Bir Yahudi vatandaşın Urfa itirafı ve… - Hasan Demir
Bizler ne zaman Türkiye`de misyonerlik faaliyetleri tehlikeli boyutlara ulaştı desek birileri hemen nüfus dairelerine koşuyor, "Hiç de öyle değil, 50 yıl içerisinde Hıristiyan olan Müslüman sayısı bir elin parmakları kadar bile yok!" demeyi ve bizler ne zaman, Haçlılar silahla alamadığı vatanımıza içi para dolu çantalarla sahip oluyor diye yazsak, yine birileri, "Biz tapu kayıtlarını inceledik, böyle bir şey yok!" demeyi üstüne vazife sayıyor..Onlara bu vazifeyi her kim verdiyse, doğru adamı bulmuşlar, helâl olsun. Sanki Hıristiyanlaştırılan her Türk`ün ilk işi Nüfus Dairesini gidip dinini değiştirdiğini resmiyete geçirmek ve sanki yabancılar Türkiye`den toprak satın alırken gözü paradan başka bir şey görmeyen adı soyadı bizden insanları devreye sokmayı beceremez..Ne demek istediğimiz elle tutulur bir örnekle izaha çalışalım.Yıl 1994.Ekim ayının son haftası.cialis manufacturer coupon open drug coupon cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenarenovation vejle site renovabuscopan link buscopan plus
1994 yılında, yani bundan tam 12 yıl önce, Nesim Levi işte o programda, "Türkiye`den İsrail`e göç eden Yahudi ailelerinin bir kısmı Türkiye`ye geri dönmeye ve Urfa yöresine yerleşmeye başladı." İtirafında bulundu. Ben bu olaya gözlerim ve kulaklarımla şahit oldum. Şimdi birileri gider, Şanlıurfa`da Yahudi olmadığını ve Yahudilere mülk satılmadığını tapu kayıtlarına bakarak iddia edebilir.
İyi de, kariyerini bütün dünyanın tanıdığı Nesim Levi yalan mı söyledi? Peki, Levi`nin bu açıklamasından 6 yıl sonra Şanlıurfa`nın göbeğinde, "Dinler ve Kültürler Parkı" adı altında 186 bin metrekarelik bir "Küçük İsrail" inşa edilmesi için İsrail`in, yahut adı Türk kamuoyu ile bir türlü paylaşılmayan meçhul Yahudi yahut Yahudilerin tam 20 milyon dolar ayırmış olmasına ne diyeceğiz? O günün Şanlıurfa Belediye Başkanı Refah Partili Ahmet Bahçivan`dır. Şehrine 20 milyon dolarlık bir yatırım yapılıyor olması onu da mutlu eder ve projeyi incelemeye başlar.
Başlar ve gördükleri karşısında irkilir.
Çünkü Proje,Şanlıurfa`da bir kilise, bir de sinagog inşasını öngörmektedir. Başkan Bahçivan, "İyi ama Urfa`da Yahudi yok ki!" diye projeyi kabul etmez. Bakınız, Urfa`nın Belediye Başkanı Urfa`da Yahudi yok, diyor. Ama dünyaca tanınan, Türkiye`de Profilo Holding gibi devasa bir kurumda Genel Müdürlük yapan, trilyoner bir Yahudi işadamı Nesim Levi ise, "İsrail`e göç eden vatandaşlarımız Türkiye`ye dönüyor ve Urfa`ya yerleşiyor" diyor..
Şimdi biz kime inanacağız!
Elbette her ikisine de inanacağız ve işte tam burada aklımıza ister istemez Sabataistler gelecek…
Uzatmayalım…
Zamanın Urfa Belediye Başkanı Ahmet Bahçivan, 20 milyon dolarlık bu yatırımı memleketine çekebilmek için, "Tamam" diyor, "Sinagog olmasın, projeye onay veriyorum!" Böyle diyor ama işte o zaman da kazın ayağının öyle olmadığını görüyor. Kültür Bakanlığı yetkilileri 20 milyon doları hibe edecek dış kaynağın şartını açıklıyor:
"- Sinagog yoksa, para da yok!"
İşte tam burada İsrail`in "Vaat edilmiş topraklar" idealini ve Irak`ın kuzeyinde kurulan, pek çok münevverin adına, "İkinci İsrail" veya "Yahudi Kürdistan" dediği yeni oluşumu bir kez daha hatırlayalım. Sonra da CHP Milletvekili Sayın Gökhan Durgun`un Türkiye ile ilgili endişelerini bir kez daha hafızalarımıza kazıyalım:
"- Türkiye Suriye sınırındaki mayınlı arazileri 49 yıllığına İsrail`e vermek istiyorlar. Urafa`da İsrailliler arazi kiralayıp tarım yapıyorlar. Kendi ülkelerinden özel tohumlar getiriyorlar. Bu tohumlar ekildikten sonra, aynı tipte bir başka ürün orada yetişmiyor; çünkü özel bakteriler toprağa veriliyor. Manavgat Suyu`nun geçtiği yerlerin alınması konusunda bazı teşebbüslerin olduğunu görüyoruz. Kiralama ve satın alma yoluyla hem su, hem belli arazileri alıyorlar. Böylece hem siyasi, hem askeri açıdan bir koridor açma çabası var."
Türkiye cenahında işler böyle.
Peki, "Yahudi Kürdistan" cenahında neler oluyor?
Onu da Mısır`da çıkan El Ahrar Gazetesi`nde Dr. Rıfat Seyit Ahmet imzası ile 2005`in son günlerinde yayımlanan, "MOSSAD Kuzey Irak`ta arazi satın alıyor" başlıklı yazısından kısaca aktaralım:
"-ABD`nin Irak`ta İsrail`in rolünü kucaklayan çok elverişli ve çok aktif bir ortam yaratmaktadır. Irak hükümetinin ileri gelen danışmanlarının İsrail ile sıkı bağlantıları bulunan İngiliz ve Amerikalılar olmaları daha etkin kılmaktadır. Bunlar isim isim medyada aktarılıyor ve teyit ediliyor. Irak`tan gelen son bilgiler, birçok Irak asıllı İsraillinin Bağdat`a geri döndüğü ve 1948 yılında Irak`ı terk eden babalarının bıraktığı mal ve mülkleri Iraklı komisyoncular aracılığıyla belirledikleri yönündedir. İsrail`in Irak`a derinlemesine dalmasının bir nedeni de MOSSAD`ın faaliyetleridir. MOSSAD Kuzey Irak`ta yoksul vatandaşlardan arsalar satın alarak kampanyasını genişletmektedir."
İşte böyle..
BOP ambalajı içersinde Arz-ı Mev`ud faaliyeti hem Türkiye`de hem Irak`ın kuzeyinde bütün hızıyla devam ediyor..