İstihbarat8 Haziran 2006 00:00

Yüzyılın en büyük CIA operasyonu aydınlanıyor! - İbrahim Karagül

21. yüzyılın en büyük CIA operasyonu yavaş yavaş aydınlanıyor. Onlarca ülkeyi kapsayan insan kaçakçılığı ve gizli işkence merkezleri ile ilgili her geçen gün yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Uluslararası Af Örgütü'nün CIA'nın işkence uçakları ve gizli cezaevleriyle ilgili raporundan sonra Avrupa Konseyi de, aylardır süren araştırmasının sonuçlarını 67 sayfalık bir rapor halinde açıkladı. Bu rapor da, Af Örgütü'nünkü gibi, bu köşede birkaç yıldan bu yana aktarılan bilgileri doğruluyor. O zamanlar, bu bilgileri komplo olarak değerlendirenler, terörle mücadele adı altında dünya genelinde yürütülen operasyonların büyük bölümünün CIA komploları olduğunu ne zaman öğrenecek? new prescription coupons free prescription cards discount online cialis couponsdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardescitalopram i alkohol nguoiviendong.net escitalopram i alkoholclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilomicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mgkamagra link kamagra gel

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi raporunda, CIA'nın terör zanlılarının yasa dışı transferi ve gözaltında tutulmaları için "küresel örümcek ağı'' kurduğu belirtiliyor ve CIA'nın bu operasyonunda yer alan Avrupa Konseyi'nin 14 üye ülkesine suçlamalar yöneltiliyor. Bu ülkelerden biri de Türkiye. Listede, İsviçre, Bosna-Hersek, İngiltere, İtalya, Makedonya, Almanya, Polonya, Romanya, İspanya, Kıbrıs Rum kesimi, İrlanda, Portekiz, Yunanistan gibi ülkeler var. Bu ülkelerin gizli uçuşlara izin verdiği, Romanya ve Polonya gibi ülkelerde gizli cezaevleri bulunduğu ifade ediliyor. Raporda yer almasa da, insan hakları havarisi Norveç'in bu kirli ticarette önemli bir ülke olduğunu, karşılığında da Kuzey Irak'tan petrol kuyuları aldığını daha önce yazmıştım. Polonya ve Romanya, rapora şiddetle karşı çıktı ve topraklarında gizli cezaevi bulunduğunu yalanladı. Ama buna kimse inanmayacağı gibi, iki ülkenin kirli ticaretteki rolüne ilişkin daha detaylı bilgiler ortaya çıkacak. Yine Avrupa'da Bulgaristan ve Ukrayna ile Gürcistan'ın da bu konuda mercek altına alınması gerekiyor.

Kirli ticarette rol alan Kosova, Ukrayna, Azerbaycan, Özbekistan, Mısır, Ürdün, Tayland, Filipinler ve Ortadoğu ülkeleri gibi onlarca ülkeyi burada tekrar saymaya gerek yok. Ama özellikle İsrail ve Ürdün'deki kampların insanlık adına dünya gündemine taşınması gerekiyor. Ürdün'de bulunan gizli cezaevinde hamile kadınların bile nasıl öldürüldüğüne dair tüyler ürpertici bilgiler geliyor.

Benim bunları yazmamın siyasi bir amacı yok. Bir ülkeye taraf ya da karşıt olma mantığıyla da yazmıyorum. Bu iğrenç ticarette hayatları heba olan insanların siyasi kimlikleri için de yazmıyorum. Yıllardır dünya genelinde insan hak ve hürriyetlerinin korkutucu biçimde yok edildiğini, bireylerin can güvenliğinin yok olduğunu, yeryüzünün yaşanmaz bir gezegene dönüştürülmek istendiğini ve insanoğlunun geleceğini tehdit eden bir süreç yaşandığını vurgulamaya çalışıyorum. Bu karanlık sürece karşı durmak için de herkesin vicdanına sesleniyorum.

Batı Avrupa ve Doğu Avrupa ülkeleriyle Ortadoğu/Kuzey Afrika ülkelerinde gizli cezaevleri olduğuna dair kesinleştirilemeyen bilgiler var. Adı geçen ülkeler arasında Türkiye, Bosna, Kosova, Üsküp de var. Bu merkezlerden geçenler, bulundukları ülkeleri uçuş saatleri, hava durumu, kıble, kendilerini sorgulayan insanların tipleri gibi ipuçlarını kullanarak tahmin etmeye çalışıyor. Burada İstanbul, Sabiha Gökçen, İncirlik ve Diyarbakır gibi isimlerin dışında Türkiye'nin kuzeyine ilişkin iddialar var.

7 Mart 2005'te İstanbul'dan kalkıp Kopenhag Havaalanı'na inen, 23 saat sonra, İzlanda'ya, oradan da ABD'ye giden uçağın tesbitinden sonra Türkiye iddiaların merkezinde. "Türk güvenlik birimlerinin bazı kişileri yakalayarak hiç sorgulamadan CIA'ya teslim ettiği" haberleri yayınlandı. ABD Başkanı Bush, 11 Kasım'da, "Zerkavi'nin kıdemli bir yardımcısının Türkiye'den ABD'ye nakledildiğini" açıkladı.

Türkiye bilgileri ısrarla yalanladı. Daha doğrusu gizledi. Sadece bir uçaktan söz etti, onun da Türkiye'nin bilgisi dışında olduğunu açıkladı. Buna inanılır mı? Avrupa Konseyi, tahmin ediyorum, elde ettiği bilgilerin tamamına raporunda yer vermedi. Türkiye, CIA'nın pis operasyonlarının merkezinde. Guantanamo'ya götürülen esirlerin İncirlik'te "ağırlandığını" bilmeyen kalmadı. Türkiye'nin üstlendiği role ilişkin ürkütücü bilgiler yakında dünya basınına yansır. Geçtiğimiz Aralık ayında Türkiye'ye gelen CIA eski Başkanı Porter Goss'un gündeminde başlayarak Türkiye'nin rolünü tartışmaya başlayabiliriz. Binlerce gizli uçuş, onlarca gizli işkence merkezi, sayısı bilinmeyen kurbanın akıbeti için, bu canavarlıkların sona ermesi için bir şeyler yapmayı deneyebiliriz.

Paris'in göbeğinden Tayland'ın yağmur ormanlarına, Okyanus'taki hayalet gemilerden, Kuzey Afrika'nın çöllerine kadar, sayısız esir ve işkence kampında yaşananları insanlık adına sorgulayabiliriz. Ve şu soruları sorabiliriz: Kaybolan binlerce insan nerede? Bu insanların aileleri, eşleri, çocukları, ana babaları nasıl bir dram yaşıyor? Nereye başvurup, kimden bilgi alabilirler? Bu insanlar ne ile suçlanıyor? Neden hiçbir şekilde haklarında yargı süreci başlatılmıyor? Neden hiçbiri hakkında resmi suçlama yapılmıyor?