"EVLÂDIMIZ" DORA, PAPADOPULOS VE ASKER-Hüseyin MÜMTAZ
Yahut kısaca Türkiye’nin AB macerası.. <P class=MsoNoSpacing style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-INDENT: 35.4pt; TEXT-ALIGN: justify"><FONT face=Calibri>Bu gökkubbenin altında hiçbir şey gizli kalmıyor… “Canım ne olacak? CIA uçakları insin kalksın, gelip gittiğinden, içinde kimlerin sorgulanıp, işkence yapıldığından kimin haberi olacak?” derseniz, gün gelir <SPAN style="mso-bidi-font-weight: bold">Af Örgütünden; “</SPAN><SPAN style="mso-bidi-font-family: 'Times New Roman'; mso-fareast-font-family: Calibri; mso-bidi-font-weight: bold; mso-ascii-font-family: Calibri; mso-hansi-font-family: Calibri; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-fareast-theme-font: minor-latin; mso-hansi-theme-font: minor-latin; mso-bidi-theme-font: minor-bidi">ABD'nin esir alma operasyonlarında İncirlik kilit üs. Türkiye, topraklarındaki insan hakları ihlallerinden sorumludur. Türk yargısı soruşturma açıp sorumluları yargılasın, kurbanlara tazminat ödensin</SPAN><SPAN style="mso-bidi-font-weight: bold">”<B> </B>açıklaması yapılıverir.<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /><o:p></o:p></SPAN></FONT></P> <P class=MsoNoSpacing style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="mso-bidi-font-weight: bold"><FONT face=Calibri><SPAN style="mso-tab-count: 1"> </SPAN>Dora Bakoyanni <SPAN style="mso-spacerun: yes"> </SPAN>Selanik’te Pontus soykırımı anıtı açtıktan sonra “Konstantinople”a gelir, “ekümenik patrik” ile resmi görüşme yapar; Papaz da dönüp ona “Girit’li olduğuna göre evladımız sayılırsın, çünkü Girit Metropolitliği Atina’ya değil, bize bağlıdır” der..<o:p></o:p></FONT></SPAN></P> <P class=MsoNoSpacing style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="mso-bidi-font-weight: bold"><FONT face=Calibri><SPAN style="mso-tab-count: 1"> </SPAN>Bakoyanni asıl geldiği “Medya Konferansı” ve Fener ziyaretinin arkasından yine “Konstantinopl”da “gelmişken” bir “resmi görüşme” de Gül ile yapar.<o:p></o:p></FONT></SPAN></P> <P class=MsoNoSpacing style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt; TEXT-ALIGN: justify"><SPAN style="mso-bidi-font-weight: bold"><FONT face=Calibri><SPAN style="mso-tab-count: 1"> </SPAN>Türk ve Yunan Dışişleri Bakanları “resmi” görüşmeyi İstanbul’da mı yaparlar? Türkiye’nin yönetim merkezi “Başkent”ten, “Dersaadet”e mi taşınmaktadır?<o:p></o:p></FONT></SPAN></P><div style="display:none">new prescription coupons <a href="http://sporturfintl.com/page/cialis-manufacturer-coupon.aspx">free prescription cards discount</a> online cialis coupons</div><div style="display:none">discount drug coupons <a href="http://www.is-aber.net/page/Manufacturer-Coupons-For-Prescription-Drugs">is-aber.net</a> printable coupons for cialis</div><div style="display:none">symbicort turbuhaler 200 6 cena <a href="http://blog.phmglobal.com/page/Symbicort-Slozeni">symbicort</a> symbicort cena</div>
Sonra Lüksemburg’a uçak kalkacak mı kalkmayacak mı falı açılır. “Düzeltmeler yapıldıktan sonra” yola çıkılır.
Sinirli bakan Gül yolda gazetecilere esip gürler. Lüksemburg’da da AB’li bakanlara sert çıkar; “Kıbrıs’ın esiri olmayın” der.
Lüksemburg’dan sonra Rum kesiminden bir açıklama gelir. Papadopulos pat diye”Vetoyu Dora ile beraber planladık. Her şeyden haberi vardı. İstanbul görüşmeleri de bunun bir parçasıydı” der.
Pişmiş aşa buz gibi su katar.
Hiç yapılacak iş midir bu?
Biz Kıbrıs’a takılıp kaldık; Akepe’nin de işine geldi.. Güya hep Kıbrıs’tan tavizler istendi, bizim taraf sert çıktı, vermedi.
Bizi Kıbrıs’la oyaladılar. Başka şeyleri gözden kaçırdık..
Kıymetli Sadi Somuncuoğlu tokat gibi bir yazı yazdı.. “Ve Resmen AB Mandası Olduk”..
Sadi Bey ”düzeltildiği için uçağın kalktığı” “Ortak Tutum Belgesi”nde Kıbrıs’tan başka şunların da yer aldığını sıraladı..
“-TSK, sadece askeri konularda, o da hükümetin izniyle konuşabilecek.
-Milli güvenlik stratejisinde, özellikle komşu ülkelerle ilişkilerde, TSK söz sahibi olmayacak.
-Hakim ve savcılar Türk değil, Avrupa hukukuna göre karar verecek.
-AİHM’in tüm kararları zamanında ve tam uygulanacak.
-Güneydoğu’daki askeri operasyonlar sınırlandırılacak.
-Kürt sorunu diyalog dahil kapsamlı gelişmelerle çözülecek.
-Koruculuk kaldırılacak.
-Mayınlı bölgeler temizlenecek.
-TCK 301 başta, ifade özgürlüğü ile ilgili maddeler AB standartlarında olacak. Mesela, Ermeni soykırımı olmadı demek suç sayılacak.
-Terörle Mücadele Yasası’yla özgürlükler kısıtlanmayacak. Yani bölücülük, örgüt propagandası serbest olmaya devam edecek.
-Gayrı Müslim azınlıkların kilise, mülkiyet, eğitim sorunları giderilecek. Türk vatandaşı veya değil, tüm papazlara oturma ve çalışma izni verilecek. Kendilerine ait olduğunu iddia ettikleri tüm mülkler azınlık vakıflarına devredilecek.
-Papaz Okulu, bizim yasalarımıza göre değil, imtiyazlı ve uluslararası keşiş okulu olarak açılacak.
-Gökçeada ve Bozcaada’daki Rum azınlığın tüm istekleri karşılanacak.
-Alevi vatandaşlarımıza statü ve temsil hakkı verilecek.
-Kürtçe radyo-tv yayınlarında hiçbir sınırlama olmayacak.
-Türkçe dışındaki dillerin öğrenilmesi teşvik edilecek.
-Azınlıkların (Kürt kökenli vatandaşlarımız) korunmasında, sadece bizim değil, bazı AB üyesi ülkelerin bile imzalamadığı, imzalayanların ise uygulamadığı Azınlıkların Korunması Sözleşmesi, en iyi şekilde uygulanacak.
-İyi komşuluğu etkileyecek hareket ve tehditlerden kaçınılacak. Yani Ege’de Yunan isteklerine evet denilecek.
-Ermenistan sınırı açılıp, diyalog kurulacak.
-Uluslararası Ceza Mahkemesi kabul edilecek.
-Ve Türkiye’nin güvenlik ile dış politikası tamamen AB’ye endekslenecek. “
Daha ne kaldı ki?
İnanmayan, “Olmaz böyle şey” diyen olursa Brüksel’den yayın yapan www.abhaber.com adresinden belgenin İngilizce orijinal metnine ulaşabilir. Ben önce konuların sayfa numaralarını da vermek için incelemeye kalktım ama canım sıkıldı.. Meraklısına duyurulur.
Türkçesinin neden hala örneğin bizim dışişlerinin sitesinde bulunmadığı ise ayrı bir konudur.
Somuncuoğlu bir şey daha ekliyor; “Bunlar yıllardır yazılıp çizilen şartlar denebilir. Doğru da, çok önemli bir ayrıntı var. Diğer belgeleri AB tek taraflı hazırlıyordu. Bu Ortak Tutum Belgesi ise, Türkiye’nin de taraf olduğu tek organ Türkiye-AB Ortaklık Konseyi’nden çıktı. Özetle, Gül Lüksemburg’a giderek, bu şartların altına imza attı”.
Bence son tokatı da Dönem başkanı Avusturya’nın (bu seferki sarışın) Bayan Dışişleri Bakanı Ursula Plasnik atıyor. AB’nin KKTC’ye izolasyonların kaldırılacağı sözü hatırlatılınca “Bunlarin ikisi aynı sey değil. Sizin yapmaniz gereken (Rum kesimini tanımak) hukuki bir mecburiyet, bizim sözümüz (izolasyonlar) ise siyasi bir olay”.
Bir tokat daha…
Peki madem öyle, Gül o uçağa neden bindiydi?
Şimdi değerli okuyucu…
İlk üçü 57’inci Hükümet zamanında imzalanan 9 Uyum Paketinin hepsi utanç verici teslim belgeleridir ama üç başka belge son derece önemli intihar belgeleridir.
1. 6 Ekim 2004 Katılım Ortaklığı Belgesi ("İlerleme Raporu", "Tavsiye Belgesi" ve "Etki Raporu", adları altında üç ayrı belge.)
2. 3 Ekim 2005 Müzakere Çerçeve Belgesi.
3. 11 Haziran 2006 Ortak Tutum belgesi..
Kimse kıvırmasın, şu veya bu şekilde üzerini örtmeye, lafı ecveleyip gevelemeye, inkâra, tevil etmeye yeltenmesin..
Bu üç belge Türkiye’nin esaret belgeleridir. Sömürge belgeleridir. Karşılıksız imzalanan, Türkiye’nin geleceğini ipotek altına alan senetlerdir.
Lozan’ı, Montrö’yü rafa kaldıran; Sevr’i Mondros’u onların yerine ikame eden; daha da önemlisi Kurtuluş savaşını yok sayan belgelerdir.
Sakarya-Dumlupınar hiç yapılmamıştır.
İzmir’e hiç çıkılmamıştır.
Ve işin en acı tarafı; Gül’ün uçağa binip giderken Murat Yetkin’e söylediği şu sözlerdir:
“Türk Silahlı Kuvvetleri'nin AB üyelik hedefi konusunda, reformlar konusunda çok önemli desteği oldu ve oluyor. Bazı kişilerin düşüncesinin aksine, reformların yapılması TSK desteği olmaksızın daha zor olurdu. Bunda askerlerin stratejik vizyona sahip olmalarının payı var. Dünyanın geleceğini, Türkiye'nin geleceğini ve Türkiye'nin çıkarının nerede olduğunu anlıyorlar….. Doğrusunu söylemek gerekirse, AB sürecinde Silahlı Kuvvetler'den aldığınız desteği, bazı sivillerden, sivil kuruluşlardan da almak isterdik. Bazı sivil makamların, kuruluşların AB sürecine daha fazla destek vermesini beklerdik." (Radikal. 15 Haziran 2006)
Bu lâf çok ağır bir lâftır kıymetli okuyucu ve kendi hesabıma mutlaka ayrı bir yazı konusu yapılacaktır.
Fakat yine de asıl konu ne biliyor musunuz?
Asansörde ara sıra karşılaştığım tuzu kuru bir komşum var..Halinden memnun..
“Vatandaş” diyor; “Alt kimlik-üst kimlik’le bölünme ile, yahut dış poltika ile uğraşmıyor. Vatandaşın baktığı cebine giren para, kaynayan çorba..”
Zihni, fikri, beyni devşirilmemiş aydının demek ki öncelikle yapacağı iş “esaret altında karnı tok yaşamakla- yarı tok ama bağımsız yaşamak” arasındaki farkı olabildiğince geniş halk kitlelerine iyi anlatmak..
“Yalnız Kurt” olmak kolay değil..
Boz kalpaklı kuvvacı olmak da.. 15 Haziran 2006
“57’iNCİ ALAY ÇANAKKALE’DE, TRABLUSGARP’TA, FİLİSTİN’DE, SAKARYA’DA
57’inci ALAY KARABAĞ’DA, KARASU’DA, KERKÜK’TE, KIBRIS’TA
57’İNCİ ALAY HERYERDE
HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ”