Küresel Şebekeler16 Haziran 2006 00:00

Bilderberg Toplantısı ve Fehmi Koru - Özcan Yeniçeri

Bir iddia ya da ideali olmayanlar için önemsenmek ya da adam yerine konulmak her şeyden önceliklidir. Böyle bir birey için önemli olan önemsenmektir. Kimin tarafından önemsenildiğinin çok da önemi yoktur. Türkiye bu bağlamda meşruiyetini yabanın övgüsünde arayan insanlar cennetidir. Coğrafya, tarih, din ve kültür farklılığının yüklediği sorumlulukları taşıyacak onur ve omuza sahip olmayanlar; zaman içinde yabancıların gücünü değer, ideallerini de değerli görmeye başlarlar. Bu tür bireyler, millilikten ve yerellilikten koptuğu oranda küresel merkezler tarafından önemli adam sınıfına dahil edilirler. Böylece karşı konulamaz büyüklükte zenginlik, bilgi birikimi ve iletişim gücüne sahip uluslar arası örgütler, istikametini iktidar şartlarına göre ayarlayan insanlar için cazibe merkezi olup çıkarlar.Az gelişmiş bilinç sahipleri için önemli görünmek, adam yerine konulmak, popüler olmak ve entelektüel kozmokrat kategorisine dahil olmak; yaşamın amacıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, Vatikan'a, Washington'a ya da Bilderberge davet edilebilmek için her şeyden önce küresel odakların kullanımına da uygun olmak gereklidir. Bunu söylerken kuşkusuz herkesi bu kategori içine sokmak da doğru değildir. Ancak şunu açıkça belirtmek gerekir ki, kendi ülkü ve iddialarına iman ölçüsünde bağlı olanların bu tür toplantılara davet edilmeleri de katılmaları da söz konusu değildir.    acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadakamagra link kamagra gel

Adeta son zamanlarda kalemini iktidarı savunmaya tahsis etmiş olan Fehmi Koru'nun Bilderberg toplantısına katılması üzerine yapılan tartışmaları da bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Fehmi Koru, Bilderberg toplantısına "Beni çağırmazlar, çağarsalar da katılmam" demişti..

Bülent Aydemir'in Sabah'ta yazdığına göre; "Koru'nun sessiz sedasız Kanada'ya gittiği ve Ottawa'da başlayan Bilderberg toplantısına katılmış. Bilderberg için "Eğer 'dünya hükümeti' diye bir şey varsa, işte örgütü" diye yazan Koru, bu toplantıya katılanlar için de 'gelecekleri değişiyor' imasında bulunuyordu. Hürriyet Yazarı Ahmet Hakan, konuyla ilgili olarak şöyle konuşmuş: Her şeyi yazmalı "Eğer Fehmi Koru toplantıda nelerin konuşulduğunu gazetesinde yazarsa ben hiçbir sorun görmüyorum. Çünkü onun Bilderberg ile ilgili temel itirazı gizliliğe yönelikti. Eğer kendisi bu gizliliği parçalayacak bir tutum içinde olursa sorun yok. Ama o gizliliğin sürdürülmesine katkı sağlarsa derin bir çelişkinin içine düşmüş olacaktır. Onu eleştirip eleştirmememiz, onun tutumuna bağlı."  (Her halde Ahmet Hakan'a bakıp Fehmi Koru'da "Bari dinime küfreden…" diyecektir.)

Koru'nun polemiğe girdiği yazarlardan Cüneyt Ülsever ise şunları söyledi: "Beni sükût-u hayale uğrattı. Fikirlerini paylaşmasam da Fehmi Koru'nun tutarlı bir insan olduğunu zannediyordum. Aleyhinde bu kadar rahat kelam ettiği kurumun davetlilerini de 'emperyalizmin uşakları' diye tarif ettikten sonra o daveti kabul etmesini hiç anlamadım. Ben geçen sene toplantıdan dönünce iki yazı yazdım. Yasak olan görüşülenleri yazmak değil, isimlerin zikredilmesini istemiyorlar. Fehmi Koru radikal bir iş yapsın ve isimleri de versin."

Liberal ve neoliberal çekişmesinin altında biraz da "Biz burada dururken, niçin seni davet ediyorlar?" duygusu saklı. "Beni çağırmazlar, çağırsalar da katılmam" paradigması da daha önce giyilen gömlekle söylenmiş olabilir. Gömleğini değiştirenler Bilderberg ile ilgili görüşlerini de bu arada değiştirmiş olabilirler.  Meşruiyetini daha önce karşı çıkılan değerlere iltica etmekle sağlanacağını düşünenler için bu durum çok da anlamsız değildir. Bir iktidar uğruna referanslarının "İslam" olanların, nasıl olup da "Referansı Hıristiyanlık" olan AB'yle kendilerini özdeşleştirdiğini görünce Koru'nun tavrının kodları da çözülmüş olur. Sorun bireysel değil siyasal anlamda dinsel değerleri kullananların tavırlarını göstermesi bakımından dikkate değerdir!