Küresel Şebekeler12 Haziran 2006 00:00

Küreselleşme ve Piyasalaşma - Erol Manisalı

Küreselleşme demek ''piyasalaşmak'' demektir. Küreselleşmenin öncüleri bu nedenle ''Dünya tek bir pazar olmalı; dünya büyük bir köydür'' türünden öngörülerde bulundular. Küreselleşme, yerkürenin tek bir pazar haline gelmesiyle özdeştir. Nedir dünyanın tek bir pazar olması? İktisadi, siyasi, askeri, kültürel, teknolojik sınırların kalkması mı kastediliyor? Evet, kastedilen budur. Peki bütün sınırlar kalkınca dünya, ''bileşik kaplar gibi'' bütünleşecek mi? Hem evet, hem hayır... - Önce, ''evet'' lere bakalım; bu sınırlar kalkıp dünya tek bir pazar olunca sermaye, mallar, hizmetler, girişimler, kültürler mutlak bir alışkanlık içinde her yere akacaktır. Türkiye'nin sermayesi mi az? Hemen sermaye gelecek. Yerel yönetimlerde, sivil toplum örgütlerinde para ve bilgi mi eksik? Dışardan gelecek, eksikler tamamlanacak, ne güzel... Eğitimi bile iyi bilen, dışarıdakiler halledecek. Sermaye, kültür yanında en baskın diller yerküre ortak pazarının ortak dili olacak. Ortak dünya pazarında, evinde, köyünde herkes İngilizce konuşacak. Dildeki, iletişimdeki, kafalardaki frekanslar da ortak olacak. Pazar ortak olunca tek dil, tek para, tek din, tek kültür olacak. İşte tek bir dünya böylece tek bir pazarla gerçekleşecek. Bundan dolayı ''piyasalaşmak'' gerekiyor. Her şey piyasalaşmalı ki dünya ortak pazarının herkes bir parçası olmalı; küreselleşme ve piyasalaşma bir bütündür. Dünya tek bir pazar olunca küreselleşme tamamlanacak. Bunlar ''evet'' tarafına yazılanlar, şimdi de madalyonun diğer tarafına bakalım. cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin

Bizim kazancımız ne?

- Çok güzel, tek bir pazar, tek bir küresel piyasa olduk ve küreselleştik. Ortak havuzun bir bölümünde biz de varız... Bundan bizim kazancımız ne olacak? Şu soruların yanıtlarını arayalım;

1) Bu pazarda sermaye, mal sonsuz bir akışkanlıkla dolaşıyor; insanlar da dolaşmakta serbest mi? Hayır; pazarın gelişmiş bölgesindekiler bu özgürlükten yararlanabilir. Ama diğerleri kesinlikle yerlerinden kıpırdayamazlar. Yani dünya nüfusunun sadece yüzde 15'i bundan yararlanıyor, yüzde 18'i yerinden kıpırdayamaz.

2) Bu pazarda gelir bölüşümü düzelecek mi? Türkiye'deki köylü, işçi, memur, esnaf bundan bir yarar sağlayacak mı? Ne gezer... Küreselleşmenin başladığı 1990 yılı sonrasında dünyada gelir bölüşümü büsbütün bozuldu. Bizim köylünün, işçinin, memurun, esnafın durumu geriledi.

3) Peki, bizim sanayimiz, enerji sektörümüz, ulaşımımız, medyamız, bankalarımız küreselleşmeden nasıl etkilenecek?

Onlar yabancıların eline geçecek. Öyle ya, tek pazar varsa, bu pazarda üstün olanlar öne geçer. Onlar da ABD, Avrupa Birliği ve Japonya. Bütün bu sektörlere onlar sahip olacak, onlar yönetecekler. Başka türlü zaten olmaz ki; tek pazardaki gelişmişler biraz daha gelişirler: Azgelişmişler yerinde saymak zorundadır. Tabii sömürgeleşerek...

4) Bu tek pazarda din, kültür gibi şeyler nasıl değişir? Mallardan, sermayeden pek farkı yoktur kültürün ve dinin. Gelişmişin malını kullandıkça onun kültürünü ve dinini de kullanmaya başlarsın. Kızların haçlı kolyeler takmaya çalışırlar; milli futbolcuların sahaya girerken istavroz çıkarmaya başlarlar. Ne yapacaksın, Batı'da böyle oluyor; gelişmişin diline, dinine, imanına uyacaksın...

- Desene din de iman da elden gitti...

- O kadar da kötümser olmaya gerek yok; en azından küreselleşmiş oluyoruz!..

Başbakan neyi pazarlıyor?

Başbakan R.T. Erdoğan ''Biz Türkiye'yi pazarlıyoruz'' derken acaba neyi kastediyordu? Açık değil mi; Türkiye'nin dünya pazarının bir parçası olmasını istiyorsan her şeyini pazara çıkaracaksın, satacaksın. Fabrikalarını, limanlarını, topraklarını, sağlık hizmetlerini, eğitim hizmetlerini piyasaya süreceksin. Her şey piyasa marifetiyle yürütülecek.

- Ama bunun bize bir yarar getirmediğini görmedik mi; köylü, işçi, memur, esnaf kaybediyorsa niye pazarlanıyoruz ki?

Vallahi o kadarını bilemem; Başbakan'ın kafasında bir şeyler vardır herhalde, onu da kendisine sorun, benden bu kadar. Kendisi bilemiyorsa danışmanlarına danışın. Onların mutlaka bir bildiği vardır...

Ne demişler? Arif olan anlar...