olmaktadır. Illuminati’nin piyadesi ve hoparlörü olmak, her faniye, her mümine nasip olacak nimetlerden değildir. Bush’u çok da yormak istemeyen Neocon’lar, illuminatiden sağladıkları engin insan kaynaklarını harekete geçirerek mühim kararların alınmasında bir aksama olmaması için Pentagon, Adalet Bakanlığı, Beyaz Saray, CIA, FBI ve NSA’da etki ajanları olarak da tanımlanabilecek kaliteli yetişmiş personeli yerleştirdiler. Gerçek karar vericiler, Bush’un yükünü üzerinden alan gerçek dava adamları her ne hikmetse büyük çoğunluğu Bush gibi Evanjelik – Protestan olmayan kimselerdi. Yine tesadüfe bakın ki halkının yüzde 90’ı hristiyan olan bir ülkede yüzde 6’yı ancak bulan Museviler, bu koordinatları sayılan ekipte yüzde 90’ı oluşturuyordu. Pozitif ayrımcılık dedikleri bu olsa gerek. Yine başka bir tesadüf eseri olarak bu kimselerin yüzde yüzü de Siyonizm’e ve İlluminati’ye gönül vermiş kimselerdi. Siyonizm, aslında gerçek iman ettikleri şey de değildi. Onlar 21nci Yüzyılda kurmayı planladıkları dünya hakimiyeti için Sionizm’i de bir araç olarak kullanıyorlardı.

Siyonist oldukları su götürmez bir gerçek olan Neocon Etki Ajanları’nın eline PNAC (Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi) isimli organizasyon tarafından bir yol haritası tutuşturuldu. Bir kutsal metin de diyebiliriz buna. Bu metin bir zamanların radikal Troçkist Komünistlerinin olan şimdinin Neoconları olan William Kristol, Paul Wolfowitz, Dick Cheney, Donald Rumsfeld, Libby Lewis, Douglas Feith, Richard Pearle, Michal Ledeen gibi çok mühim isimlerin imzasını taşıyordu. PNAC, Amerika Birleşik Devletleri’nin İsrail’in sarsılmaz ve ayrılmaz müttefiki, kalkanı, hatta tabiri caizse yedeği olmasını Amerikan ve Dünya çıkarları için şart görüyordu. Dünyanın süper gücü olarak Birleşik Devletler diplomatik ve askeri kaslarını güçlendirmeliydi. Yeni bir soğuk savaş başlatılmalıydı. Bu sefer düşman sanaldı, Holywood tarafından karikatürize edilen Müslüman – Arap “Teröristler”di.

İsrail’in Mossad’ı, CIA, İngiliz MI ve benzeri kuruluşların sözde istihbaratlarıyla Amerikan halkı korku içinde bırakıldı. Ve küresel polis devletini canı gönülden desteklemekten başka bir seçceneğe sahip kılınmadı. 9/11 rakamıyla sembolize edilen İkiz Kuleler saldırılarının dünyada ve Amerikan halkında doğurduğu kin ve nefret ortamında İlluminati, Orwellyen teknik ve taktiklerin de yardımıyla küçük Bush’un şahsında aradığı kontrollü kuklacık’ı, büyük kahramanı bulmuştu. Küresel Polis Devleti planı kendine açığa vurmaya başladı.

Bush’un başkanlığıyla birlikte Beyaz Saray, Pentagon ve diğer stratejik Amerikan noktaları Siyonizm anlayışının Yeni Dünya Düzeni diye ilan edilen anlayışının dikkatli ve zekice kurgulanmış senaryolarının yardım ve yataklık yerleri haline geldi. Amerikan Hükumetinin kapıları Hristiyan Sağı (Christian Right), AIPAC, the ADL ve JINSA gibi pro-İsrail, (İsrail yanlısı) kuruluşlara her zaman kayıtsız şartsız açık tutuldu. Fakat aynı kapılar kasırga mağdurlarına, Katrina’dan kaçanlara, Irak’tan dönen yaralı askerlere kapalıydı.

Image
[(Esinlenilen yazıda, tam buradaki fotoğrafın altında şunlar yazıyor: Beyaz Saray başkanlık danışmanı Karl Rove ve Cumhuriyetçi Milli Komite (Republican National Committee) başkanı Ken Mehlman gibi isimler Lubavitcher gibi kara-şapkalı radikal Musevi kıyafetli hahamlarla Beyaz Saray’da buluştular.) (Tercemanın notu. Bir zamanlar Türkiye’de de Erbakan, sarıklı hocalara Başbakanlık Konutu’nda iftar daveti vermişti de bir takım derin çevreler ayağa kalkmıştı. Kim bilir belki de Amerika’da da bir takım derin çevreler başka bir çeşit 28 Şubat müdahalesi hazırlıyor olabilir. O vakit Batı dünyasına tersinden de olsa bir şeyler ithal etmekle gurur duyardık.)]

Afganistan ve Irak gibi Amerika’ya asla saldırmamış ve böyle bir niyete de sahip olması mümkün olmayan iki gariban ülke işgal edildi. Bu iki işgal, Yeni Dünya Düzeni’nin asla bitmeyecek yeni Terörle Savaş taktiğinin açılış işgaliydi. Artık petrol ve İsrail’in Ortadoğu bölgesindeki çıkarları güvencedeydi. Bu, işgallerin ödülüydü. Fakat İlluminati bu iki işgali ancak bir başlangıç olarak görüyordu. Sırada Suriye, İran, Lübnan, Venezuella, Bolivya ve daha pek çok ülke vardı.

Bu arada dünya üzerinde süratle ABD / İsrail yapımı temerküz kampları inşa edilmeye başlandı. Sovyetlerin meşhur Gulag sistemi ve Hitler’in Nazi kamplarıyla kıyaslanabilecek türden müesseseler hızla etrafa dikiliyordu. Medeniyetten binlerce kilometre uzakta, çelik ve beton duvarların arkasından kurbanların çığlıkları duyulmuyordu. Ne kibirli Kızıl Haç, ne de Dünya Af Örgütü bu gizli ABD / İsrail kamplarından haberdar olup, herhangi bir iyilik adımı atabiliyordu.


Image
(Esinlenilen yazıda buradaki resmin altındaki yazı: Başkan George W. Bush Beyaz Saray’da bir Musevi hahamla beraber Menorah aydınlanma törenine katılıyor.)

Tel Üzerinde Dans Eden Kukla
Küçük George, İlluminati’nin oyununda vitrindeki bir kukladan başka bir şey değil. İpleri başkalarının elinde. Yapılan kamuoyu yoklamalarında George halkın nazarında zayıf zekasıyla, beceriksizliğiyle, İngilizce’ye hakim olamayışıyla, kendine ve etrafına hakim olamayışıyla git gide dibe vuruyor. Bu İlluminati’deki patronlarını memnun eder mi bilinmez.

Dick Cheney de Bay Başkan Bush’tan parlak durumda değil. Giderek çuvallaması, sarhoşluğu, irili ufaklı skandallarıyla Dick’in de suyu Bush’unki gibi ısınıyor olsa gerek. Sanırız İlluminati Bush ve Dick ikilisinden memnun değil. Dereyi henüz geçemediler ama bir çift atı yenisiyle değiştirecekler sanırız. Bu ikili, kamuoyu nazarında Amerikan Hükumetini ve dolasıyla İlluminati’nin Yeni Dünya Düzeni planlarını tehlikeye sokacak şekilde kamuoyunun desteğinin azalmasına yol açmaya devam ederlerse “birileri” çaktırmadan bu hesabı kapatıverir diye düşünüyoruz. Bu bir ihtimaldir. İşin ucunda asla çözülemeycek bir suikast planı da olabilir. Ama İlluminati bu vasatta en kuvvetli ihtimal olarak merkezi noktalardaki etki ajanları vasıtasıyla işleri daha sıkı tutarak devlet çarkının sarsılmasıve işlerin aksamasını engelleyerek Bush’suz da idare etmenin yolunu bulacaktır. Bush nereye mi gidecek? Hiçbir yere. Bush, halkın gözünde bugüne kadar gelmiş geçmiş en beceriksiz başkan olarak Amerikan sisteminin tepesine bir odun konsa bile çalışabildiğinin ispatı olarak yağla, balla beslenir, pamuklara sarılıp, sarmalanır ve bir sonraki seçim dönemine kadar muhafaza edilir diye düşünüyoruz. Bir sonraki seçime gelince bu defa İlluminati, etkisi altındaki Kuru Kafa ve Kemikler’den iki aday birden çıkarıp, birbiriyle vuruşturmayacaktır herhalde.

2008’de Mesih’in (The One – “O”) Amerikan başkan adayı olduğunu görürüz belki de. İddia odur ki bu adamın bir ismi ve rakamı olacak. Nasibi olanlar bu rakamın şifresini çözecek. (Acizane tercemanın notu: Görüldüğü üzre yazının sonunda Texe Mars, biraz cozutmuş. İşi altmışaltıya havale edip, bağlayacağına Mesih’in, Mehdi’nin Amerikan seçimlerinde aday olacağını iddia etmeye kadar vardırıyor. Amerika ilginç, garip bir ülke. Bu okuduğunuz yazı da o garipliklerden biriyle işte mesihi bir tarzda bitiveriyor.)

(makalenin orjinali: http://www.texemarrs.com/bush_pitiful_tool_puppeteers.htm)