Mesele, Acaba ‘Ermeni Meselesi’ mi? - Erol Manisalı
Kamuoyunda, ''yanlış Ermeni tezlerinin'' çürütüleceği tartışılıyor. Hükümet ve muhalefet çevreleri, bazı kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri yeni girişimlerde bulunacaklarmış. Ancak Ermeni savlarının çürütülmesi imkânı bulunmamaktadır. Çünkü ''mesele'' , bilimsel ya da akademik bir mesele değildir. Bu tamamen ''siyasi'' bir meseledir. levitra and diabetes diabetes sexuality treatment sexual dysfunction in diabetescialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacierenovation vejle site renova
- Meseleyi, ''bilgi eksikliğinden kaynaklanan'' bir soru olarak değerlendiremeyiz.
- Biz anlatamıyoruz, ama Ermeniler daha iyi anlatıyor biçiminde algılamak, ''esas meseleyi gizlemekten başka bir anlam taşımaz'' .
Meselenin esasını kavramak için şu değerlendirmeyi yapmamız gerekir:
1) Ermeni sorunu, ABD ve Avrupa'nın Türkiye'ye ve bölgeye yönelik politikalarının ''bir parçasıdır'' . Aynen Kıbrıs, K.Irak, Güneydoğu Anadolu, Ege, Patrikhane sorunlarında olduğu gibi Türkiye'nin bütünlüğüne, bağımsızlığına, Lozan'a ve Cumhuriyete karşı yeni gelişen veya ''yeniden ateşlenen'' genel bir meseledir.
2) Prof. S. Shaw ve Prof. B. Lewis gibi ünlü Batılı tarihçiler doğruları yazdıkları için ya üniversitedeki odaları bombalandı ya da Fransız mahkemeleri tarafından gülünç gerekçelerle cezalandırıldılar.
Düzinelerce Türk diplomatı Batı'da çatır çatır vurulurken Batı bunu bile görmek istemedi. Ünlü Batı tarihçilerinin yazdıkları ve teröristlerce öldürülen Türk diplomatları ''Ermeni meselesinin gerçek yüzünü'' Batı'ya gösterememişse, o zaman ''esas meseleyi bizim görmemiz gerekir'' .
Batı bilmiyor, onun için Ermenilere hak veriyor demek; ' 'Bush yanlış bilgi aldığı için Irak'ı işgal etmek zorunda kaldı'' demek kadar safça ve aptalca bir düşünce tarzı olur.
3) Türkiye'nin iç ve dış politikalarındaki dengesizlikler ''Batı ile ilişkilerimizin normalleştirilmesini engelliyor'' . Batı ile ilişkilerimizi normalleştirecek ve dengeleyecek yönetimleri işbaşına getiremediğimiz sürece Ermeni, Kıbrıs, Güneydoğu, Patrikhane ve diğer ''meseleler'' , önümüze konacak ve dayatılacaktır.
17 Aralık 2004'te kabul edilen AB mutabakatı ''Ermeni meselesini de otomatik olarak kabullenmek'' anlamına gelmektedir. Batı dayatmalarına hayır demeyeceksiniz; ondan sonra da ''Bilgilendirelim, gerçekleri görerek kararlarını değiştirmeye çalışsınlar''. Aziz Nesin 'i haklı çıkarmak istiyorsanız o başka.
Ağzıyla kuş tutsa...
17 Aralık 2004 mutabakatı ''Türkiye'nin Lozan'ı tartışmaya açması mutabakatıdır''. Bunun içinde ''Ermeni meselesi'' ile birlikte bütün meseleler vardır. Türkiye'de yönetimler 17 Aralık mutabakatına ''evet'' dedikten sonra ''bari biraz bilgilendirelim'' demek dünya kara mizah tarihine geçecek bir aldatmacadır.
Çünkü bu mutabakatla;
1) Ermeni meselesini görüşme masasına getirmeyi, pazarlık etmeyi kabul ediyorsunuz.
2) Ege'de Yunan talepleri doğrultusunda çözüme ''evet'' diyorsunuz.
3) Fener Patrikhanesi'ni ekümenik (ve bağımsız) olarak kabullenmenin kapılarını ardına kadar açıyorsunuz.
4) Kıbrıs'ta Rumları adanın egemen gücü olarak kabullendiğinizi ilan ediyorsunuz.
5) Güneydoğu Anadolu'nun özerkliği tartışılabilir diyorsunuz.
6) Dicle ve Fırat sularındaki hükümranlık haklarınızdan vazgeçebileceğinizi kabul ediyorsunuz.
7) AB'nin Türkiye'yi bekleme odasına hapsederek ''özel bir statü ile himayesi altına alması koşullarını'' kabul ediyorsunuz.
Daha bugünden AB ülkelerinin yarısı ''soykırım meselesini'' meclislerinden geçirdiler bile; 2-3 yıl içinde AB'nin ortak politikası olacak. ABD'de Senato'dan geçirme hazırlıkları şimdiden başladı.
Ermeni meselesi ''bilgi eksikliği veya bilimsel bir mesele'' değildir, tamamen siyasidir ve Batı'nın Türkiye politikasının bir parçasıdır.
Bu gerçeği görmemek demek, ''Batı ile ilişkilerimizi normalleştirmeden'' , kendi kendimizi aldatmayı sürdürmek demektir.
Aynen 6 Mart 1995'te, 17 Aralık 2004'te bayram yapanların, halkı aldattıkları gibi. ''Meseleleri masanın üzerine taşıma'' imkânına kavuştukları için esas bayramı onlar yapıyorlar... Daha anlamadınız mı? Yoksa anlamak mı istemiyorsunuz?