AB13 Haziran 2006 00:00

Aynı tiyatro ama kazanan hep Rumlar - Hasan Ünal

Bu yazı yazılırken AB tiyatrosunun ilk haberleri geliyordu. Her zaman olduğu gibi yine bir kriz havası, gergin geçen saatler ve hatta günler ama sonunda çözülen düğüm.(!) Düğüm mü çözülüyor yoksa Türkiye’yi mi çözüyorlar, bunu siz gayet iyi biliyorsunuz. Görünen o ki, ortada bir salam politikası var ve adım adım uygulanıyor. Bu krizlerde aktörler değişiyor. 3 Ekim’de Avusturya öne çıkmıştı. Viyana hükümeti Türkiye konusunda hazmetme kriterlerini dinamik bir kriter haline getirdikten sonra belgenin nihai şekline onay vermişti. Ortalama düzeyde AB yanlısı olan herhangi bir hükümetin reddetmesi gereken 3 Ekim Müzakere Belgesi bir dünya şartla doluydu ve Türkiye’nin AB’ye nasıl üye yapılacağını değil; adeta nasıl üye yapılmayacağını izah eder gibiydi.cialis forum link cialis bez receptaescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholrenovation vejle link renovacialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon

Bu defa da Rumlar sorun olmuş görünüyorlar. Sanki diğer ülkelerin hepsi Türkiye’nin üyeliği için can atıyorlarmış da, sadece Rumların ikna edilmesi lazımmış gibi bir hava oluşturmaya çalışan müzakere/mütareke basını her zamanki gibi yine devrede. Bu satırlar yazılırken AB tarafından sorunun çözüldüğüne ve Abdullah Gül’ün bir saat içinde Lüksemburg’a hareket edeceğine dair haberler geliyordu. Ancak dakikalar sonra gelen haberlerde Ankara’nın önerileri inclemeye aldığı ve henüz karar verilmediği yönünde bilgiler gazetelerin internet sitelerini doldurmaya başlamıştı.

Muhtemelen Abdullah Gül sonuçta gidecek ve önüne konulan bütün şartları da kabul edecektir. Bunun aksine bir durum beni memnun eder ama aynı zamanda da oldukça şaşırtıcı olur. Burada esas mesele gidip gitmemek değil hangi şartlarda nereye gittiğimizin anlaşılmasıdır.

Rumların bilim-araştırma faslında fiili müzakerelerin başlatılması için ortaya koydukları şartlar belliydi. Türkiye limanlarını ve havaalanlarını Rum gemi ve uçaklarına derhal açmalı, Ek Protokol’ü AB’nin istediği tarzda Meclis’e onaylatarak yürürlüğe koymalı ve Rum tarafıyla ilişkilerini normalleştirmeliydi. Rumlarla ilişkilerin normalleştirilmesi tanıma anlamına geliyor ve Rumlar bu konuda Ankara’nın adımlar atmasını talep ediyorlardı.

Brüksel’den gelen haberler Rumların bu taleplerinin büyükçe bir kısmını elde ettikten sonra nihai belgeye onay verdiklerini ortaya koyuyor. Rumların belgeye Türkiye’nin liman ve havaalanlarını açmak zorunda olduğuna dair hükümleri yazdırdıklarını, ayrıca Türkiye’nin bu konuda gerekenleri yapmadığı takdirde bilim-araştırma faslının açılmamış kabul edilerek, yeniden aynı dosyaya dönülebileceğine dair hükümleri de belgeye koydurdukları anlaşılıyor. Rumlarla ilişkileri normalleştirme konusundaki hükümler de aynen orada.

O halde Abdullah Gül’e sormak lazım: Kıbrıs konusunda Ocak 2005’te başlattığınız diplomatik girişim AB’nin kapılarında reddedildi. Sonra AB tarafı Papadopoulos’un bütün önerilerini kendi politikası olarak kabul etti. Bu arada Papadopoulos nasıl bir çözüm istediğini L’Express dergisine verdiği mülakatta ortaya koyarak, kendilerinin bir üniter Rum devleti istediklerini, Türklerin azınlık olarak bu devlete yamanmak zorunda olduklarını vurguladı.

Bütün bunlardan sonra bu toplantıya nasıl gideceksiniz? Her mini krizde Türkiye’ye dayatılan şartlar ağırlaştırılıyor ve uygulanan prosedür acımasız hale getiriliyor. Türkiye’ye dayatılan belgelerle başka aday ülkelerin belgeleri arasında dağlar kadar fark var. Bu arada dostunuz Amerika’nın, Bakan Rice’tan sonraki en yüksek yetkilisi Kıbrıs’ta sadece bir Rum devleti tanıdıklarını ve bunun dışında hiç bir şey yapmadıklarını ve yapmayacaklarını söylüyor. Aynı Amerika gelip size, İran konusunda bizimle tam işbirliği yapın diye bastırıyor. Görünen o ki, kazan-kazan siyaseti de ritmik siyaset saçmalıkları da iflas etti. Ne kadar verecek görünürseniz, daha fazlasını içeren taleplerle karşınıza dikiliyorlar. Bu uykudan uyanmaya yüzde bir oranında bile niyetiniz varsa veya olacaksa, bu, ne zaman olacak???