Gerçekler ve Dengeler - Bülent Esinoğlu
Son günlerde dikkatinizi çekmiştir. Anketler furyasıdır sürmekte. Parası olan anket yaptırıyor. Büyükelçilikler, partiler, sivil toplum kuruluşları, yabancı devlet gizli servisleri, Soroz’un teşkilatları v.s. Kendileri anket yaptırıyor, yorumlarını da kendileri yapıyorlar. Seçimler yaklaştı da ondan anketler çoğaldı diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Evet belki amaçlarından biride yaklaşmakta olan seçimlerdir. Ancak gerçek sebep bozulan toplum dengelerini birileri anlamaya çalışıyor. Bu birileri sanmayın ki milli kuruluşlar. Yaklaşık dört yıldır süren yoğun dış baskıların Türk halkı üzerindeki etkilerini anlamaya çalışıyorlar.Aslında Batı emperyalizminin Türk Halkı üzerindeki tasarrufları M. Kemal’in vefatından beri olagelmiştir. Ancak son dört yıldır Batı bir çok somut kazanımlar elde etmiştir. Özelleştirilen (yabancılaştırılan) Cumhuriyet varlıkları, ulusal pazarın tamamen yabancıların eline geçmesi, vatan topraklarının yabancılara satılması, kanunların yurtdışından gelmesi, toplanan vergilerin sıcak para operasyonları ile dışarı aktarılması , köylünün kendi toprağına ekim yapamaması v.s. levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenamicardisplus 80/25 mg ilkpirlantam.com micardis plus 80 12.5 mg
Tabi bu söylediklerimin hepsi Türk Halkının gözleri önünde cereyan etti. Belki bir kısmını görmedi veya farklı yorumladı ama topyekün baktığında Türkiye Topraklarının ayağının altından kaydığını gördü. Kıbrıs meselesi somuttu. Ermeni meselesi somuttu. Federasyon sorunu daha da somutlaştı. Ege meselesi, azınlıklar sorunu velhasıl halkın kendi geleceği kendini huzursuz etmeye başladı. Buna birde işsizlik sorunu eklenince dengeler iyice bozuldu.
Aslında onların anketlerden çıkarmaya çalıştıkları sonuç acaba anti emperyalist yoğunluk var mı varsa ölçüsü nedir? Bir ikinci anlamaya çalıştıkları sonuçta bunlar bir örgütlenmeye eğilimliler mi? Yani Atilla İlhanın Dip Dalgasının son durumunu çek ediyorlar.
Anket sonuçlarına göre Türkiye’nin sağa kaydığını söylüyorlar. Ve bundan kendilerince halkın emperyalizme yatkınlığı olduğu imasını yapıyorlar. Şunu biliyorlar ama açıklamıyorlar. Emperyalizme karşı mücadele için solcu veya sağcı olunması gerekmiyor. Sadece solcular değil namuslu sağcılarda yurdunu savunurlar. Örnek, Irak’ta komünist partisinin lideri Amerikan kukla devletinin içinde yer almıştır ama sağcı diyebileceğimiz Araplar direnişlerini sürdürmektedirler. Kendini solda tanımlayıp ta emperyalizme hizmet edenleri her gün ekranlarımızda görüyoruz. Mesele sağ veya sol değildir emperyalizme karşı duruştur. Zaten birisi emperyalizme karşı duruyorsa ona kimliğini sormak gereksizdir.
Sonuç; oluşan dip dalgayı denetimleri altına almak için ne yapmaları gerektiğini araştırıyorlar. Dengeleri kontrol edemezler ise çıkarlarını kontrol edemezler. Kurtuluş Savasında Mustafa Kemal ve arkasında ki halkı kontrol edemedikleri için çıkarlarını kaybetmişlerdi. Dikkatleri ondandır.
Ne yaparlarsa yapsınlar onlar değil biz kazanacağız.